Ahmet Takan, sosyal medya platformlarında yayınlanan bugünkü sıcak analizinde “Bahçeli, Bakanlar Görüşmesi… Perde arkasını tarafların yandaşları açığa çıkardı!..” konusunu ele almış…

04 Haziran 2026

ÜLKÜ PINARI

İşte Ahmet Takan’ın Bugünkü Sıcak Analizi:

SICAK ANALİZ
BAHÇELİ, BAKANLAR GÖRÜŞMESİ…
PERDE ARKASINI TARAFLARIN YANDAŞLARI AÇIĞA ÇIKARDI!..

Sanırım, önceki gün (Salı), İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi ile Adalet Bakanı Akın Gürlek’in MHP Genel Başkanı, hareketin lideri Devlet Bahçeli’ye yaptığı ziyaretin perde arkası netleşti.
Görüşmenin içeriği bugün açık kaynaklardan büyük ölçüde servis edildi. Önce, MHP’nin yayın organı Türkgün gazetesi üzerinden bakalım;
-“MHP Lideri Devlet Bahçeli’den uyarı: CHP’deki paralel liderlik, siyaset ve toplumsal istikrarı bozar”

Sözde röportaj resmi metni dikkatle okuduğunuzdan eminim. O yüzden uzun alıntılar faslına girmeyeceğim. Haberin giriş spotu şöyle;

  • MHP Lideri Devlet Bahçeli, Türkgün Gazetesi Başyazarı Yıldıray Çiçek’e verdiği röportajda, gündeme dair değerlendirmelerde bulundu. CHP’de yaşanan “mutlak butlan” kararı sonrası derinleşen kriz ve ortaya çıkan “paralel liderlik” yapısı hakkında konuşan MHP Lideri Devlet Bahçeli, siyasi mücadelenin sokaklara taşınmasına sert tepki gösterdi.

Aralara serpiştirilen sözde sorularla okuduğunuz uzun resmi metinden sadece “Özgür Özel’ün üzerine fena halde beton dökülmüş” sonucunu varırsanız, itiraz etmem ama dar alanda sıkışıp kalmışsınız derim.
Başlıktan, ana spotundan bütüne,uzun resmi metnin içine itina ile yerleştirilen “Paralellik”, “Paralel lider” vurgulamalarına önemle dikkatinizi çekmek isterim. Uzun alıntı yapmayacağız dedik ama meramımıza açıklık getirebilmek adına,- Gezi Parkı olaylarına gönderme yapılarak- ne denmiş resmi metinde şöyle bir göz atalım;
“Yapılan hamleler pusuya yatan FETÖ artıkları ve menfaat şebekelerince CHP’nin bölünmesi üzerine inşa edilmişse ve buna uygun zemin hazırlığı, meşruiyet oluşturma çabası, kamuoyuna yapacak başka bir şeyimiz kalmadı mesajı, ayrılmak için haklılık zemini oluşturarak güçlü bir kopma hevesi ise bu Türk milletinin ve CHP seçmeninin ferasetinden kaçmayacaktır. Türkiye, siyasete siyaset dışı müdahaleler ve FETÖ operasyonları tecrübesine sahip bir ülkedir. Bu doğrultuda CHP’nin rotasını, uluslararası bağlantı ve etkilenme alanı defalarca aşikar olmuş kişiler belirlememeli buna sağduyulu CHP’liler izin vermemelidir.
Hukuki sürecin kabul edilmemesi parti için fiili siyasi bir parçalanmışlığı doğurmuştur. Ancak hukuki süreç işleyecek, kurultay yenilenecek ve hukuka uygun bir biçimde CHP kaderini belirleyecektir. Bu nedenle CHP’liler FETÖ artıklarından ve sokaktan medet uman bir anlayıştan katî surette uzak durmalı, CHP’nin iç karışıklıklarını Türkiye sathına taşımayı akıllarından bile geçirmemelidir.”


“Paralelciler”i hatırladınız mı?.. 2013 yılında 17/25 Aralık olayları ile siyaset ve günlük dilimize yerleşmişti. Saray ile aynı kaptan su içtikleri FETÖ’cüler arasında ilk ciddi ayrışmanın başlangıç noktasıydı. “Paralel devlet yapılanması” da (PDY) böylece hukuk literatürümüze sokulmuştu. Gözyaşları ile huşu içinde adından bahsettikleri hain Fethullah Gülen ve yandaşları o tarihten sonra “Paralelci” oluvermiş, ‘tu kaka’ edilmişlerdi.


Bakanların, Devlet Bahçeli’ye gerçekleştirdiği ziyaretin perde arkasını açık kaynaklardan çözmeye devam edelim,
Saray yandaşı Yeni Şafak gazetesinde bugün “Yargıda yeniden FETÖ sancısı” başlıklı bir habere yer verildi. Haberde, “17-25 Aralık, Selam-Tevhid ve 7 Şubat MİT krizi gibi yargı destekli kumpaslar hafızalardaki tazeliğini korurken, yeniden FETÖ tehlikesi belirdi. Danıştay kararıyla göreve iade edilen örgüt iltisaklı hakim ve savcılar ile farklı renklere bürünmüş kriptoların birçok dosyada tartışmalı kararlara imza attığı belirtiliyor” ifadelerine yer verildi. Şöyle devam ediliyor;
“15 Temmuz’un ardından 4 binden fazla hakim ve savcının ihraç edildiği yargıda yeniden FETÖ sancısı başladı. Danıştay kararıyla göreve iade edilen örgüt iltisaklı hakim ve savcılar ile farklı renklere bürünmüş kriptoların birçok dosyada tartışmalı kararlara imza attığı belirtiliyor. 17-25 Aralık, 7 Şubat MİT krizi, Selam-Tevhid gibi yargı destekli kumpasların tekrarlanmasından endişe duyuluyor”


İki yandaş “gazete” pişti mi olmuşlar?..
Çok tartışılan ve içeriği çok merak edilen ziyaretin parçalarını şimdi itina ile birleştirin… Biri MHP’nin diğeri sarayın ana yayın organlarının üzerinden, önümüzdeki günlerde şahit olacağımız sıcak gelişmelerin habercisi gibi.

Ha PKK ha FETÖ… Benim için aynı …’un soyu demek!..

Yıllardır, FETÖ’nün 15 Temmuz hain kalkışması sonrası temizlenmediğini belgeleriyle yazdım durdum. Hatta bu yüzden mahkelemelerde yargılanıp cezaya çarptırıldım.
Bebek katili Abdullah Öcalan’ı yol arkadaşı seçen birilerinin/bir yerlerin aklına FETÖ gerçekliği yeni geldiyse. Samimiyetlerine ancak şöyle inanırım;
Necip Hablemitoğlu cinayeti dosyasını –güçleri yetiyor ve gerçekten samimi iseler- yeniden açsınlar. 18 Aralık 2002’de Ankara’da evinin önünde uğradığı silahlı saldırıda Necip Hablemitoğlu’nun nasıl öldürüldüğünü, cinayet mahallîndeki delillerin anında kimler tarafından nasıl karartıldığını sonra bu karartmayı yapan “paralelci”lerin itina ile nasıl başka görevlere kaydırıldıklarını nasıl devlet içinde başka kıyak makamlarda ödüllendirildiklerini gün ışığına çıkarsınlar. Hablemitoğlu gibi yiğit bir Türk aydınını katledenleri ve işbirlikçilerini yakasından tutup yargının önüne çıkarsınlar. FETÖ gerçekten temizlenmek isteniyorsa işe ilk buradan başlasınlar. Eğer, işe nereden başlayacaklarını bilemiyorlarsa, Necip Hablemitoğlu’nun “Köstebek” adlı kitabını satır satır okusunlar!..

04 Haziran 2026

Ahmet TAKAN


Yorum bırakın