Sanki CHP’deki kaos, görevi olmayan bir mahkemenin eseri değilmiş gibi konuşmalar yapılıyor. Oysa butlan kararı veren mahkemenin böyle bir görev alanı yoktur.

Dörtyol’dan Kazım Yalçın’ın değerlendirmesini hatırlatıyorum:

“Seçimlerin yürütülmesi, denetlenmesi, itirazların kesin karara bağlanması ve sonuçlarının ilan edilme yetkisi Anayasamızın 79. maddesi kapsamında Yüksek Seçim Kurumuna verilmiştir.

Benzer şekilde yine 2820 sayılı Siyasi Partiler kanununun 21. maddesi kapsamında, siyasi partilerin genel merkez, il ve ilçe organları seçimleri ile il kongresi ve büyük kongre delegelerinin seçimleri, yargı gözetimi altında gizli oy ve açık tasnif esasına göre yürütme, denetleme, itirazlarının kesin karara bağlanması ve sonuçlarının ilan edilmesi de YSK’nın yetkisine verilmiştir.

Adlî yargı ilk derece mahkemeleri ile bölge adliye mahkemelerinin 26 Eylül 2004 tarih ve 5235 sayılı kanun ile görev ve yetkileri belirlenmiş olup, Adli yargı ilk derece mahkemeleri ile bölge adliye mahkemeleri ancak hukuk ve ceza yargılamaları yaparlar.

Adlî yargı ilk derece mahkemeleri ile bölge adliye mahkemeleri ancak 2820 sayılı Siyasi Partiler kanununun 7. kısmında ceza hükümlerinin açıklandığı madde 111 Cumhuriyet Başsavcılığına ve Anayasa Mahkemesine gerekli bilgilerin verilmemesi, madde 112 oylamaya hile karıştırılması, madde 113 parti defter ve kayıtlarının tutulmaması, tahrifi, defterlerin yok edilmesi veya gizlenmesi, madde 114 gerçek dışı üye kaydı yapılması, madde 115 organlarda görev alanların bildirilmemesi, madde 116 Kanuna aykırı bağış, kredi veya borç alınması, borç verilmesi, madde 118 Genel ceza hükümleri ve madde 119 da seçimlerde alınan tedbirlere uymama gibi durumların yaşanması halinde ceza yargılama yetkileri vardır ve sınırlıdır.

Bu durumların dışındaki bütün süreçlerde YSK yetkilidir.

Mutlak butlan kararına bu bilgiler ışığında bakıldığında Ankara 36. Bölge Mahkemesinin CHP’nin 38. Kurultayı hakkında vermiş olduğu karar, görevsizlik yönünden mutlak butlandır.”


MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ise, konuyu CHP’nin iç sorunu olarak göstermeye devam ediyor ve “Taraflara önerdiğimiz diyalog ve uzlaşı çağrısı bu güne kadar karşılık bulmamıştır. CHP içerisindeki iç çekişme önce taraflar arasında çatışmaya dönüşmüş, sonrasında ise yol ayrımına zemin hazırlamıştır.” diyor.

Hayır, böyle olmadı! Görevi olmayan bir mahkeme, CHP’ye müdahale etti ve yapılan kurultayları geçersiz saydı. Oysa bu konuda tek yetkili olan makam, Yüksek Seçim Kurulu’dur.

Bahçeli, “CHP’nin iç meselesi bilinçli ve organize bir şekilde Türkiye’de ‘iktidar ve otoriterleşme’ sunî gündemini yaratmayı ve Türk Milletinin ortak değerleri üzerinden ayrışmayı beraberinde getirmiştir.” diyor.

Oysa iktidarın otoriterleşmeye gidişi ve CHP’yi işgal ettirmesi, Tom Barrack’ın Trump adına monarşi tavsiyesiyle birlikte Türkiye’nin Irak ve Suriye ile birleşmesi dayatmasıyla ilgilidir. Yapılmak istenen Türkiye’nin Anayasal düzenini, devletin kurucu felsefesini yıkmaktır ve CHP buna engel olarak görülmektedir.

Dolayısıyla, CHP’nin hukuksuz yargı darbesine karşı direnme hakkı vardır.

“Meşru hukuk yollarından sonuç alınmadığı” bir algı değil, gerçektir! “CHP iktidar tarafından ele geçirildi” başlıkları da gerçeğin ifadesidir.

Sonuç olarak, yapılan iş hukuki değil, siyasidir.


Görevli olmayan mahkemenin CHP’ye müdahalesinin men edilmesi için Yüksek Seçim Kurulu gereğini yapmamıştır. Yargıtay bekleyiştedir! Dolayısıyla mevcut yargı sürecinin sonuçlanmasını beklemek, boynunu ipe uzatmak olur.

Mahkeme kararı butlandır ama CHP bu karar sayesinde kapısı kırılarak işgal edilmiştir.

Gerçek buyken, taraflara uzlaşma önermek, hakkaniyete uymaz. Yüksek Seçim Kurulu’nun geçerli saydığı kurultayları yok sayacaksınız, sonra da “uzlaşın” diyeceksiniz. Böyle bir durumda uzlaşmak, haksızlığa boyun eğmek demektir.


Bu itibarla geri adım atması gereken iktidardır ama Bedri Baykam’ın belirttiği gibi “Maçı kaybetmek istemeyen rakip takımın başkanı, kendisini maçın hem hakemi hem MHK hem de federasyon başkanı olarak görüyor…”

Yetkisiz bir mahkeme kararıyla CHP’yi işgal ettirenlere karşı, normal hukuk süreçleri içinde hiçbir sonuç alınamaz. Hukukun siyasi rakiplerini yok etmek için silah olarak kullanıldığı bir ülkede, hukuktan bahsedilemez…

05 Haziran 2026

Arslan BULUT

KAYNAK: https://yenicaggazetesi.com/


Yorum bırakın