Ahmet Takan’ın Sıcak Analizi: “Bırak Apo’yu al iktidarı”!..

Ahmet Takan, Sosyal medya X hesabından 30 Nisan 2026 tarihinde:
“Değerli okur ve takipçilerim; Yeniçağ gazetesindeki tüm görevlerimden istifa ettim. Yılmaz Özdil üstadın kulakları çınlasın; “Bukalemun gazeteciler” Yeniçağı’ı da ele geçiriyorlar.” şeklinde bir mesaj paylaşmıştı.

Ahmet Takan, 01 Mayıs 2026 tarihli X mesajında:

” MÜCADELEYE KALDIĞIMIZ YERDEN DEVAM!..
Değerli okurlarım,takipçilerim;Yeniçağ “gazetesi”nden istifa ettiğimi sizlere duyurduktan sonra gelen destek mesajlarına sonsuz teşekkür ederim. Bana güç, moral verdiniz. Sizlerden aldığım güç, moral ve destekle sosyal medya platformlarından günlük analiz ve yazılarıma devam edeceğim. Mustafa Kemal ATATÜRK’ün çizdiği yolda son nefesime kadar mücadelemi sürdüreceğim. Çapsızlara, bukalemunlara, kıyafetsiz muhterislere, vatan hainlerine, hırsıza, uğursuza, milliyetçi görünümlü veya sonradan menfaat icabı bu görüntüye giren bölücü hainlere meydanı asla boş bırakmayacağız. Yakında ,tekrar görüşmek üzere… HER ŞEY VATAN İÇİN!..” diyerek kendi sosyal medya platformlarından yazılarına devam etmektedir.

Ahmet Takan’a haklı ve ilkeli mücadelesinde başarılar dileriz.

06 Mayıs 2026

ÜLKÜ PINARI

İşte Ahmet Takan’ın “SICAK ANALİZ” Yazısı:

SICAK ANALİZ
“Bırak Apo’yu al iktidarı”!..

MHP Genel Başkanı, hareketin lideri Devlet Bahçeli’nin dünkü Meclis grup toplantısında konuşmasını izledikten sonra aklıma 2015 yılındaki koalisyon görüşmeleri geldi.
Ne alaka mı?..
Devlet Bahçeli, o günlerde, AKP ile koalisyon kurma şartı olarak “Ver Bilal’i, al iktidarı” demişti. Tayyip Erdoğan’a, bu, çok ağır gelmişti. Sonrasında neler olduğunu yaşayarak gördük. Dünkü, yazımda Devlet Bahçeli’nin saraya gönderdiği- DEM Parti eş başkanı Tuncer Bakırhan’ın da altına imzasını attığı- ağır tehdit mesajlarını ayrıntılı olarak analiz etmiştim. İlk izlenim olarak, saray cenahı abandone durumda desem abartmış olmam sanırım. Saray ile MHP arasında iyice gerilen ipin ne zaman kopacağı ise “ ver-al süreci”nde bundan sonra neler olacağına bağlı.

Kandil “Apocu Hareket Yönetimi” ile hareketin lideri Devlet Bahçeli arasında gerçekleşen paslaşma sonrasında bebek katili Abdullah Öcalan için bulunan “Barış Süreci ve Siyasallaşma Koordinatörlüğü” statüsü bölücü örgütün siyasi temsilcileri tarafından da uygun görülmüşe benziyor. Esasında, o formülün şifresi “siyasallaşma Koordinatörlüğünde”!.. Bahçeli ile Kandil arasındaki paslaşma trafiğini de” KANDİL DAYATTI, BAHÇELİ ÖNERDİ!..” başlığıyla dün yaptığımız ikinci Sıcak Analiz yazısında dikkatlerinize sunmuştum.
Bahçeli’nin çıkışları ve Öcalan önerisi sonrasında hakem saraya nakavt olmaması için sayarken, bugün, bölücü teröristlerin ini Kandil cephesinden gelen mesajları mercek altına alarak önümüzü görmeye çalışalım. Terör örgütünün sözde yayın yayın organı Yeni Yaşam gazetesinde yayınlanan “köşe yazıları”ndan bazı alıntılar;

-Abdullah Öcalan ile birçok kez görüşen ve bazı süreçlerde arabulucu rolü de üstlenen siyasetçi Mihemed Emin Pencwênî, “Bırakan Öcalan çıksın Ankara’da İstanbul’da toplantılar yapsın, bu süreci anlatsın. Başkan Öcalan özgür oluncaya kadar bu mücadele devam etmeli” dedi.
-Kürt varlığını tanımak onun siyasi iradesini tanımakla olur. Şu anda devlet hâlâ Kürtlerin önderim ve baş müzakerecim, dediği Abdullah Öcalan’ın siyasi konumunu ve statüsünü belirlemiş ve tanımış değil. Fiili yürüyen görüşmeler resmi muhataplığa dönüşmelidir ki, süreç ilerlesin, Kürt sorununun çözümü ve demokratikleşme açısından bir anlam taşısın. İmralı, resmi muhatap haline gelir, özgür çalışır konuma kavuşursa o zaman Türk devletinin çözüm iradesi olduğu görülür ve süreç hızlanır.

-Medya Savunma Alanlarında yapılan basın toplantısında Hareket Yönetimi’nin yaptığı açıklama ve sorulara verilen cevaplar bu konuya vurgu yapmaktadır. İmralı’da Abdullah Öcalan’ın siyasi konumu belli olursa ve bir taraf olarak çalışmalarını yürütürse barış ve demokratik toplum sürecine destek fazlasıyla artar.

-Herkes doğrudan İmralı’nın ne söylediğini duymak ve öğrenmek istiyor. Görüşme notları konusunda DEM heyetinin açıklamaları olsa da kamuoyu doğrudan Öcalan’ı duymak istiyor. Basına sızan görüşme notlarında belirtilenler doğru olsa dahi tartışma konusu oluyor. Bu açıdan da gazetecilerin, aydınların ve siyasetçilerin Abdullah Öcalan’la yüz yüze görüşme yapmaları bu süreç açısından çok önemli olacaktır.
-İmralı’nın konumu ve statüsü belli olmazsa, bu, muhataplık, dolayısıyla süreç konusunda hükümetin yaklaşımlarını sorgulatır. Türkiye’nin en temel sorununda muhataplığa doğru yaklaşmayanın Kürt varlığının ve özgürlüğünün hukuk içine alınması konusunda iradesi olup olmadığı sorgulanır.
Sürecin gelişmesinin anahtarı olacak muhatabın statüsünün netleştirilmemesi ister istemez süreç tıkanıyor mu, ya da donduruldu mu sorularını akıllara getirir.
-Tayyip Erdoğan’ın, hükümet toplantısı sonrası yaptığı açıklamalarda sürece hiç değinmemesi, Hareket Yönetimi adına yapılan açıklama ve değerlendirmelerin boşuna olmadığını gösteriyor.


Aslında fotoğraf oldukça net!..
Hareketin lideri Devlet Bahçeli’nin dün “statü” diyerek söyleyemeyip ağzında gevelerken ortaya attığı “Siyasallaşma Koordinatörlüğü”nün altında yatanı terör örgütü sözcüleri bugün hep birlikte bas bas bağırarak söylüyor;
“Abdullah Öcalan’a özgürlük”…
Dünkü, MHP-DEM-CHP- Kandil arasında yapılan dar alandaki paslaşmalarda gösteriyor ki; Tayyip Erdoğan’a tek seçenek bırakıldı;
“Bırak Öcalan’ı al iktidarı”!..

06 Mayıs 2026

Ahmet TAKAN


Yorum bırakın