Türkiye’de açıktan ve derinden giden “yeni eksen” tartışmalarına, birbirinden ayrı gibi görünen gelişmeler ışığında, onları bir araya getirerek değinmeye gayret gösteriyorum.

Sarayın “eksen” deki yeri belli. Onda bir değişiklik henüz yok. Trump ve ABD’nin hemen yanı başı!.. Ancak, Tayyip Erdoğan sonrası potansiyel Cumhurbaşkanı adayı Hakan Fidan’da bir değişiklik açıktan kendini göstermeye başladı. ABD’nin Ankara Büyükelçisi kılıklı Ortadoğu valisi Tom Barrack, peş peşe Tayyip Erdoğan’a methiyeler yağdırınca ve ailenin -bir sonraki dönemde- oğul Bilal Erdoğan’ın adaylığında kesin kararlı olduğunu görünce, Hakan Fidan saf değiştirip baba ocağı Londra’ya doğru yelken açmış gibi!..

Eş zamanlı gelişmelere dikkat;

-“Londra’nın Gül sesi Türkiye’ye ‘yeni eksen’ önerdi…” başlıklı yazımda; https://www.yenicaggazetesi.com/londranin-gul-sesi-turkiyeye-yeni-eksen-onerdi-1022284h.htm

  1. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün , Yunanistan’da katıldığı 11. Delphi Ekonomi Forumu’nda küresel düzene ve Orta Doğu’daki çatışmalara dair uyarılarda bulunduğuna dikkat çekmiştim.. ABD’nin İran’a yönelik doğrudan müdahalesini “uluslararası kurallara indirilmiş bir darbe” olarak nitelendiren Gül, Avrupa’nın ABD’ye güvenmeyi bırakıp İngiltere’den Türkiye’ye uzanan stratejik bir güvenlik projesi başlatması gerektiğine vurgu yapmasının altını kalınca çizmiştim.

Necip basınımız pek üstünde durmaya gerek görmedi!.. Sonra ne oldu?..

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’mızda Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın Londra’ya giderek İngiltere ile çok önemli bir anlaşmaya imza attığını öğrendik. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile Birleşik Krallık Dışişleri Bakanı Yvette Cooper arasında 23 Nisan’da Londra’da imzalanan Stratejik Çerçeve Anlaşması’nda neler var;

-Kriz yönetimi ve bölgesel dosyalarda ortak hareket kabiliyeti artırılması, karşılıklı güven inşası.

-Savunma işbirliği, enerji güvenliği, LNG ticareti ve kritik altyapıların korunması .

-Ticaret anlaşmasının güncellenmesi ve dijital ekonomi alanında genişleme.

-Yapay zekâ, siber güvenlik ve ileri teknolojilerde ortak platformlar kurulması.

Anlaşmanın kaba hatlarını aldığım bu çerçevede, imza konulan metni “iki ülke ilişkisini klasik diplomasi sınırları” olarak tanımlamak mümkün mü?.. Adı üstünde; “Stratejik Çerçeve”!..


Bir şeyler oluyor ama neler oluyor?..

“ TRÇ İttifakı” önerisinin öncüsü MHP Genel Başkanı, hareketin lideri Devlet Bahçeli’nin dünkü konuşmasından (Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in, 21 Nisan’da Avrupa kıtasının “Rus, Türk veya Çin etkisine bırakılmaması gerektiğini” söylemesiyle ilgili) bazı alıntılara da göz atalım;

“Avrupa Komisyonu Başkanı’nın ağzından dökülen bu söz, dilin kazası olarak görülemez; zihnin derinliğinde duran tasnifin, kibrin ve çifte standardın dışavurumudur. Nitekim bu küstah dilin “jeopolitik bakımdan sorunlu”, “gerçeklikten kopuk” ve “çifte standartlı” bulunduğu bizzat kendi çevrelerinde dile getirilmiştir.

Hatta aynı çevreler; Türkiye’nin Avrupa güvenliği bakımından temel bir müttefik, enerji hatları ve kaynakları bakımından hayati bir damar, göç yönetimi bakımından kilit bir ortak ve bölgesel denge bakımından vazgeçilmez bir güç olduğunu hatırlatmak zorunda kalmıştır.

Öyle ya da böyle; ister doluya koyun almasın ister boşa koyun dolmasın, Türkiye; jeopolitik düğümlerin tam ortasındadır, kilit noktasıdır, cümle kapısıdır.

“Neydim” demeyen mahfillerin “ne oldumcu” tavrıyla mücadele etmek zorunda kaldığımız bu basiretsiz uluslararası sahada mesele Türkiye’nin nerede durduğu değil; Avrupa Birliği’nin nereye savrulduğudur.

Şayet Avrupa, Türkiye’ye karşı kullandığı dili adalet, hakkaniyet ve rasyonalite zeminine çekmezse;

şayet kendisini hâlâ eski hiyerarşi duygusunun konforu içinde zannederse;

şayet Türkiye’yi ihtiyaç anında çağrılacak, rahatladığı anda ötede tutulacak bir unsur gibi görmeyi sürdürürse, kendi tarlasını nadasa mahkûm eden siyasi bir kuraklıkla karşı karşıya kalacaktır.”

Ve sonunda Bahçeli,” Türkiye’nin Rusya ile, Çin ile, Türk dünyasıyla, İslam coğrafyasıyla, Avrupa ile ve dünyanın sair merkezleriyle hangi ölçüde, hangi çerçevede ve hangi derinlikte ilişki kuracağına blok taassubu karar veremez; buna ancak millî menfaatin hükmünde işleyen devlet aklı karar verir” dedi.

İngiltere’nin öncülüğünde Avrupa’nın yeniden biçimlendirilmesi…

Halihazırda elimizde ,bir yanda “BOP”, diğer yanda; Pekin’den Londra’ya ,Bir Kuşak, Bir Yol” projesi var. Güncellemeleri takip ediyoruz. MHP Balgat semti merkezi ve saray arasında esen soğuk rüzgarlar Ankara’da kendini iyiden iyiye hissettirmeye başladı. İster misiniz?.. Birgün çıkıp Abdullah Gül, MHP-CHP birlikteliğine ilişkin birkaç imada bulunsun, Devlet Bahçeli’nin önünü açsın… Benimkisi şu anda sadece bir tahmin!..

29 Nisan 2026

Ahmet TAKAN

KAYNAK: https://yenicaggazetesi.com/


Yorum bırakın