Başka yoldan almasını biliriz, deniyor.

Kime?

Hem seçmene hem de muhalif belediye meclis üyelerine. Ha bir de dosyası olan belediye başkanlarına. Kırk katır mı, kırk satır mı misali.

Siyasette son dönemin mottosu bu.

Seçimlerin pek bir anlamı kalmadı artık. Dış dünyaya demokrasi varmış gibi göstermekten ve sözde meşruiyet kazanmaktan başka anlamı yok. Bir parlamento var ama yürütmeyi denetleyemiyor. Muhalefetin kazandığı belediyeler var, her sabah operasyon beklentisiyle kulakları kirişte.

Onlar da yolsuzluk yapmasaydı denebilir. Elbette yapmamalı. Yapan da hesabını vermeli. İster iktidara ister muhalefete mensup olsun, belediyelerde ama az ama çok bir takım al-ver işleri hep vardı. Bundan sonra da olacaktır.

Peki ne yapmalı, seyirci mi kalmalı?

Tabii ki hayır. Önce belediyelerden parti genel merkezlerine, il teşkilatlarına giden hortumlar kesilmeli. Bunun yolu da belli. Pazarlık usulüyle ihale yapılmasına olanak tanıyan Kamu İhale Kanunu’nun 21/b maddesi kaldırılmalı. Doğal afet, salgın hastalık gibi öngörülemez olaylar sonrasında ihtiyaçların acilen karşılanması için kanuna konan bu maddenin amacı dışında ve neredeyse tüm ihaleler için kullanıldığı malum.

Yeter mi?

Yetmez. Bu madde dışında, ihaleyi istediği kişiye vermek için özel ihale şartnamesi hazırlamak da yolsuzluğa kapı aralayan ikinci bir yöntem. İhaleyi vermek istediği şirketin elindeki makine parkı ya da malzemeye göre şartnameyi hazırladın mı işlem tamam.

AKP’nin iktidara geldiği 2002 yılında yürürlüğe giren 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu, aradan geçen sürede tam 206 kez değişti. İktidar yolsuzluğun önüne geçmek istiyorsa bir değişiklik daha yapsın ve hem 21/b maddesini yeniden düzenlesin hem de özel şartname hazırlanmasına yönelik denetimler getirilsin.

Ama yok, kendileri de bu yöntemle siyasete para aktardıklarından işlerine gelmez.

GÜNEŞ MOTEL’İ AĞZINIZA ALAMAZSINIZ

İktidar sadece havuza paranın bir kısmını aktarıp gerisini cebine atan belediye başkanlarına ceza keser. O da sabahın köründe operasyon ve sonrasında tutuklu yargılama şeklinde olmaz. Sadece görevden el çektirilir. Bu başkanların görevden alınmasına dair kamuoyuna ve seçmene en ufak bir açıklama yapma gereği de duyulmaz.

Muhalif belediye başkanı operasyonla tutuklanınca belediye meclisinde bir iki üyeyi farklı yöntemlerle iktidar safına çekmek pek de zor değil. İddialara göre kimine tehdit kimine rüşvet. Pek de ucuza giden var. Üsküdar Meydanı’nda bir simit tezgâhına da gidilir mi Allah aşkına!

Tam 48 yıldır Güneş Motel olayını sakız gibi çiğneyen AKP’nin bir daha ağzını açmaya hakkı yok.

Bu meclis üyelerini ve transfer olan başkanları seçenlere de söylenecek çok şey var da…

Lafımızdan çıkmasın, bizim yanlarına monte edeceğimiz esas adamlarımız onların yerine belediyeyi yönetsin diye parti aidiyeti olmayan, dava nedir bilmeyen isimlerin en ufak bir tehdit karşısında yelkenleri indirmesine şaşmamak gerekir.

Ha bu da muhalefete bir ders olsun. Evdeki buzağıyı beğenmezsen sonucuna katlanırsın.

Belediye başkanlarına parti il başkanlarının hatta genel merkez yöneticilerinin amiriymiş gibi hareket alanı sağlarsan ne cumhurbaşkanlığı seçimini kazanma ne parlamentoda çoğunluğu sağlama ne de yerel iktidarda kalıcı olmayı unutun.

Her şey bir dosyaya bakar. İktidar dosyanın accık ucunu gösterdi mi bütün hesaplarınız çöker.

12 Eylül 2026

Miyase İLKNUR

KAYNAK: https://cumhuriyet.com.tr/


Yorum bırakın