Her şey açık değil mi? Her şey gözlerimizin önünde cereyan etmiyor mu? DEM heyeti İmralı’ya gitmiyor mu? Gidip geldikten sonra açıklama yapmıyorlar mı?

Bütün bu gidip gelmeler, açıklamalar, “Terörsüz Türkiye” denilen, “Çerçeve Yasa” denilen süreç için yapılmıyor mu? Yoksa televizyonlarda gördüklerimiz hayal mi?

İmralı’da kiminle görüşüyorlar? Öcalan ile görüşmüyorlar mı? Öcalan, on binlerce insanımızın öldürülmesinden sorumlu olarak Türk mahkemeleri tarafından ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkûm edilmiş bir suçlu değil mi? On binlerce şehidimizin sorumlusu olan PKK denen örgütün başı değil mi? Yoksa bunlar da olmadı da bütün kamuoyu hayaller içinde mi yaşıyor?

Hiçbir gizli bilgiye sahip değilim. Her Türk vatandaşı gibi ben de televizyonlardaki haberleri izliyorum ve bunları görüyorum. Bütün bu gidip gelmeler, görüşmeler ne için yapılıyor? Çerçeve yasanın çıkması ve uygulanması için değil mi? Çerçeve yasa, “Terörsüz Türkiye” denilen sürecin ilk adımı değil mi?

Bu kadar açık olan, bu kadar gözler önünde bulunan şeyleri niye yazdım? Hani yürütülen süreçte Öcalan muhatap değil, filan gibi şeyler söyleniyor ya… Öcalan muhatap değilse niye sürekli yanına heyetler gidip geliyor? Süreci başlatan Devlet Bahçeli niye ikide bir Öcalan’a statü verilmesinden söz ediyor?

Bir de bazı memurlar gidip geliyormuş. Görüşme tutanakları bazen sızıyor, sonra da yalanlanıyor değil mi? Derdim tutanakların gerçek olup olmadığını tartışmak değil. Tutanak tutulması, bazı memurların da İmralı ile görüştüğünü göstermiyor mu?

Başka hiçbir şeye dayanmıyorum. Çerçeve yasanın şu maddesinde şu varmış bu varmış diye yorumlarda bulunmuyorum. Başka ülkelerin baskıları filan diye de yorumlar yapmıyorum. Sadece görünen somut gerçeği yazıyor ve ortaya koyuyorum. Hükmüm de işte bu görünen gerçeğe dayanıyor.

Evet, bir süreç yürütüyorsunuz ve bu süreçte Öcalan’ı muhatap alıyorsunuz. On binlerce insanımızın katlinden sorumlu bir çetenin başını muhatap alıyorsunuz. İşte sadece bunun için “Buna devlet politikası denemez.” diyorum.

Ortada Türk mahkemeleri tarafından ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkûm edilen bir suçlu var. Öyle böyle bir suçlu değil. On binlerce insanımızın öldürülmesinden sorumlu bir suçlu. Böyle bir suçlunun muhatap alındığı sürece “devlet politikası” denemez. Çetenin başı olan muhatapla devletin birtakım memurları görüşüyor diye bu sürece “devlet politikası” denemez. TBMM’de kurulan bir komisyonun DEM partili üyeleri söz konusu muhatapla görüşüyor diye bu sürece “devlet politikası” denemez.

Bir devlet, on binlerce insanını öldüren ve ağır hapse mahkûm edilen bir suçluyu muhatap kabul ederek “devlet politikası” oluşturamaz. Bunu yaparsa vatandaşların o devlete inançları, mensubiyet duyguları zayıflar.

Düşünebiliyor musunuz, benim devletim bir suçlu ile görüşmeler yapıp “devlet politikası” diyerek birtakım politikalar oluşturuyor? Bir vatandaş olarak benim bunu kabul etmem mümkün mü? Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının, bir suçlunun muhatap alınmasıyla oluşturulan politikaları kabul etmesi mümkün mü?

Bir de tenkit etmeyecekmişiz? Siz önce vatandaşların ruhunda yarattığınız büyük ıstıraba bir bakın. Beni, bu devletin vatandaşlarını İmralı’da yatan, ağırlaştırılmış müebbede mahkûm suçlu mu yönetiyor? Onu muhatap alanlar ve sizler… Bu ülkeyi muhatabınızla birlikte mi yönetiyorsunuz? Ucundan da olsa bir suçlunun muhatap alındığı sürece “devlet politikası” denemez. İşte o kadar!

30 Ağustos 2026

Ahmet B. ERCİLASUN

KAYNAK: https://yenicaggazetesi.com/


Yorum bırakın