Bir milletin zevalden ve zilletten kurtulma yolundaki mucize başkaldırısı…
https://www.sakaryamm.org/ sayfasında arkadaşlarımız (Ankara Kent Konseyi bünyesinde tarihi alan çalışması yapan dostlarımız/ Sakaryamm Derneği) 105 yıl öncesinin Sakarya hattında başlayan ve ” Melhame-i Kubra” günleri diye adlandırılan kan deryası günlerinin günlüklerini paylaşmaya devam ediyorlar. Bir yandan Yunan’la savaşacaksınız, bir yandan yerli işbirlikçiler önünüze duracak. İngiliz, Yunan uçakları vızır vızır havadan “padişah fermanı” “Şeyhülislam fetvası” atacak… Neymiş “düşman” düşman değilmiş; asıl düşman padişaha karşı gelen kuvvacılarmış. Bu yalana kanıp kuvvacıya bir tas su vermeyen köylü gerçeği ile savaşmak da kuvvanın/kuvvacının kaderiydi. Tarih hep böyle geldi maalesef…
Bugün 16 Ağustos…105 yıl öncesinin Sakarya hattı raporu…
16 Ağustosta Sakarya hatti…
“Bugün16 Ağutos, artçılarımız Sakarya’nın batısında kalan tarlalardaki ürünleri yaktılar, boşalan köylerdeki kuyuları taşla doldurdular, köprüleri yıktılar düşman faydalanamasın diye. Yunan uçakları Padişahın fermanını, şeyhülislamın fetvalarını atıyordu köylere. Bir kısım köylü koyunlarını, bir tas su vermedi askere. Siz Padişahımıza karşı geldiniz, katliniz vacip, köye girerseniz ateş açarız, gelen ordu düşman değil dediler. Yunan gelince önce koyunlarını, sonra döve döve altınlarını aldı köylünün. Son kuvvetlerimizde geçince; Sakarya’nın doğusuna, Sakarya’nın üstündeki köprülerde tek tek havaya uçuruldu. Sakarya nehri üstüne bentler yapılarak nehir şişirildi, nehir çevresi bataklık olsun düşman rahat geçemesin diye. Ordumuz müdafa hattına yerleşmesine, takviyelerle kuvvet arttırmasına, kağnı kolları , gönüllüler gelmeye devam ediyor Ağustos sıcağında. Düşmanın ne tarfan taruz edeceği bilinmediğinden çoklu müdafa planı yapılıyor. https://www.sakaryamm.org/ sayfamızı, tüzüğümüzü, çağrı başlığımızı yaptıklarımızı okumayı unutmayın. Dostlarınıza, arkadaşlarınıza duyurun bizi. Şehitlerimizin ruhu şad olsun diye çıktığımız bu yolda bize destek olun, olsunlar.”
Hadi, başlamışken 15 Ağustos raporunu da verelim ki, milli mücadele dediğimiz kavganın hangi şartlarda gerçekleştirilmiş olduğunu bir kere daha iliklerimizde hissedelim.Genclere, çocuklarınıza okutun. Bu işlerin öyle “şeriat isteriz”, “hilafet elden gidiyor” bağırtılarıyla yürümediğini görsünler. “Kuvva” ve “kuvvacılık” düşmanlığı eden sapık zihniyete kalsaydık, bugün belki de bir devletimizin olmayacağını anlasınlar.
Bu da bir gün evveli (15 agustos)
“Bugün 15 Ağustos. Karadeniz bölgesinde Rum çeteler Topal Osman ve arkadaşları tarafından ve Kuvayı Milliye güçleri tarafından sert bir şekilde yok edildi. Bu kuvvetlerde Sakarya’nın doğusuna gelmeye başladılar. Urfa, Antep, Maraş’tan vatanın savunması için yola çıkanlar; Adana’ya kadar yürüyerek, atı olan atı ile, at arabası olan arabası ile geldiler, Ağustos sıcağında. Sonra trenle Konya’ya sevk olundular. Ordanda gene yürüyerek Sakarya müdafaa hatlarına ulaştılar 105 yıl önce. Konya üzerinden, Kayseri, Kırşehir üzerinden, Sivas ,Yozgat, Kırıkkale üzerinden, İnebolu, Çankırı üzerinden kağnı kolları, deve kervanları yollara düşmüş her türlü malzemeyi, mühimmatı Ankara’ya taşıyorlardı durmadan. Rusya’dan para ve silah ta gelmeye başladı. Ankara’da Hamam arkasında hastane kurdu Ruslar. Doktor hemşire yolladılar.Tren yolu ile Doğu cephesinden asker ve silah geliyordu. Sanki tüm ulus yollara düşmüştü. Mustafa Kemal’in ‘Bütün Türk Milletini cephede bulunan ordu kadar, duygu, düşünce, ve hareket bakımından savaşla ilgilendirmeliyim’ düşüncesi vücut buluyordu gerçek yaşamda.Elinde bulunan imkanları, malını, canını ordusuna veriyordu halk.”
16 Ağustos 2026
Şevket Bülend YAHNİCİ
