Siyaset, ah bu siyaset… Gerçekten de çirkin mi çirkin, çirkef mi çirkefmiş. Allah korumuş, ya da İnşaallah Allah’ın sevgili kuluymuşuz ki bizi kurtarmış.
Gençliğimizde ucundan kıyısından bulaşmış, seçim çalışmalarına katılmış, inandığımız bir dava uğruna köy köy dolaşmış, mitinglere, kongrelere katılmış, yazılar yazıp yayınlamış, bildiriler hazırlamıştık.
Ama Allah şahit, buna rağmen hiçbir zaman şu ya da bu görev için talepte bulunmamış, aday adayı ya da aday olmayı aklımdan bile geçirmemiştim.
Memleketimden Belediye Başkanlığı ve Milletvekilliği adaylığı teklifleri gelince onları da “Mizacıma uymuyor” diye geri çevirmiştim.
Öyle ki bir ağabeyim çok ısrar etmiş, “Sizin gibiler talip olmayınca meydan şunlara bunlara kalıyor” demiş, ona şu cevabı vermiştim:
“Ağabey, Mecliste bulunanların içinde çok değerli kişiler var ancak görüyorsun işte bir şey yapabildikleri yok. Çoğu zaman seslerini bile çıkaramıyor, kayıtsız şartsız teslim oluyorlar. Fikrini söylemeye kalkanların işi de hemen bitiriliyor!”
Memlekette, benim dışımda rahmetli babama da aday olmam söylenince, “Ben onun anasına küfür edilmesini istemem” dediğini çok sonraları öğrendim.
İşte olup bitenleri görüyoruz. Herhangi bir siyasi partiden aday olup seçilen belediye başkanı ve milletvekilleri hiç utanıp arlanmadan kendilerine oy veren binlerce, on binlerce hatta yüz binlerce seçmenin kul hakkını yemekten de korkmadan başka bir siyasi partiye geçiveriyorlar. Dolayısıyla
Babamın feraseti üzere analarına ve yedi sülalerine küfredilmesini sineye çekiyorlar.
Gerçekten beni ve benim gibi düşünenleri Allah korumuş. Onun için şükrediyorum.
Mesela şu açılım saçılım işleri, “Çerçeve Yasa” ve benzeri durumlar sırasında içine sinmeden oy verenler oldu mu? Oldu! İçine sinmeyenler ses çıkarabildiler mi? Hayır! Çıkarsalardı ihraç başta olmak üzere işleri bitirilir miydi? Evet!
Dün, AKP’nin 25. Kuruluş yıldönümü imiş. Bazı Belediye Başkanları ve Milletvekilleri yine oy aldıkları seçmenlere ihanet ederek oraya geçiş yaptılar, el öptüler. Ancak bir ara TV’den seyrederken dikkatimi çeken bir şey oldu. Sayın Cumhurbaşkanı bazılarının yüzüne bile bakmıyor, bir sonra geleni ya da meydandaki çoşkuyu gözlüyordu. Çıkar için parti değiştirenler için ne acı bir durum ama sağır, dilsiz ve kör kesilerek her şeyi sineye çekebiliyorlar.
Türkiye’deki siyaset işte böyle bir şey. Siyaset kötü, politika çirkin; iğreniyor, tiksiniyor ve Osmanlı’nın son döneminde dış baskılara kurban edilen Boğazlıyan Kaymakamı Şehit Kemal Bey’in idam sehpasına giderken “Kahrolsun böyle adalet” diye haykırması gibi bağırıyorum: “Kahrolsun böyle siyaset!..”
15 Ağustos 2026
Osman OKTAY
