Fransız tarihçi ve sosyal antropolog Emmanuel Todd, Halk Tv’de Kürşat Oğuz’un sorularını cevaplandırdı. Todd, “Hayatımın neredeyse yarısını geleneksel köylü aile yapısıyla modernleşme aşamasındaki siyasi eğilim ilişkisini açıklayan bir teori kurmaya adadım. Baba, anne ve çocuklardan oluşan çekirdek aileye sahip olduğunuzda çocukların özgürlüğüne dayalı daha liberal ilişkiler görürsünüz. Bu da daha sonra siyasal alanda liberal bir karakter üretir. Çekirdek aile liberalizm demektir. 17. yüzyıl İngiliz ailesi çekirdekti. Bu durum, ülkeye liberal karakter verdi. Amerikan ailesi de böyledir. Kuzey Fransa’nın, Paris havzasının ailesi de çekirdektir. Liberal karakter verir. Rus ailesi böyle değildir. Orada cemaatçi aile vardır. Baba ve oğullarından oluşan çok katı bir sistemdir bu. Buradan liberalizm değil, komünizm çıkar. Sonra Putinizm gelir. O da liberalizm değildir.” dedi.

Todd, Türkiye’deki durum sorulunca şu bilgileri verdi:

-Türkiye üzerine çalıştım. İran’da yaptığım gibi Türk aile sistemlerinin haritasını çıkarabilirim. Siyasi ideolojilerle aile sistemleri arasındaki benzerlikler üzerine çalıştığımı söylemiştim. Türk nüfus sayımlarını da inceledim. Bunlar bana Paris’teki Türk büyükelçisi tarafından çok nazik biçimde sağlanmıştı. Aile yapısının en geniş olduğu bölgelerle en dar olduğu bölgelerin haritasını çıkarmıştım. Türkiye aile tipleri bakımından çok çeşitli bir ülke. İran gibi ama biraz daha farklı. Örneğin en karmaşık aileler Karadeniz kıyısında doğuya doğru gidildikçe görülüyor. Daha geniş birliktelikler, daha geniş haneler… Baba, oğulları ve devamından oluşan cemaatçi sistemler… Buna karşılık Ege ve Akdeniz kıyısı boyunca çok daha hafif sistemler var. Türkiye’nin her zaman Türk olmadığı gerçeğinin izi hala görülür. Türklerin büyük kısmı Yunan ve Roma İmparatorlukları döneminde de orada bulunan insanların devamıdır. Aile yapılarında grekoromen bir iz görülür. Bu da o kıyı bölgelerindeki karakterin daha liberal, daha feminist olduğu anlamına gelir.

-Ben Türkiye’de Müslüman veya muhafazakâr partilerin ortaya çıktığı bölgeleri de belirledim. Bunlar daha çok ara bölgeler. Konya tarafı ve civarındaydı. Kuzeydoğu çok daha cemaatçi. Bu açıdan Kuzeydoğu’da Türkçe konuşulan bölgelerle Güneydoğu’daki Kürt bölgeleri arasında çok fazla fark yok. Türkçe konuşulan kısım da kendi içinde çeşitli ama bu karmaşık bir sistem. Bütün büyük uluslar karmaşık sistemlerdir. İran da Türkiye de karmaşık ve çeşitli. Fransa da öyle.

-Merkez bölgedeki çekirdek aile karakterinden hareketle İran, gerçek bir çoğulcu karaktere ve demokrasinin doğuşuna çok elverişli bir yapıya sahip. Bunu Türk aile sistemleri haritasına uygularsam Türkiye’nin de büyük bir demokratik potansiyeli olduğunu düşünürüm. Çünkü bireycilik ve özgürlükçülük imkânının çok yoğun hissedildiği bölgeler var. Türkiye kesinlikle Arap dünyası değil.


Todd’un bu sözlerinde benim en çok dikkatimi çeken, Türkiye ile ilgili nüfus sayım bilgilerini Paris’teki Türk büyükelçiden aldığını söylemesiydi. İran ile ilgili bilgileri de Paris’teki İran büyükelçisinden almış… Büyükelçilerin ismini vermedi…

Tabii sosyal antropolog olunca nüfus sayımları üzerinde de çalışmak gerekir ama aynı kolaylık Fransa’yla ilgili araştırma yapacak bir Türk’e veya İranlıya sağlanır mı acaba? Ankara’daki Fransa büyükelçisi, bir Türk araştırmacıya, Fransa’nın nüfus sayımı ile ilgili bütün bilgileri verir mi?

Attila İlhan, bana Fransız istihbarat servisinin, NATO sürecinin başından itibaren Türkiye’nin etnik köken ve inanç haritalarını çıkardığını ve bu bilgileri CIA ile paylaştığını anlatmıştı. Tabii bu tür araştırmalar, akademik çalışma olarak gösterilir ama arka planda her zaman istihbarat servisleri vardır.

Bu bilgilerin günümüzde yapay zekâ ile birkaç saniyede derlenebileceği söylenebilir ama bu doğru değildir. Yapay zekâ, açık kaynakları değerlendirir. Gerçi şimdi herkes e-Devlet üzerinden kendi soy ağacını öğrenebiliyor ama başkasının bilgilerine ulaşamıyor. Bütün soy ağacı verilerine ancak teknik istihbarat çalışmasıyla ulaşılabilir.

Bu bilgilerin tamamı, Emmanuel Todd’a verilmiş ki bölge bölge, köy köy aynı soyadını taşıyanları yani geniş aileleri tespit etmiş… Zaten Todd da aslında etnik araştırma yaptığını, itiraf ediyor. Üstelik Ege ve Akdeniz, çok düşük oranda farklı unsurları barındırsa da baştan başa Yörüktür. Yunan imparatorluğu dediği Doğu Roma’nın bünyesinde, Peçenekler ve Uzlar vardı ki Malazgirt’te Türk ordusunun safına geçtiler. Onların torunları da Türk olmalarına rağmen Hıristiyan kaldıkları için 1924’teki mübadelede Yunanistan’a gönderildi. Bugünkü Yunanistan’ın en az dörtte biri Türk asıllıdır. Doğu Roma’dan bugünkü Türkiye’ye kalan ise etnik değil, kültürel mirastır.

28 Temmuz 2026

Arslan BULUT

KAYNAK: https://yenicaggazetesi.com/


Yorum bırakın