Avrupa Parlamentosu’nun sert eleştiriler içeren Türkiye raporu, 17 Haziran Çarşamba günü yapılan oylamada 107’ye karşı 381 oyla kabul edildi.
BBC Türkçe’den Güven Özalp’ın konuyla ilgili geniş haberine göre Fransa’nın Strasbourg kentindeki parlamentoda yapılan oylamada çekimser kalmayı tercih eden parlamenterlerin sayısı 171 oldu.
Dışişleri Bakanlığı, “Raporun Türkiye-AB ilişkilerinin stratejik öneminin giderek arttığı bir dönemde, mevcut olumlu gündemi gölgelemeyi amaçladığı açıktır.” diye bir açıklama yaptı.
Açıklamada ayıca “Terör örgütlerine ve Türkiye karşıtı çevrelere zemin sağlayan bu yaklaşım, AP’nin, Türkiye-AB ilişkilerinin geleceğine yönelik stratejik bir vizyon ortaya koymaktan ne denli uzak olduğunu bir kez daha göstermektedir.” denildi.
Raporda şu ifadeler kullanıldı:
-AP, Yunanistan’ın Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi’nin 3. Maddesi uyarınca Ege Denizi’nde karasularını 12 deniz miline kadar genişletme konusundaki yasal hakkını kullanması halinde Türkiye’nin, Yunanistan’a karşı resmi savaş tehdidini (casus belli) sürdürmeye devam etmesinden derin endişe duyduğunu ifade eder.
- AP, bunun, müttefikler ve iyi komşular arasında “akılalmaz bir durum” olduğunu vurgular.
- AP, Türkiye’nin, “Mavi Vatan” doktrinini teşvik etmek de dahil olmak üzere, Yunanistan ve Kıbrıs Cumhuriyeti gibi AB üye devletlerinin egemenliğini ve egemenlik haklarını ihlal etmeye devam etmesini kınamaktadır.
- Kıta sahanlığı ve Münhasır Ekonomik Bölgeleri sınırlandırma, bu bölgelerdeki doğal kaynakları arama ve işletme hakkı konularında Türkiye, üye ülkelerin egemenlik haklarına saygı göstermeli ve bunlara aykırı olacak yasa çıkarmamalıdır.
Avrupa Parlamentosu raporunda, Türkiye’nin egemenlik haklarını hiçe sayan bu açıklamalardan sonra Türkiye’deki muhalefete şirin görünecek şu ifadeler de kullanıldı:
- AP, CHP’ye ilişkin mutlak butlan kararını, muhalefete yönelik daha geniş çaplı bir baskı eğiliminin en son örneği olarak değerlendiriyor.
- Bu eğilim, gelecekteki seçimlerde potansiyel rakipleri ortadan kaldırmak amacıyla yargı sisteminin bir araç olarak kullanılması ve dolayısıyla Türkiye’yi tamamen otoriter bir sisteme daha da sıkı bir şekilde bağlamayı içeriyor”
- AP, CHP’nin seçilmiş Genel Başkanı Özgür Özel ile parti yönetiminin siyasi kurgularla görevden alınmasını şiddetle kınamaktadır.
Raporda, “AP, Türk hükümetinin Türkiye’ye vize muafiyeti için gerekli olan son altı kriteri yerine getirmezken sayıları bilinmeyen hizmet pasaportlarını suistimal etmesinden üzüntü duymaktadır.” denildi.
AP, “Türkiye’de hukukun üstünlüğünün ciddi şekilde aşınmaya devam etmesi ve yargı bağımsızlığının bulunmaması konusunda derin endişelerini” dile getirdi.
Osman Kavala ve Selahattin Demirtaş hakkındakiler de dahil olmak üzere Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanmasını isteyen AP, İstanbul Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun dava sürecini eleştirdi ve tutukluluk halini bir kez daha kınadı.
Raporda din devleti uygulamalarına da dikkat çekildi:
-AP, Türk makamlarının, Türkiye Cumhuriyeti’nin Anayasa’da güvence altına alınmış laik temelleriyle bariz bir tezat oluşturan, dini bir yaklaşıma dayalı geriletici bir ahlak gündemini toplumun her kesimine aşılama biçiminden duyduğu endişenin giderek arttığını ifade eder.
Raporda Adalet Bakanı Akın Gürlek’e yaptırım çağrısında da bulunuldu.
Raporda Türkiye’nin yaklaşık 2.7 milyon mülteciye ev sahipliği yapması ise takdirle anıldı.
Görüldüğü gibi AP’nin Türkiye raporunu yazanlar, muhalefete yönelik hukuk dışı baskılara ve laikliği ortadan kaldıran iktidar eylemlerine karşı çıkarken, Ege ve Doğu Akdeniz’de Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum devletinin egemenlik haklarını esas aldı.
Raporu yazanlar, Türkiye’nin de Ege ve Doğu Akdeniz’de egemenlik hakları olduğunu hiç umursamayan bir dil kullandı…
Oysa, Yunanistan’ın Ege’de karasularını 12 mile yükseltmesi, Türkiye’yi kara sınırlarına hapsetmek olur. Çünkü Yunanistan, Türkiye’ye yakın adalara da 12 mil uygulamak istiyor… Bunu AP üyeleri “akıl alır” bir iş olarak mı görüyor? Veya Türkiye’nin kendi mavi vatanına sahip çıkması akıl almaz oluyor da Ege ve Doğu Akdeniz’i, Yunanistan’a teslim etmek akıl alır mı oluyor?
Türkiye’de muhalefet, bu tutuma hiç yüz vermedi.
Raporu yazanlar, birkaç doğru eleştiri yapmakla Türkiye’nin egemenlik haklarını zayıflatabileceğini mi zannediyor?
Başkalarını aptal yerine koyanlar, kendi zekâlarını ölçü alırmış!
Dışişleri’ne de bir sözüm var! “Terör örgütlerine ve Türkiye karşıtı çevrelere zemin sağlayan yaklaşım” sadece AP’den mi geliyor yoksa AKP iktidarı da aynı yaklaşımı mı gösteriyor?
Suriye’de HTŞ’ye ve PYD’ye; Türkiye’de PKK’ya zemin sağlayan kimdir?
20 Haziran 2026
Arslan BULUT
KAYNAK: https://yenicaggazetesi.com/
