Trump NATO zirvesi için İbrahim Anlaşmaları şartını koşar mı koşar!..

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi yeni görevinin henüz ikinci ayı dolmamışken, bulunduğumuz coğrafyanın kritik bir süreçten geçtiğine dikkat çekti ve Erdoğan’ı şöyle övdü:

“Ama başımızda bir dünya lideri olduğunu da herkes biliyor. Herkes endişe içerisindeyken, acaba yarın ne olur derken bizim öyle bir tasamız yok. Çünkü başımızda bir dünya lideri var. Yüzyılda bir tane lider geliyor, o günlerde İslâm ümmetinin başı Abdülhamid Han’dı. İslâm ümmetinin başı bugün de Cumhurbaşkanımız.”

Çiftçi’den bir hafta sonra da Eğitim Bakanı Yusuf Tekin yine Türkiye’nin küresel rolünden söz edip Erdoğan’ın bir çok ülke tarafından “peacemaker” yani “barış yapıcı” olarak nitelendirildiğini anlatırken, “Bugün Türkiye dünyanın her tarafında dış politikada eğer barış mücadelesinde örnek gösteriliyorsa bu Sayın Cumhurbaşkanımızın bu konulardaki dirayetli duruşu ve insan haklarını merkeze alan Müslümanca duruşu sayesindedir. Allah kendisinden razı olsun.” dedi.

RİZE SİMİDİ KONUŞULDU DA
İsrail’in rehini ve tetikçisi ABD Başkanı Trump’ın, aralarında Türkiye’nin de bulunduğu çok sayıda ülkeyi İbrahim anlaşmalarını imzalaması konusunda tehdit ettiğinin ortaya çıkmasının altıncı günündeyiz. Öncesini sayarsak sekizinci gün.

Öncesi şu:

Trump, 23 Mayıs Cumartesi gecesi Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Pakistan, Türkiye, Mısır, Ürdün ve Bahreyn liderleriyle yaptığı telefon görüşmesinde İbrahim anlaşmalarını imzalamalarını istedi. Yani tüm bu liderlerin yüzüne söyledi.

Trump bir gün sonra da bunu açıkladı ve dünyanın öyle haberi oldu.

Beraberinde ABD medyası sayesinde neyi öğrendik? Pakistan liderinin bu teklifi hemen reddettiğini. Peşi sıra hem Pakistan hem Suudi Arabistan hem de Katar anlaşmayı imzalamayacaklarını kamuoyuna duyurdu.

Ya Erdoğan’ın tavrı ve tepkisi? Bilmiyoruz, sadece tahmin yürütebiliriz.

“İslâm ümmetinin başı” olması ve “Müslümanca duruşu” gereğince; ya teklifi ciddiye almadığı için cevap vermeye gerek dahi duymamış veya telefonu Trump’ın suratına kapatmış olmalı, değil mi?!

Ama insan yine de bu sessizliğin sebeb-i hikmetini merak ediyor.

Türkiye’den birisinin, “İsrail’le ilişkilerimizi normalleştirmeliyiz, İbrahim anlaşmalarını imzalamayız” dediğini düşünün; anında kapısına polis dayanması, linçleme… neler olmazdı?

Erdoğan bayram namazını İstanbul’da Büyük Çamlıca Camii’nde kıldı. Tamam, Adalet Bakanı Akın Gürlek kararla aynı gün uzun bir değerlendirme yapmış olsa da Türkiye’yi sallayan “mutlak butlan” kararı CHP’nin “iç sorunu” sayıldığından Erdoğan’a bu sorulmadı.

İyi ama, Trump’ın İbrahim anlaşmaları teklifi tüm ülkeyi, İslâm alemini, en önce de AKP’yi ilgilendirmiyor mu ki Rize, Ankara, İstanbul simitlerinin tadı konuşuldu da bu konuşulmadı.

Hem de Erdoğan, Filistin’i, Gazze’yi anlatıp, “Rabbim inşallah bir an önce bu Netanyahu denilen zalim de inanıyorum ki, dünya Müslümanları karşısında gereken derci alacaktır. İnşallah bir an önce de bizler bu duruşu görelim, bu duruşu hep beraber yaşayalım. 4 milyon, 5 milyon Müslüman bunu bizzat yaşasın diye bekliyoruz. Rabbim yar ve yardımcımız olsun. Kurban Bayramı âlemi İslam’ın ittihadına vesile olsun.” demişken!..

İRAN’A SÖYLÜYORUM SEN DE ANLA
Ankara bayramın birinci günü konuşmadı, ama Trump aynı gün bu kez kabine toplantısından sonra bir kez daha konuşup, bölge ülkelerinin İbrahim anlaşmalarına katılmasının İran’la anlaşma sürecinin parçası olması gerektiğini söyledi. Durumu Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff’a sorduğunda ise “Kesinlikle bastırıyoruz” cevabını aldı.

Trump, İran’a şöyle bir mesaj da verdi:

“Beni bekleteceklerini sandılar. Ara seçimler var diye düşündüler. Ara seçimleri umursamıyorum.”

Acaba bu aynı zamanda, sessiz kalarak zamana oynadığı anlaşılan Ankara’ya da bir mesaj mıydı?!

Trump’ın konuyla ilgili ilk paylaşımını hatırlayalım; Suudi Arabistan ve Katar’ın “derhal” imzalamasını, Türkiye ve diğer ülkelerin de bunu takip etmesinin “zorunlu” olduğunu belirtip, “Aksi halde felaket olur” tehdidini savurmuştu.

Şimdi de ABD medyası, Trump’ın anlaşma için Türkiye’ye baskı yaptığını yazıp çiziyor. Meşhur düşünce kuruluşu Atlantic Council ise anlaşma imzalandığı takdirde Türkiye ile İsrail arasında canlanacak ticaretle 7 milyar dolarlık kaybın geri geleceği havucunu gösteriyor!..

BU TRUMP SEVDASI VARKEN
Bu arada Erdoğan’ın, 25 Haziran’da Los Angeles’ta oynanacak Türkiye-ABD Dünya Kupası maçına katılmayı planladığı, maç vesilesiyle de ABD Başkanı Trump’la görüşme ayarlamaya çalıştığı iddiası gündeme geldi.

Olası görüşmenin gündemi, 7-8 Temmuz’da Ankara’da yapılacak olan NATO Zirvesi’ymiş.

Malûm, bu kadar büyük ekonomik kriz içindeyken dünya kadar masrafla gerçekleştirilecek zirveye Trump’ın katılıp katılmayacağı belli değil ve katılmak için bazı şartlar koştuğu öne sürülüyor.

Ankara da gelmesini o kadar arzuluyor ve bunu o kadar açık ediyor ki, Trump’a “Önce İbrahim anlaşmaları” şartını koşmasını adeta altın tepside sunuyor!..

En şaşırtıcı olan; her Allah’ın günü İsrail’i yok etmek için seferberlik ilân eden iktidar medyası yazarlarının dahi gıkının çıkmaması.

Yazabilenler de ya “Abraham anlaşmaları ölü doğmuştur; buna imza atan da kendi ruhunu öldürür” veya “Trump’ın İbrahim anlaşmaları ısrarı tutmaz” diyerek konuyu önemsizleştirmeye çalışıyor.

Muhalefetten ise sadece Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan sesini yükseltiyor.

Evet CHP’nin seçilmiş yönetimi, partinin derdine düşmüş durumda. Ama CHP’ye yapılan ameliyatın başta gelen sebeplerinden birisinin iç ve dış gündemin perdelenmesi olduğunu hâlâ anlamadılar mı ki; “Bay butlan”a cevap yetiştirirken, millete bu vahim gelişmeleri de anlatmıyorlar?!

30 Mayıs 2026

Müyesser YILDIZ

KAYNAK: https://12punto.com.tr/


Yorum bırakın