İçişleri Bakanı Çiftçi’nin ilk 100 gün içindeki “dikkat çeken” icraatı

MÜLKİ İDARE VE PERSONELE OSMANLICA EĞİTİM İÇİN NURCU CEMAAT VAKFIYLA ÖZEL PROTOKOL!

İçişleri Bakanlığı Eğitin Dairesi Başkanlığı, 14 Mayıs 2026 tarihini taşıyan resmi yazıyı Daire Başkanı Ömer Faruk Coşkun imzasıyla 81 il valiliğine, merkezdeki birimlere ve bağlı kuruluşlara gönderdi. Coşkun’un Bakan Çiftçi’nin adına imza koyup gönderdiği yazının ekinde 6 sayfalık bir protokol metni ve bir takip çizelgesi konuldu. Protokol metninin kapağından anlaşıldığı üzere, Çiftçi’nin talimatıyla tüm personele yönelik başlatılan Osmanlı Türkçesi eğitiminde İçişleri Bakanlığı’nın proje ortağı Nur cemaati içinde faaliyet yürüten Hayrat Vakfı oldu!

İçişleri Bakanlığı, Bakan Mustafa Çiftçi’nin “şaşaalı” biçimde göreve gelişinin 100. günü olması sebebiyle suçla mücadelede yapılan çalışmaları hafta başında kamuoyuna duyurdu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın onayı sonrasında Çiftçi’nin 11 Şubat’ta göreve başlamasının ardından geçen 100 günlük sürede ülke genelinde 50 bine yakın operasyon gerçekleştirildi.

Bakanlık çatısı altında faaliyet yürüten iki büyük kolluk teşkilatı, polis ve jandarmanın çalışmaları çerçevesinde uyuşturucuyla mücadelede 14 bin 452, terör örgütlerine yönelik 13 bin 709, kaçakçılıkla mücadelede 12 bin 658, mali suçlar kapsamında 4 bin 223, göçmen kaçakçılığına yönelik 2 bin 92, siber suçlara yönelik bin 946, organize suç örgütlerine yönelik 582 operasyon yürütüldü.

Operasyonlar kapsamında, uyuşturucu suçlarında yaklaşık 25 bin şüpheli yakalandı. 13.5 ton uyuşturucu ele geçirildi.

Kaçakçılık suçlarına yönelik operasyonlarda 16 bin şüpheli, siber suçlarla ilgili yaklaşık 8 bin şüpheli gözaltına alındı.

Bakanlığın, Anadolu Ajansı üzerinden açıkladığı verilerde, “terörle mücadele” konusunda bir bilgi bulunmuyor. Zira, çözüm süreci nedeniyle PKK’ya yönelik zorunlu olmadıkça bir operasyonel çalışma yok.

Son dönemde faaliyetlerinde hareketlilik görülen radikal dinci terör örgütü IŞİD konusunda ise, Bakan Çiftçi’nin hassasiyeti “dini istismar eden terör örgütü” tanımı boyutunda. Bu nedenle IŞİD’e yönelik bilgi paylaşılmadı kanımca.

İktidarın terör örgütü olarak adını koyduğu ve Nurcu dini kimlik üzerinden süregelen FETÖ’ye yönelik de herhangi bir bilgilendirme yapılmaması dikkati çekti.

Yerlikaya dönemi

Çiftçi’nin icraat tablosu böyleyken, “muhalefetten alınmış İçişleri Bakanlığı” görüntüsü verilen bakan değişimi sırasında görevde olan önceki İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın göreve gelmesinden sonraki ilk 90 günlük faaliyetleri nasıldı acaba?

Arşiv bilgilerine göre; Yerlikaya’nın göreve gelmesinden sonra başlatılan ilk 90 günde, terör örgütlerine yönelik 43 bin 490 operasyon yapıldı!

Uyuşturucuyla mücadelede 54 bin operasyonu yürütüldü. Yaklaşık 66 bin şüpheli gözaltına alındı.

Aynı dönemde bilişim suçları çerçevesinde terörle bağlantılı 57 bin hesaba yönelik işlem yapıldı. Ayrıca bilişim suçlarında 50, ödeme sistemlerine yönelik 175, yasadışı bahiste 36, çevrim içi çocuk müstehcenliği suçunda ise 104 operasyon gerçekleştirildi.

AKP iktidarının son iki İçişleri Bakanı’nın görevlerindeki ilk 90 – 100 günlük tablo ana hatlarıyla böyle.

Yerlikaya döneminde 100 bine yakın operasyon yapıldığı görülüyor. Çiftçi’nin döneminin iki katı neredeyse! Diğer değişle; Çiftçi, teslim aldığı kurulu düzenle henüz selefinin ancak yarısı kadar iş üretebilmiş durumda. Rakamlar öyle diyor!

Bu arada Önceki Bakan Yerlikaya’nın, kendisinden önceki Bakan Süleyman Soylu’nun bıraktığı enkaz üzerinde çalıştığını, şimdiki Bakan Çiftçi’nin ise, Yerlikaya’nın kurduğu sistemde devam ettiğini belirtmek gerekiyor sanırım.

Çiftçi’nin “dikkat çeken” icraatı!

Yeri geldiği her anda ve yerde “muhafazakar” kimliğini ortaya koyan görev anlayışını tercih eden İçişleri Bakanı Çiftçi, geçtiğimiz günlerde dikkat çeken bir icraata imza attı.

İçişleri Bakanlığı, Çiftçi’nin bu icraatını, “ilk 100 günlük faaliyet raporu” içinde kamuoyu ile paylaşmadı doğal olarak.

Çünkü bu icraat, İçişleri Bakanlığı’nın merkez ve taşra yapılanmasında yaklaşık 36 bin personelini ilgilendiriyor!

Valiler, vali yardımcıları, kaymakamlar, mülki idarede görev alan hemen herkes bu icraatın birer parçası olmak durumunda.

Çiftçi’nin uygulamaya koyduğu söz konusu icraatın konu başlığı “Osmanlı Türkçesi Eğitimi” olarak tespit edildi.

Detaylara geçeyim.

İçişleri Bakanlığı Eğitin Dairesi Başkanlığı, 14 Mayıs 2026 tarihini taşıyan resmi yazıyı Daire Başkanı Ömer Faruk Coşkun imzasıyla 81 il valiliğine, merkezdeki birimlere ve bağlı kuruluşlara gönderdi.

Coşkun’un Bakan Çiftçi’nin adına imza koyup gönderdiği yazının ekinde 6 sayfalık bir protokol metni ve bir takip çizelgesi konuldu.

Protokol metninin kapağından anlaşıldığı üzere, Çiftçi’nin talimatıyla tüm personele yönelik başlatılan Osmanlı Türkçesi eğitiminde İçişleri Bakanlığı’nın proje ortağı Nur cemaati içinde faaliyet yürüten Hayrat Vakfı oldu!

Bilindiği üzere, Nurcular’ın içinde en aktif grupların başında “Yazıcılar Grubu” geliyor. Grubun lideri Hüsrev Altınbaşak 1971’de Hayrat Vakfı’nı kurdu. Nurcular’ın başı olarak bilinen Said-i Nursi’ye ait risalelerin “Osmanlıca harfleriyle yazılmasını savunur Yazıcılar Grubu.

İçişleri Bakanlığı da “Osmanlı Türkçesi Eğitimi” projesinde Osmanlıca’yı ön planda tutmaları sebebiyle Nurcu Hayrat Vakfı ile protokol imzalamayı tercih etmiş olsa gerek.

Valiliklere gönderilen protokol metnine göre; Hayrat Vakfı’nın organize edeceği kurslarda bakanlık tarafının muhatabı Eğitim Dairesi Başkanlığı oldu.

Ayrıca, personelin katılacağı kurslardaki eğitim materyalleri bakanlık tarafından temin edilecek.

Valilikler ise, vakıfla koordineli şekilde kurslara eğiticilerin bulunmasında görev alacak. Protokol çerçevesinde kurs ve diğer faaliyetlerin başarı ile uygulanması yine valiliklerin sorumluluğunda.

İçişleri Bakanlığı’nca yürütülecek Osmanlı Türkçesi Eğitimi çalışmalarında Hayrat Vakfı’nın sorumluluğun başında eğitime katılacak “gönüllüleri” tespit edecek! Yanı sıra alanında uzman eğiticiler marifetiyle müfredat ve ders materyali hazırlayacak.

Protokole göre, illerde valiler ve vali yardımcıları başta olmak üzere, ilçelerde de kaymakamlar öncelikli olmak üzere haftada iki saat ders yapılacak. Kursu başarı ile bitirenlere sertifika verilecek.

Bizzat İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’nin talimatıyla başlatılacak Osmanlıca öğrenme kurslarının akademik personel yerine dini bir vakıf üzerinden gerçekleştirilmesi dikkat çekici. Şimdiye kadar hiçbir İçişleri Bakanı’nın aklına gelmeyen eğitimin bu dönemde gerçekleştirilmesi, aynı zamanda vakfında referansına destek olacak kuşkusuz.

Bir kamu kurumunun personelinin herhangi bir akademik başlık altında bireysel gelişimini sağlaması elbette kurum yönetiminin öncelikli hedefidir.

Örneğin, emniyet teşkilatı uzunca bir süredir üniversite mezunlarını polis olarak görevlendiriyor. Hatta bir dönem lise mezunlarına ön lisans diploması alabilme fırsatını tanıdı.

Bu açıdan bakıldığında, kurum kadrolarının hangi konu olursa olsun gelişiminin önünün açılması hem siyaseten hem de bürokratik bakımdan önemlidir.

İçişleri Bakanlığı’nın da personelinin gelişiminde fırsat yaratması, günümüzün kaçınılmaz gerçeği. Personel politikasında yer alması gerekenlerin başında, iç hizmet eğitimleri olmazsa olmazdır. Bu noktada bir sorun gözükmüyor elbette.

Fakat ülkenin tüm kentlerindeki mülki idare personeline Osmanlıca eğitimi verilmesi ihtiyacının gerekliliği bir yana; valiliklere gönderilen “Osmanlı Türkçesi Eğitim Sonuç Raporu” çizelgesinin ocak ve temmuz aylarında tutulacak olması ve aynı zamanda kursa kimlerin katılıp katılmadığın tespitiyle adı konulmayan “fişleme” sisteminin de önünü açacak haliyle.

Kaldı ki böyle bir eğitimin, üniversitelerle yapılacak koordineyle gerçekleştirilmesi yerine devletin istihbarat raporlarında yer alan dini bir cemaat eliyle yapılmasının “sakıncalı” olma hali tartışılır. Yakın tarihte Fetullah Gülen cemaatinin henüz FETÖ terör örgütü olmadan devletle irtibatında benzer süreçler yaşandığı hatırlamak lazım maalesef.

Ülkenin birçok üniversitesinde söz konusu eğitimi verecek birikimli eğitmenler varken onların yerine protokolde yer alan hüküm çerçevesinde vakfın seçeceği “eğitim gönüllülerinin” kriter alınması da ayrı bir konu.

Kursların başlamasıyla birlikte ortaya çıkacak ilk tabloda; kentlerin mülki amirlerinin kurslara katılmasına ait sosyal medya paylaşımları, İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi etiketlenerek paylaşılır. Ders başı görüntüler kamuoyuna duyurulur.

Ayrıca kurs dönemi başladığı günlerde valiler kararnamesi ve kaymakamlar kararnamesi çıkarılmamışsa, katılımcı sayısının yüksekliği ve katılımcıların başarı oranıyla oluşacak “kursun referans etkileri” kriteri her iki kararnameye yansıması ve sonuçları beklenir kaçınılmaz olarak!

Kursa katılamayan ya da başarısız olanları bekleyen personel yönetim sistemi faaliyetlerini de gözden uzak tutmamak gerek.

Sonuçta, mülki idare çalışanlarına yeni ders başı eğitimleri hayırlı olsun.

29 Mayıs 2026

Tolga ŞARDAN

KAYNAK: https://t24.com.tr/


Yorum bırakın