CHP’ye operasyon başladığında “İktidar, CHP’yi karıştırmaya hatta parçalamaya kararlıdır. Buna karşı halkın gücüne dayanmaktan başka çare yoktur.” demiştim.

Brezilya, böyle başardı…

Google’a sorduğunuzda “Siyaset biliminde ‘Brezilya örneği’, genellikle iki temel durumu ifade eder: Aşırı kutuplaşma ve popülizm süreçleri ile başkanlık sistemlerinin yarattığı siyasi tıkanıklıklar.” diyor.

Konuyu, 16 Kasım 2025’te bu sütunda “Lawfare veya siyasi kalleşlik!” başlığı altında incelemiştim:

“Lawfare, hukukun iç veya dış politikada haksız bir savaşın aracı olarak kullanılması demektir.

Kavramı Türkiye siyasetinin gündemine getiren kişi, CHP Şanlıurfa Milletvekili Mahmut Tanal’dır.

Tanal, ‘Bugün Türkiye, lawfare ile tanışmaktadır. Lawfare, sandıkta yenemediğiniz rakibi, mahkeme salonunda devre dışı bırakma stratejisidir. Hukuki prosedür perdesi altında siyasi tasfiye yapmaktır. Yargıyı, siyasal alanı yeniden çizmenin görünmez yöntemine dönüştürmektir. Bugün Türkiye’de yaşanan tam da budur ve hedef alınan kişi tüm çıplaklığıyla Ekrem İmamoğlu’dur.’ dedi.

Tanal, ‘Türkiye, Brezilya’nın 2018’de geçtiği yerden geçiyor. İktidar, sandığı değil yargıyı kullanarak seçim yarışını şekillendirmek istiyor. Ekrem İmamoğlu bir suçtan değil, siyasi etkisinden cezalandırılıyor. Seçim yapılacak ama kimin aday olacağına halk değil hâkim karar verecektir. Bu demokrasi değildir, hukuk devleti değildir, milli iradenin gaspıdır.’ diye konuştu.


Independent Türkçe’de kavramı inceleyen Özgür Uyanık, Brezilya’da Lula’nın uzun süre siyaset dışına atılması örneğini verdi:

‘Lula’yı yargılayan hâkim Sergio Moro’nun Telegram yazışmaları, Lula’ya yönelik komployu ortaya çıkardı. Avukatları, Lula’nın 2016’da ilk savunmasını verirken lawfare kavramını kullandı ama yeterli olmadı.

Arjantin eski devlet başkanı Cristina Kirchner’e yönelik kovuşturmalar da lawfare uygulaması sayılıyor.

Kirchner yargılanırken, her suçlama mahkemeden önce gazete ve televizyonlara düşüyordu. Öyle ki medya, sadece kanaat oluşturmuyor, ‘delil’ bulup mahkemeye bile sunuyordu.

Cristina Kirchner’e yönelik hemen tüm dava dosyalarının Savcı Claudio Bonadio’nun elinden çıkmış olması da tesadüf değildi.

Düşmanı, suçlamayı, zamanlamayı seçen bir siyasal otorite, uygun mahkeme ve savcıyı da belirlemekte zorluk çekmedi…’

Ekşi Sözlük’te ‘çoban yastığı’ imzalı mesajda, ‘Lula, evinin tadilat masraflarının bir müteahhit tarafından karşılandığı bahanesiyle 2018 seçimi öncesi anketlerde önde giderken hapse atıldı. Lula aday olamadığı için Bolsonaro seçildi.

Lawfare, askerler apoletli üniformalılar tank, tüfek ve muhtıra yerine savcılar, yargıçlar, cübbeliler ceza kanunu maddeleri ve iddianame kullanılan bu yeni tür darbe yöntemine verilen süreç ismidir.’ denildi.

Gazeteci Murat Yetkin de konu ile ilgili makalesinde, ‘Silva, 2019’da hapis cezasını tamamlayıp çıktı. Mahkeme 2021’de davayı düşürdü, 2023 seçimlerinde ABD Başkanı Donald Trump’ın desteklediği Jair Bolsanaro’yu yenilgiye uğrattı; bugün Brezilya Başkanı. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan geçtiğimiz günlerde iki kez dil sürçmesi diye algılanan şekilde ‘yargı devleti’ deyiverdi, ‘hukuk devleti’ demek yerine; arada epey fark var.’ diye yazdı.

Ekrem İmamoğlu’na dış destek verilmedi hatta tam aksine ABD’li Senatör Chris Murphy, ‘İmamoğlu, Trump’ın onayıyla tutuklandı’ dedi!’

Bana sorarsanız, kime karşı kullanılırsa kullanılsın, lawfare, tam bir siyasi kalleşliktir!”


Bu makaleden altı ay sonra CHP Genel Merkezi’nin, yargı kararı, valilik yani hükümet talimatı ve polis zoruyla işgal edilmesi de tipik bir Lawfare operasyonudur.

Operasyon devam etmektedir. Şiddetin daha da atacağı anlaşılmaktadır.

Birgün’de Aziz Çelik, 25 Mayıs 2016 tarihli “Mutlak butlanın asıl faturası!” başlıklı yazısında “Mutlak butlan, toplumsal muhalefeti makbul bir ebedi muhalefet partisine hapsetme girişimdir. Hedef yalnızca bir parti değil, halkın değişim umududur. Hakkını arayan madenciye karşı kullanılan şiddetle, ana muhalefet partisine çekilen operasyon aynı zihniyetin ürünüdür. Bu operasyon başarılı olursa halkın demokratik yollarla hak arama ve ekonomik gidişatı değiştirme umudu da tıkanacaktır. Mutlak butlana karşı çare, mutlak dayanışma ve ortak mücadeledir.” diye yazdı.

Bu sebeple, bütün vatandaşlar, CHP’ye karşı yapılmış gibi görünen ama Tom Barrack’ın arzuladığı ve resmen açıkladığı gibi Türkiye’yi planlanmış bir monarşiye götüren operasyona karşı durmalıdır.

27 Mayıs 2026

Arslan BULUT

KAYNAK: https://yenicaggazetesi.com/


Yorum bırakın