Heybeliada Ruhban Okulu’nu kim kapatmıştı?

Kapatılma gerekçesi neydi?

Şimdi hangi gerekçeyle açılmasına izin vereceksiniz?

Heybeliada Ruhban Okulu’nun müfredatını kim belirleyecek?

Ele avuca sığmayan, Anayasa ve yasa tanımayan, “Ekümenik” rüyası gören Fener Patriği Bartholomeos’un isteği ve “Dostum Trump”ın ricası ile Heybeliada Ruhban Okulu’nun açılmasına izin veremezsiniz.

Heybeliada Ruhban Okulu’nun açılmasından sonra Pontusçuluk hortlamayacak mı zannediyorsunuz?

Çok tehlikeli bir viraja doğru tam gaz gidilmektedir.

Virajın önü uçurum…

Orhan Kılıçoğlu, https://giresungazete.com.tr/ sitesinde 16 Ocak 2026 tarihinde “KALANDAR ÜZERİNDEN PONTUS PROPAGANDASI” başlıklı bir yazı yazmış.

Kılıçoğlu, açık açık uyarmış. Aslında tehlikeye dikkat çekmiş…

Kılıçoğlu’nun da ifade ettiği gibi tehlike bütün yönleriyle ortada. Büyük Türk Milleti’ne sinsi bir tuzak kurulmaktadır.

Kılıçoğlu’nun yazısında da belirtildiği gibi; “TRT-1 de ”Taşacak Bu Deniz” dizisi üzerinden Pontus propagandası…” mı yapılmaktadır?

Epileptik ve şizofrenik muhayyilesi olanların şuuraltındaki paflagonya açığa çıkmıştır.
Pontusçuluk hortlatılmak istenmektedir.
Bu kıymetli yazısı için Orhan Kılıçoğlu’na çok teşekkür ederiz.

Heybeliada Ruhban Okulu’nun açılmasının millî egemenliğimiz ve millî güvenliğimiz için bir tehdit oluşturduğunu yazmıştık.

ÜLKÜ PINARI olarak hortlatılmak istenen “Pontos”çuluk veyahut Türkiye’deki ifadesiyle PONTUSÇULUK konusunda belgeleriyle birlikte yazılarımız yayımlanacaktır.

Kamuoyuna saygıyla duyururuz…

15 Mayıs 2026

ÜLKÜ PINARI

İşte Orhan KILIÇOĞLU’nun Yazısı:

KALANDAR ÜZERİNDEN PONTUS PROPAGANDASI

Öncelikle derim ki;

Ayırım yapmadan Trabzon’un tüm Milletvekillerini, Siyâsi parti Başkan ve yöneticilerini, STK’ları, Belediye Başkan ve encümenlerini, mevcut sözde medyayı bir çuvala koyup, ağzını sıkıca bağlayıp, içine de bir miktar taş koyduktan sonra denize atılsalar, Trabzon’un bundan en küçük bir kaybı olmazdı!

Trabzonlular bilsinler ki;

Büyük bir sinsilikle üzerinde bunca kirli senaryoların sahnelendiği Trabzon’da var olabilmek, bu boş vermişlik, bu gaflet ve uyuşuklukla mümkün değildir. Buna ayırımsız her görüşten insan dâhildir.

Günün meselesi;

Pontusçuların yeni iddiaları, Kalandar Rumlara aitmiş ki bu kuyruklu bir yalandır.

Yunanlılar, patlıcan karnıyarığımızı, baklavamızı, lokumumuzu, Hacivat ve Karagöz’ümüzü, kemençe ve horonumuzu, 2004 yılından beri AKP sayesinde Ege’de 21 adamızı çaldılar. Son olarak da Kalandarımızı çalmanın peşindeler.

Bu yılki Kalandar kutlamalarının arkasında sinsi bir Pontus parmağı var. Hedefleri, Kalandar üzerinden Pontusçuluk propagandası yapmaktır.

Türkler Karadeniz ve Trabzon’da 6000 yıldır varlar.

Kalandar kutlamaları KIPÇAK VE ÇEPNİ TÜRKLERİNDEN kalan kültürel bir mirasımızdır.

Rum Pontus propagandası yapanların yalanlarını yüzlerine çarpmalıyız. Bu özet yazımı gittiğiniz her yer ve toplumda dile getirelim ve sayfalarımızda paylaşalım ki Pontusçuların propagandalarına itibar edilmesin.

Tekraren söylüyorum;

Bugün, Türklere âit olan Kalandar geleneği birileri tarafından Pontus propagandasının malzemesi haline getirilmeye çalışılsa da boş bir çabadan öte bir kıymet ifade etmez.

Dikkat edilecek olursa görülecektir ki;

Son yıllarda Kalandar gecesinin medya ve bir takım çevrelerce köpürtülerek zihinlere Rum adeti olarak yerleştirilmek istenmektedir.

TRT-1 de ”Taşacak Bu Deniz” dizisi üzerinden Pontus propagandası…

Sümelâ Manastırı üzerinden Pontus propagandası…

Horon kemençe üzerinden Pontus propagandası…

Şimdi de Kalandar gecesi üzerinden Pontus propagandası…

Bir yanlış anlaşılmayı da düzeltelim;

Çepni Türkleri Fâih Sultan Han’dan çok önceleri de bölgede vardılar.

Tarih kitapları Türklerin Anadolu’ya ilk gelişlerini 1071 Malazgirt Zaferi’ni esas alarak yazmış olsalar da, bu beyan yanlış ve art niyetlidir. Anadolu Türk tarihini 1071 den başlatmakla, Türklerin Anadolu’da ki varlığı 900 yıl ile sınırlandırılmak isteniyor.

Türkler, M.Ö. 4500, hatta daha da eski yıllarda, KUMAN, KİMMER, İSKİT, PEÇENEK, AVAR, daha sonraki yüzyıllarda ÇEPNİ TÜRKLER`İ olarak akın akın gelerek bilhassa Karadeniz Bölgesini yurt tutmuşlardır (Anadolu’nun bütünü olarak düşünüldüğünde bu tarih çok daha eskilere dayanır. Anadolu’da 12 Bin yıllık mezarlarımız bulunmaktadır)

Trabzon en az 6000 yıllık Türk yurdu olup, Kalandar Kıpçak Türklerinden kalma bir adettir.

Trabzon şehrini MÖ 2200 civarında Tiberanlar (Trab Türkleri) kurmuştur. İlk ismi Tiberanzon’dur.

Yunanlılar, bu ismin ilk hecesini çalarak Trapeza, Trapezus, Trepezant gibi isimler uydurmuştur.

Trabzonlular!

Hayat sadece Trabzonspor’dan ibâret değil.

Trabzon, dünyanın gözü üzerinde olan çok nadide ve çok pahalı bir semttir. Asgari ücretlinin, hayatın ve kiraların çok pahalı olduğu Kadıköy, Suadiye gibi semtlerde oturamayacağı gibi; sen de, az akıl, az gayret ve bu sorumsuzlukla Trabzon gibi nadide bir şehirde oturamazsın, elinden alırlar, oturtmazlar.

”Bize her yer Trabzon” dersin de;

Bu gidişle, bu uyuşukluk ve bu sorumsuzlukla bırak her yerin senin olmasını, Trabzon bile senin olmayacak!

Bir zamanlar Trabzon’da MHP Teşkilât vardı.

Yine bir zamanlar Trabzon’da Ülkü Ocakları vardı!

En küçük bir ihanete anında gereken cevabı veren, gereğini gerektiği şekilde yapan ve tüm ihanet çanlarına ot tıkayan. Şimdi ortalıkta gözükmüyorlar, çünkü kampanalarındaki Balgat balatasının aşırı baskısıyla bütün refleksleri, tüm hareket kabiliyetleri kaybolmuş. Bu zamana kadar Trabzon üzerinde oynanan kirli oyunların hiçbirine karşı ne bir söz, ne bir eylemde bulundular.

Ülkücü hareketin susması;

Türk’ün kıyameti olup, sistemin rüzgârları önünde savrularak fezanın boşluğunda kaybolmasıdır. İşte bugün biz bunu yaşamaktayız.

Bu yazıyı yazıp paylaşmakla, 1000 yıl sonra Trabzon’da doğacak kız çocuklarımızın iffet ve namuslarının bekası adına Türklük, vatandaşlık, insanlık görevimi yapıyorum.

Kalandar nedir?

Ocak ayının 13 ünü 14 e bağlayan gecede çeşitli kıyafetler giyilerek evler ziyâret edilir, türküler söylenir, ev sahibi kapıyı açtığında ise içeri bir ipe bağlanmış boş bir torba atılır. Ev sahibi torbaya kestane, pişmiş kabak, fındık, meyve gibi yiyecekler koyar. Bu şekil geç saatlere kadar devam eder.

SONUÇ;

Fener Papazının Sümelâ üzerinden yürütmeye çalıştığı din ağırlıklı Pontusçuluk faaliyetleri çok tepki aldığı için, bundan sonra dizi filmler (Sen anlat Karadeniz), gezi proğramları, Kalandar, Kemençe, Horon ve çeşitli folklorik faaliyetler üzerinden devam ettirilecektir.

Bu yazımı kaç kişi paylaşacaktır ki?

16 Ocak 2026

Orhan KILIÇOĞLU


Yorum bırakın