Mahkemenin kararıyla haklarında daha önce takipsizlik kararı verilen Mehmet Münir Tanyer, Mehmet Taylan Tanyer, Murat Köze, Cevdet Akay, İhsan Gökmen Ellez, Gökhan Aydoğmuş, İbrahim Kazmacı, Yiğit Aykurt ile İzmir Emniyet Müdürlüğü kolluk görevlileri hakkında “kasten öldürme” ile “Suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme” suçlarından yeniden adli soruşturma başlatılacak.
Tunceli’de Gülistan Doku’nun kaybolmasıyla ilgili gelişmeler “umut verici” hale dönüştü.
Üniversite öğrencisinin akıbetinin ortaya çıkarılmasında “iki kadın”ın hakkını vermek gerekiyor.
Kardeşinin kim ya da kimler tarafından yaşamına son verildiğinin peşine düşen “bir acılı abla” Aygül Doku ve Gülistan Doku dosyasına giren delillerin izi sürerek bugüne taşıyan, savcılık mesleğine girerken kendisine destek olanları mahcup etmeyen Tunceli Cumhuriyet Başsavcısı Ebru Cansu’ya yönelik “pozitif ayrımcılık” toplumun borcudur.
İki “cevval” kadın; sürecin sonunu da getirip, suçların adaletin önüne çıkarılmasını ve demir parmaklıkların arkasında yaşama başlamalarının önünü açacak yakında.
Dorukhan Büyükışık dosyasından gelen haber
Doku dosyasında umutları yeşerten gelişmelerin iki benzeri İzmir ve Ankara’da yaşandı.
İzmir’deki gelişme, Büyüteç’in takipçilerinin yakından bildiği Dorukhan Büyükışık’ın “öldürülmesi” çerçevesinde.
Ankara’daki gelişme ise, yine ilk olarak Kasım 2025’te bu köşede gündeme getirdiğim Onur Özkan’ın yaşamını yitirmesi dosyasıyla ilgili.
Önce İzmir’deki “umut veren” gelişmeyi aktarayım.
Büyüteç’te hemen her aşamasını gündeme getirdiğim İzmir Narlıdere’de bir inşaat arazisinde 13 Mayıs 2018 sabahı cansız bedeni bulunan ve “intihar etti” denilen Dorukhan Büyükışık’ın gerçekte “öldürüldüğü” babası Ethem Büyükışık’ın “insan üstü” gayreti ile gün ışığına çıktı.
Cinayete katıldıkları belirlenen sanıkların yargılanması devam ediyor İzmir’de. Yine aynı dosya çerçevesinde cinayetin intihar olduğu yönünde işlem yapan polislerle ilgili adli ve idari süreç devam ediyor. Ayrıca, dosyaya giren Adli Tıp raporlarında görüş veren Adli Tıp görevlileriyle ilgili Büyükışık Ailesi’nce suç duyurusunda bulunuldu.
Ancak bir de madalyonun arka yüzü var ki, en az diğer yüzü kadar önemli.
Cinayet yargılamasını sağlayan soruşturmada savcılık, Dorukhan Büyükışık’ın cansız bedeninin bulunduğu inşaatın sahibi ve müteahhidi Tanyer Ailesi hakkında “kovuşturma yapılmasına yer olmadığı” kararını verdi. Savcılığın takipsizlik kararında Mehmet Münir Tanyer ile Mehmet Taylan Tanyer’in yanı sıra altı şüpheli ve İzmir Emniyet Müdürlüğü Kolluk görevlileri yer aldı.
Bu arada, inşaat şirketinin sahibi, yetkilisi, sorumluları, çalışanları hakkında olayın yaşanmasından sonra Mayıs 2018’de başlatılan soruşturmada, Temmuz 2023’te yine İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı’nca “takipsizlik kararı” verildi.
Tanyerler ve diğer şüpheliler, “süreçten sıyırdıklarını” düşündüler. Ancak, hesapları şaştı.
Büyükışık Ailesi ve avukatları, karara itiraz etti. İtiraz, dosyayı inceleyen sulh ceza hakimliğince reddedildi. Ardından ailenin, kanun yararına bozma yolu üzerinden Yargıtay nezdinde yaptığı girişim, Yargıtay 1. Ceza Dairesi’nce “soruşturmanın genişletilmesi” gerekçesiyle bozuldu.
Böylece aynı şüpheliler hakkında ikinci defa başlayan soruşturmanın genişletilmesi üzerine, toplanan yeni delillere rağmen Dorukhan Büyükışık’ın “kasten öldürülmesi”nde yargılanan asıl sanıklarla “suçu doğrudan doğruya beraber işleme veya yardım etme sureti ile iştirak ettiklerine dair somut hiçbir delile ulaşılamadığı” gerekçesiyle Tanyer Ailesi’nin iki bireyi ve diğer şüpheliler hakkında bir kez daha takipsizlik kararı verildi.
Bu karara karşı Büyükışık Ailesi yılmadı. Yasal haklarını kullanmaya devam etti.
Savcılığın 22 Nisan 2025 günü verdiği takipsizlik kararına, evlatlarını “cinayet” sonucu yitiren Büyükışık Ailesi, tam 64 sayfalık dilekçe ile itiraz etti.
İzmir 1. Sulh Ceza Mahkemesi’ne geçen ekimde yapılan itiraz dilekçesinde soruşturmanın en başında itibaren elde edilen bilgilere ve kayıtlara yer verildi. Dilekçede; yaşananlar, elde edilen verilerin, bilgilerin, kayıtların, bilirkişi raporlarının ve anlatımların tek tek aktarıldığı 36 ek dosya yer aldı.
Mahkeme, savcılığın verdiği ikinci takipsizlik kararından neredeyse tam bir yıl, itiraz başvurusundan ise altı ay sonra, geçen hafta sonuçlandırdı.
İtiraz dilekçesi ve eklerini değerlendiren mahkeme, savcılığın verdiği 22 Nisan 2025 tarihli takipsizlik kararının kaldırılmasına 17 Nisan 2026 tarihli kararıyla hükmetti.
Mahkeme, takipsizlik kararının kaldırılmasına gerekçe olarak “İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı’nca toplanacak delillere göre değerlendirilme yapılması gerekirken eksik inceleme sonucu karar verildiğinin anlaşıldığı”nı gösterdi!
Mahkemenin kararıyla haklarında daha önce takipsizlik kararı verilen Mehmet Münir Tanyer, Mehmet Taylan Tanyer, Murat Köze, Cevdet Akay, İhsan Gökmen Ellez, Gökhan Aydoğmuş, İbrahim Kazmacı, Yiğit Aykurt ile İzmir Emniyet Müdürlüğü kolluk görevlileri hakkında “kasten öldürme” ile “Suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme” suçlarından yeniden adli soruşturma başlatılacak.
İzmir’in “siyaseten hatırlı” ailelerinden Tanyerler’in süreci yeni boyuta taşındı böylelikle.
Tek evladının katil zanlıların peşinde koşarak cinayetin gün ışığına çıkarılmasında büyük gayret sarf eden Ethem Büyükışık’la görüştüm. Büyükışık, gelişmeden memnun. Adaleti arayama devam edeceğini ifade etti.
Onur Özkan dosyası: Ankara Valiliği, dosyayı takibe aldı
Adalet ve hak arama konusunda gelen ikinci güzel haber ise, 2016’da yaşamını yitiren lise öğrencisi Onur Özkan’ın süreci oldu.
Özkan’ın yaşamını yitirmesi de yakın geçmişte Büyüteç’in konularındandı. Ankara’da özel bir lisede eğitim gören 10. sınıf öğrencisi Onur Özkan, 16 Nisan 2016’da okul arkadaşlarıyla buluştuğu evin balkonundan düştü. Önce yaralandığı ifade edildi. Ancak aile hastaneye gittikten sonra Onur Özkan yaşamını yitirdi.
Sonrasında yaşanan günler ve yıllar Özkan Ailesi için hak ve adalet aramakla geçti. Olayın üzerinden tam 10 yıl geçti ancak aile adalet arayışını bırakmadı.
Tıpkı Ethem Büyükışık’ta olduğu gibi baba Levent Özkan, olayın peşindeydi. Tıpkı Doku ailesi, Vatan Ailesi, Öğraş Ailesi, Kabaiş Ailesi gibi. Tıpkı benzeri yaşanan onlarca meçhul olay gibi.
Özkan’ın ölümünün araştırılması tam 63 ay sürdü. Sonrasında hazırlanan iddianameyle Özkan’ın balkondan düştüğü sırada evde olan 18 yaşından küçük üç arkadaşı hakkında dava açıldı. Üç sanık yerel mahkemede beraat etti. Dosya İstinaf’a gitti, aynı şekilde onandı.
Ancak Özkan Ailesi’nin adalet arayışı bitmedi. Aile, sanıklar arasında “hatırlı” bir ailenin bulunduğu iddiasındaydı.
Soruşturmanın ilk aşamasında dosyaya bakan savcı ile olaya adı karışan çocuklardan birisinin avukatı arasında mesleki yakınlık Özkan Ailesi’nin gündemindeydi.
İddiaya göre, söz konusu savcı, şimdilerde siyaset şemsiyesi altında avukatlık yapan Bülent Yücetürk. Avukat ise, Pınar Akgül Doğusoy’du. Bu ikili, Ankara Barosu’nun yakın zamandaki yönetim seçimlerinde aynı listeden aday oldu!
Yaşananların konu edildiği Büyüteç’in iki linkini daha detaylı bilgi almak isteyenler için bıraktım.
Adaletin merhem ol(a)madığı yine bir evlat acısı dosyası mı?https://t24.com.tr/yazarlar/tolga-sardan-buyutec/adaletin-merhem-ol-a-madigi-yine-bir-evlat-acisi-dosyasi-mi-,47300?_t=1776934753704
7,5 yıl sonra yapılan keşif ve sıfırlanan telefonlar
https://t24.com.tr/yazarlar/tolga-sardan-buyutec/7-5-yil-sonra-yapilan-kesif-ve-sifirlanan-telefonlar,47315?_t=1776941103618
Aile, aradan on yıl geçmesine karşın halen adalet arayışına devam ediyor.
Özkan Ailesi, soruşturmada elde edilen yeni delil ve bulgulara karşı sonuca ulaşılamaması üzerine Ankara Valiliği’ne başvurdu geçtiğimiz günlerde.
Başvurunun ana başlığı, tıpkı Gülistan Doku olayının benzeri şekliyle “verilerin silinmesi, kayıtların bulunamaması, savcılığın istemesine karşın kayıtların sunulamaması” oldu.
Aile ve avukatları, süreçte sorumluluğu bulunanların tespit edilerek haklarında soruşturma açılması talebiyle yaşananları ve gelişmeleri beş sayfalık dilekçeyle 8 Nisan günü Ankara Valiliği İl İdare Kurulu’na başvurdu. Ailenin başvuru talebi valilikçe kabul edildi.
Onur Özkan dosyasında gündem, süreçte sorumluluğu bulunan kolluk görevlilerinin İçişleri Bakanlığı Mülkiye Teftiş Kurulu’nca tespit edilerek soruşturulması.
Onur Özkan olayını anlattığım Büyüteç’te şunları yazmıştım:
“(…) Gün geçmesin ki adaletin yerini bulamadığı yeni bir olayla karşılaşmayalım.
Adaleti sağlamakla yükümlü olanların, iki sözünden birisi “adaletin sağlanması” olmasına karşılık aksi örnekler hep karşımıza çıkıyor maalesef.
Birbirinden güzel cümlelerle yargı mekanizmasını övmeleri bir yana, üzülüp kırılmasınlar diye yargı mensuplarının performans puanları da yüksek…
Acılara merhem olmak, yürekleri soğutmak şurada dursun; yürütülen soruşturmalar ve yargılamalar sonucunda acılara acı katılıyor çoğu zaman ülkede. (…)”
Tunceli’de kaybolan Gülistan Doku’nun merkezinde yer aldığı adli soruşturma umalım ki yepyeni bir dönemin başlangıcı olsun.
24 Nisan 2026
Tolga ŞARDAN
KAYNAK: https://t24.com.tr/
