Millî Egemenlik Platformu’nun ’23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’ Bildirisi

Millî Egemenlik Platformu, “Bizler, tarihe ve geleceğe Türk Milleti’nin penceresinden bakan, Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türk milliyetçiliği fikrine inanmış kişileriz; laik, üniter ve millî Türkiye Cumhuriyeti’nin devleti ve milletiyle bölünmez bütünlüğü en kıymetli hazinemizdir.”

“Mustafa Kemal Atatürk’ün yolundan giderek, Türk Milleti’nin egemenliğini koruma ve geleceğe taşıma görevini yerine getirme azim ve kararlılığındayız.” diyerek yola çıkan 40 inanmış vatan sevdalısı ve Türk Milliyetçisi aydın tarafından kurulmuş bir platformdur.

Büyük Türk Milleti’ne ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Kurucusu, Ulu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e inanmış ve Atatürk’ün gittiği yoldan, O’nun ilkeleriyle yürüyen 40 inanmış adamla başlayıp, bugün Türk Milleti’nin sahiplendiği büyük bir hareket olan Millî Egemenlik Platformu, 23 Nisan Milli Egemenlik ve Çocuk Bayramı nedeniyle “Yüce Türk Milleti” başlığıyla bir bildiri yayımlamıştır.

Bildirinin her satırına yürekten katılıyor ve altına imzamızı atıyoruz.

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’mımız kutlu olsun.

Saygılarımızla,

23 Nisan 2026

ÜLKÜ PINARI

İşte Millî Egemenlik Platformu’nun ’23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’ Bildirisi:

Yüce Türk Milleti,

Bugün 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı milletçe coşkuyla kutluyoruz.

106 yıl önce Türk Milleti, bağımsızlık mücadelesini sadece cephede savaşarak yürütmemiş, Büyük Atatürk ve arkadaşlarının muazzam iradesi öncülüğünde Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni kurarak egemenlik hakkını millet iradesine teslim etmiştir.

Bugünü ayrıca Türk Çocuklarına armağan eden atalarımız, Türk Milleti’nin geleceğine ışık tutmuşlardır.

22 Haziran 1919’da, Amasya Tamiminin 3. maddesinde belirtilen, “milletin bağımsızlığını yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır” ilkesi doğrultusunda kurulan TBMM’de, 20 Ocak 1921 tarihinde Teşkilat-ı Esasiye Kanunuyla kabul edilen “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” hükmü, anayasalarımızın değişmez, değiştirilemez maddesi haline gelmiştir.

Çağdaş Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan itibaren Türk Milleti, egemenlik hakkını anayasada belirtilen esaslar doğrultusunda yetkili devlet organları eliyle kullanmaya başlamıştır.

Ayrıca, Anayasa’nın Başlangıç bölümünün 4’üncü fıkrası, “Kuvvetler ayrımının, Devlet organları arasında üstünlük sıralaması anlamına gelmeyip … üstünlüğün ancak Anayasa ve kanunlarda bulunduğu” nu belirterek ‘Kuvvetler ayrımını güçlü bir şekilde vurgulamıştır.

Bugün “Partili Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemiyle” yürütme, partili cumhurbaşkanına verilmiş, diğer güçler de fiilen, cumhurbaşkanlığında birleşmiştir.

Devlet, her türlü denetimden uzak, tek kişilik kararlar ve kararnamelerle yönetilmektedir.

Milletin her kuruşunun nereye nasıl harcandığı ve harcanacağını belirleyen bütçe kanunu üzerinde bile TBMM, hemen hiç müdahalesi olmayan bir organ haline getirilmiştir.

Türk Milleti adına yetkili olan Meclisimiz, demokrasinin en önemli işlevi olan denetim görevinden uzaklaştırılmıştır.

Bağımsızlığın, egemenliğin, anayasal hukuk devletinin teminatı olan bağımsız olması gereken yargının bugünkü kadar tartışıldığı hiçbir dönem yaşanmamıştır. Yargı, siyaset ve günlük hayat üzerinde bir sopa olarak kullanılmaktadır. Yargının üzerindeki siyasî vesayet artık milli güvenlik tehdidi haline gelmiştir.

Devletin yönetimindeki partizanca tercih, ehliyetsizlik ve liyakatsizlik kurumların gerek işleyişini gerekse birbirleri arasındaki ilişkiyi neredeyse- ortadan kaldırmıştır.

Yönetimde yetkilerin tek adamda toplanması ile cumhurbaşkanının sorumsuzluğunun bir araya gelmesi sorunların kaynağı olmuştur. Bunun en büyük etkileri 2018’de başlayıp gittikçe derinleşen ekonomik buhranda görülmektedir.

Sağlam ve sağlıklı nesilleri yetiştirmekle görevli Milli Eğitim Bakanlığı, cumhuriyet karşıtı liyakatsiz kişilerin yönetiminde perişan edilmiş, istikbalimiz karartılmıştır. Siverek ve Kahramanmaraş’ta meydana gelen ve yüreklerimize ateş düşüren saldırıların sorumlularından hesap sorulmalıdır.

Bütün bunlar yetmezmiş gibi;

ABD’nin Türkiye Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi olan Tom Barrack isimli şahıs,

haddini de aşarak, “Osmanlı Millet Sistemini” tavsiye etme densizliğinin yanı sıra, “monarşi ve otoriter sistem” önermesiyle tam olarak darbe çağrısında bulunmaktadır. Şahıs hakkında gereği yapılmalı kendisi bir daha ülke sınırlarımızdan içeri adım atmamak üzere sınır dışı edilmelidir.

Bebek katili Apo’ya statü arayışları ve muhataplık arayışları, bölücü terör örgütüne ve katillerine af ve entegrasyon arayışları, Arapça ve Kürtçenin de eğitim dili yapılması çalışmaları yapılmaktadır.

Türk Milleti’nin egemenlik hakkı saldırı altındadır ve başkalarıyla paylaşma girişimleriyle karşı karşıyayız.

Dünyada ve yakın coğrafyamızdaki endişe verici gelişmeler karşısında ülkemizi ve milletimizi güvenli bir alanda tutmanın yolu; şahsi ikbal ve iktidar hırsıyla hareket eden keyfi yönetim yerine milli egemenlik bilincini ve kültürünü yükselten; milli iradenin tecellisini besleyen ve demokrasiyi hâkim kılan çağdaş, laik, milli ve üniter devlet anlayışını yeniden hâkim kılmaktır.

Milli Egemenlik Platformu tarihe ve olaylara Türk Milleti’nin penceresinden bakmayı ilke edinmiştir. Bu doğrultuda mücadele etme azim ve kararındadır.

NE MUTLU TÜRK’ÜM DİYENE!

MİLLÎ EGEMENLİK PLATFORMU


Yorum bırakın