Bu yazdıklarım herhangi bir ideolojik ya da dinî düzen talebi değildir. Tam tersine, hukuk devleti içinde, anayasal ve demokratik zeminde bir ceza tartışmasıdır.
Açıkça ifade ediyorum: Türkiye’de, son derece sınırlı ve istisnai olmak kaydıyla bazı ağır suçlar için en ağır ceza yeniden tartışılmalıdır. Bu çerçevede üç başlık öne çıkmaktadır:
- Çocuklara ve savunmasızlara yönelik cinsel suçlar: Kız ya da erkek çocuklara yahut kendini koruyamayacak durumdaki yaşlılara yönelik tecavüz; yalnızca bir suç değil, insanlığın temel değerlerine yönelmiş bir yıkımdır. Bu tür fiillerde esas olan, toplumun mutlak korunmasıdır.
2. Terör suçları: Masum insanları hedef alan, doğrudan millete silah doğrultan terör eylemleri; bir güvenlik sorununun ötesinde, devletin varlığına yönelmiş tehdittir. Bu nedenle ceza, caydırıcılığı en üst düzeyde sağlanmalıdır.
3. Vatana ihanet: Devletin güvenliğini bilerek zedeleyen, düşmanla iş birliği yapan, milletin varlığını tehlikeye atan fiiller; tarih boyunca en ağır şekilde cezalandırılmıştır.
Evet, bu başlıklar birbiriyle temas eder. Ancak her biri ayrı ayrı değerlendirilmesi gereken kritik alanlardır. Bu bir “intikam” çağrısı değildir. Bu bir “şeriat” tartışması da değildir.
Bu, hukuk devleti içinde, toplumun en temel güvenliğini nasıl sağlayacağımız sorusudur. Bir devlet, en masumunu koruyamıyorsa; en ağır cezayı tartışmak zorundadır.
19 Nisan 2026
Dr. Volkan YAŞAR
