Soygun, vurgun, yalan, talan bizde bitmez. Sonuncusu patlak vermemiş, ortaya çıkmamış olsaydı kurulu düzen aynen devam edip gidecekti. Ne zaman ki işler “mızrak çuvala sığmaz”, “güneş balçıkla sıvanmaz” hale geldi konu mecburiyetten patlamış oldu. Maliye, Borsa, SPK, finans ve AKP kadroları sapır sapır dökülmeye başladı. Kedileri çatıya dizmişler, önlerine de ne kadar ciğer varsa yığmışlar. Tilkilere kümes teslimi gibi birşey…
Atananlar suç işledi, atananları kim atadı?…
Borsa’ya, SPK’ya, finansin ve bu işlerin döndüğü, döneceği yerlere bu kadar potansiyel hırsızı/dolandırıcıyı/götürücüyü bulup, çıkartıp atamak da büyük marifet doğrusu. Sizleri bu görevlere getirtiyoruz, bu makamlara atıyoruz, öyleyse malı da beraber götüreceğiz şeklinde dizayn edilmiş; dünyanın en geri ve yolsuzlukta adı ayyuka çıkmış beşinci sınıf ülkelerinde bile görülmemiş, görülemeyecek büyük bir örgütlü suç çetesi (TCK 220 “suç örgütü”) ile karşı karşıya bulunduğumuz açıktır. Dünlerde emniyet müdürlerini, kaymakamları, hakim ve savcıları, yüksek burokratları, belediye başkanlarını, milletvekillerini fetöcü oldukları için devlet kadroları içine yerleştirip, tayinlerini yapan, yükselmelerini sağlayan irade benzeri bir olay karşısında bulunduğumuz kesindir. Fetö, devlet ve millet hayatımızın, Cumhuriyetimizin bağrına saplanan zehirli bir hançer olarak kaldı ve bu ülkenin bütün kazanımlarını sildi, süpürdü, götürdü. Ülkemiz her anlamda geriye gitti. Daha bu belanın izlerini silememişken ortaya dökülen bu fon davası da aynı şekilde kalıcı derin izler bırakacağa ve derin yaralar açacağa benziyor. Çünkü, ilerdeki günlerde “Fon olayı”nın da siyasi ayağını daha çok konuşuruz, konuşacağız gibi geliyor…
17-25 Aralık… Sahi o neydi?…
Bu ülkede bir “suç işleme ayrıcalığı” oluştu. TCK 220 bu kapsama giren suç örgütlerine dokunmamakta…🤔
03 Kasım 2026
Şevket Bülend YAHNİCİ
