İngiliz gazeteci Robert Fısk, The Independent’te 2006 yılı Ağustos ayında yayınlanan yazısında “İsrail’i korumaktan sıkıldık” demişti:
“Genişletilmiş NATO/UNIFIL gücü ‘barış’ı korumaya değil Hizbullah’ı yok etmeyi başaramayan İsrail’i korumak için bir tampon bölge oluşturmaya gidiyor. BM bunu reddediyor ama amaç bu son savaşta çok daha fazla kurban veren Lübnanlıları korumak olsaydı, BM gücü İsrail sınırları dahilinde konuşlandırılırdı. Ama hayır, Lübnan’a konuşlandırılacak güç, İsraillileri koruyacak.
Arapların ve bizim bunu nasıl kabul ettiğimize dikkat edin; İsrail’in güvenliği ve mutluluğunun aynı bölgede yaşayan Müslümanlarınkinden daha önemli olduğu fikrini nasıl da gururla kabul ettiğimize… Askerlerimiz İsrail’i korumak için Lübnan’a gidecek. Arapların ve Ortadoğu’ya asker göndermek kararını almaya çalışırken söylenip duran Batılı hükümetlerimizin bunun farkında olmadığını mı sanıyoruz gerçekten?”
Sonraki yıl yani 2007’nin Kasım ayında Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Çankaya Köşkü’nde İsrail Devlet Başkanı Şimon Peres onuruna verdiği yemekte yaptığı konuşmada, İsrail’in güvenliği ve tanınmış sınırlar içinde yaşama hakkına sahip olmasının, Türkiye’nin Ortadoğu politikasının değişmez önceliklerinden olduğunu söylemişti.
Biz o zaman yaptığımız yorumda “Elbette, biz de Ortadoğu’da barışın sağlanmasını isteriz. Ama Türkiye’nin temel önceliği, Türkiye’nin ve Türk Milleti’nin güvenliğini sağlamaktır. Güneydoğu sınırları ve Kerkük Türkmenleri tehdit altında iken İsrail’in güvenliği için olağanüstü gayret göstermek, Türkiye’nin işi midir?” Diye sormuştuk.
O dönemde ulusal basında İsrail’in güvenliğinin Türk dış politikasının temel önceliği haline getirildiğinin Cumhurbaşkanı düzeyinde itiraf edilmesini, bir de Milli Gazete incelemişti.
Milli Gazete, “Sözleriniz yalan, gittiğiniz yol yanlış” başlıklı manşet haberinde “Türkiye’nin bölgesel sıkıntılarının çözümünü Washington’da arayan AKP iktidarı, İsrail’i birinci ortak olarak değerlendirmediği takdirde ABD’den yüz bulamayacağına inanıyor. Hatırlanacağı gibi Başbakan Erdoğan’ın 2005 yılında ABD’ye yapacağı ziyaret için, Türkiye’ye ‘Önce İsrail’le görüşmesi’ bir ön şart olarak dayatılmış, Başbakan, ancak bu ziyareti yaptıktan sonra Bush’tan randevu gelmişti” ifadelerini kullanmıştı.
Şimdi ise Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, “Mekke İttifakı bölgesel güvenliği, barışı ve refahı korumak için kuruldu ve kuruluşu bölgesel sahiplik duygusuyla gerçekleşti” dedi.
Türkiye, Suudi Arabistan söz konusu olduğunda bölgesel sahiplik duygusu mu hissediyor?
Yoksa, Yemen’de Husiler daha çok İsrail’i tehdit ettiği için önlem mi alınıyor?
Bakınız, Mısır Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Büyükelçi Nadir Zeki de Mısır, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan’ın bölgesel krizler karşısındaki tutumlarının örtüştüğünü belirterek, Ortadoğu’da artan çatışma ve gerilimler karşısında siyasi koordinasyonun güçlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Yemen’deki gelişmelere ve Kızıldeniz’de yaşanan gerilimlere de değinen Mısırlı sözcü, Kızıldeniz ve Babülmendep Boğazı’nın güvenliğinin Mısır’ın ulusal güvenliğinin doğrudan bir uzantısı olduğunu söyledi.
Zeki, Kahire yönetiminin bu iki stratejik su yolunun güvenliğine ve Kızıldeniz’de seyrüsefer serbestisinin korunmasına büyük önem verdiğini ifade etti.
Mısır Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, Yemen’deki gelişmeler konusunda Kahire ile Tahran arasında görüş ayrılıkları bulunduğunu da açıkladı.
Toparlarsak, Mekke İttifakı adı verilen Sünni İttifak, 2012 yılında İsrail istihbaratının planladığı bir projedir. İsrail İç İstihbarat Başkanı Ami Ayalon, “Sünni koalisyonu demek, Türkiye’nin Mısır, Ürdün ve Suudi Arabistan ile birlikte, asıl çatışmanın İran önderliğindeki Şiilerle olduğunu anlaması ve daha önce de belirttiğim gibi bu koalisyonu kurması demektir. İran’a karşı koymak için bu koalisyonu kurduk.” demişti.
Pakistan’ı projeye dahil eden, ABD’dir.
Mısır, Babülmendep Boğazı’nın Husiler vasıtasıyla İran’ın kontrolü altına girmesini istemiyor. Çünkü böyle olursa Süveyş Kanalı’nın hiçbir kıymeti kalmaz.
Yani Mısır’ın haklı gerekçesi olabilir de Türkiye’nin Mekke Anlaşması’yla İsrail’i korumakta ne çıkarı var?
24 Ekim 2026
Arslan BULUT
KAYNAK: https://yenicaggazetesi.com/
