Sıra TBMM’nin 31 yıllık ‘Casus Belli’ kararının kaldırılmasına mı geldi?

Yunanistan 2004’ten beri Ege’de neredeyse burnumuzun dibine kadar olan 20’nin üzerindeki ada ve kayalığı işgâl edip Lozan’a aykırı olarak silahlandırmış, ABD-AB-İsrail’le etrafımızı çepeçevre kuşatmış ve geçtiğimiz aylarda “teknik sebeplerle” ya da Trump’ın katıldığı NATO zirvesi öncesinde bir gerginlik yaşanmaması için Ekim ayına ertelendiği duyurulan, Ege-Doğu Akdeniz’de deniz yetki alanlarına ilişkin “Mavi Vatan” yasasının TBMM’ye getirilmesi beklenirken, Dışişleri Bakanı Fidan Yunanistan’a öyle “zeytin dalları” uzattı ki, inanılır gibi değil.

Fidan üç gün önce Adalet Bakanı Akın Gürlek ve İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’yle Brüksel’deydi. Ziyaretin sebebi Belçikalı mevkidaşlarıyla “terörle mücadele, adli ve polis işbirliği, savunma sanayi, konsolosluk, vize ve göç” gibi konularda ikili işbirliğine ilişkin yapılan toplantıydı. Fidan, bu vesileyle AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas ve NATO Genel Sekreteri Mark Rutte’yle ikili görüşme yapmakla kalmadı, Yunanistan’ın Ta Nea gazetesine bomba (!) gibi bir röportaj verdi.

Fidan’ın söylediklerini madde madde aktaralım.

  • Türkiye karşıtı söylemleri yine Yunanistan’ın iç siyasetine ve retoriğe, sorunları çözmemelerini ise “siyasi maliyeti göze alamamalarına” bağladı…
  • 2023’ten bu yana iki ülke hükümetlerinin mevcut sorunları çözme, gerginlik yaratmadan kaçınma ve güven artırıcı önlemlere öncelik verme kararı aldığını vurgulayıp, “Şu ana kadar iş birliğimiz oldukça iyi gidiyor. En azından artık it dalaşımız yok. Ege, son 3 yılda daha sakin bir yer haline geldi.” dedi…
  • Erdoğan’ın seçilmiş her Yunan başbakanıyla çalışmak için defalarca çaba gösterdiğini hatırlatırken, çözüm için her iki tarafta da güçlü bir siyasi liderlik gerektiğini kaydetti…
  • Geçtiğimiz aylarda iktidar medyasının günlerce manşetlere taşıdığı, ancak sonrasında çeşitli gerekçelerle Ekim’de TBMM’ye getirileceği konuşulan Ege ve Doğu Akdeniz’de yetki alanlarına ilişkin “Mavi Vatan” tasarısı için, “Mavi Vatan yasa tasarısı diye bir şey yok. Deniz parkı meselesi henüz tartışmaya açılmış değil.” açıklamasını yaptı…

“Casus Belli” Savaş Tehdidi Değilmiş

En önemlisi de; Yunanistan’ın 31 Mayıs 1995’te BM Deniz Hukuku Sözleşmesini kabul edip, kara sularını 12 mile çıkardığını bildirmesi üzerine TBMM’nin 8 Haziran 1995’te bunu “Casus Belli – savaş sebebi” sayması konusunda şöyle konuştu:

“Casus belli konusunda birçok kişi bunun bir savaş tehdidi olduğunu düşünüyor. Bu, Yunan versiyonudur. Ancak biz bunu ‘casus belli’ olarak nitelendirmedik. Bu, 1995 yılında TBMM tarafından yayımlanan bir bildiridir, bir yasa değildir; Yunanistan’ın Türkiye ile aralarındaki meseleyi önceden çözmeden karasularını 12 deniz miline genişletmesi durumunda Türk hükümetinin bunu önlemek için her türlü gerekli önlemi alması gerektiğine işaret etmektedir… Önleyici bildiri bugüne kadar barışın korunmasına katkı sağlamıştır. Bu bir savaş tehdidi teşkil etmemektedir. Aslında Yunanistan, Türkiye ile mesele çözülmeden böyle bir adıma başvurmayacağını hiçbir zaman açıkça beyan etmemiştir. Şimdiye kadar sorunlarımızı medeni bir şekilde çözmeyi bekleyerek statükoyu koruyoruz. Bu mesele çözülebilirdir.”

“Erdoğan’ı Kaçırmayın” Tavsiyesi

Fidan, “Bu mesele çözülebilirdir” dedikten hemen sonra ise şunu kaydetti:

“Problemin çözümü için ihtiyaç duyulan siyasi iradeyi ortaya koyabilecek gerekli siyasi meşruiyete yalnızca Cumhurbaşkanı Erdoğan sahiptir. Yunan dostlarıma tavsiyem şudur: kendisi hâlâ oradayken, bu anı değerlendirin ve onunla iş birliği yapın.”

Bu Benzer Sözleri Nereden Hatırlıyoruz?

“Casus belli” açılımını detaylandırmadan önce, Fidan’ın diğer değerlendirmelerine ilişkin olarak şunlara dikkat çekelim:

  • Yunanistan’daki Türkiye karşıtlığı bir iç siyaset veya “siyasi maliyeti göze almama” meselesi değil, değişmez devlet politikası megali idea olduğu için Ankara’nın bütün çabalarına rağmen “çözüme” yanaşmıyorlar. Nitekim şu andaki muhatapları Başbakan Miçotakis de, “Yunanistan’ın Türkiye’ye yönelik stratejisini hiçbir zaman değiştirmediğini” defalarca dillendirdi…
  • İki hükümetin aldığı karar doğrultusunda 2023’ten bu yana “Ege’nin daha sakin bir yer haline gelmesi, en azından it dalaşı olmamasına” gelince; ne tesadüf, hem önceki hem şimdiki Dışişleri Bakanları Dendias (şimdi Savunma Bakanı) ile Fidan’ın “kıymetli dostu” Gerapetritis de, “Türkiye’nin Ege’deki ihlalleri durdurduğunu, Adalar üzerinde uçuşlar yapılmadığını”, bu sayede “Ege’de sükunetin hüküm sürdüğünü” söyledi…
  • Bir başka tesadüf veya benzerlik; Yunanistan’ın 2015-2018’deki Dışişleri Bakanı Nikos Kocyas, adaların işgaline tepki gösteren “Kemalist muhalefeti” eleştirirken, “Türkiye ile aramızdaki pratik meseleleri Erdoğan’dan başkası çözemez… Türkiye’de iktidarın merkezi Erdoğan’dır.”, “Erdoğan, Türkiye’de konuşulabilecek tek güvenilir lider… Türk-Yunan ilişkilerini görüşmek istiyorsanız Erdoğan ile görüşerek, anlaşacaksınız. Kıbrıs sorunu da Erdoğan’sız çözülemez.” dedi. 2019’da dönemin Başbakanı Çipras Ruhban Okulu’nu ziyaret ettiğinde Dışişleri Bakanı olan Georgios Katrougalos ise Ruhban Okulu’nun açılması konusunda bir karar alınırsa, bunun “ancak Erdoğan tarafından alınabileceğini” vurguladı…

2002’den Beri Yeşil Işık Yakılıyor

“Casus belli”ye gelirsek; Evet, TBMM’nin 8 Haziran 1995’te tüm partilerin katılımıyla yayımladığı önergede bu ifade yok, ama son cümlesi şöyle:

“TBMM, Yunanistan Hükümetinin Lozan’la kurulmuş dengeyi bozacak biçimde Ege’deki karasularını 6 milin ötesine çıkarma kararı almayacağını ümit etmekle birlikte, böyle bir olasılık durumunda, ülkemizin hayati menfaatlerini muhafaza ve müdafaa için, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetine, askeri bakımdan gerekli görülecek olanlar da dahil olmak üzere, tüm yetkilerin verilmesine ve bu durumun Yunan ve dünya kamuoyuna dostane duygularla duyurulmasına karar vermiştir.”

AKP’nin öncülü olan RP’nin Grup Başkanvekili Abdullah Gül’ün de imzasının bulunduğu TBMM’nin bu kararından sonra 12 mil meselesi, Türkiye’nin dış politikasını belirleyen Milli Güvenlik Siyaset Belgesi yani “kırmızı kitapta”,“öncelikli tehdit” olarak yer aldı. Ancak 2010’da AB ile müzakereler bahanesiyle bu belgenin değiştirildiği ve 12 milin “öncelikli tehdit sayılmadığı” duyurulunca Yunan basını, “Türkiye, Yunan karasularının 12 mile çıkarılmasını kabul etti” diye bayram etti.

Yunanistan ise bundan 8 yıl sonra, 2018’deki bir yasayla Ege’de karasularını 12 mile çıkardı. Bunun üzerine Dışişleri Bakanlığı’na çağırılan Yunanistan Büyükelçisine, TBMM’nin 1995’te kabul ettiği o bildirinin geçerli olduğu söylenirken, AKP Sözcüsü Ömer Çelik, “Yunan tarafı 1995’teki Yüce Meclis’in ikazını unutmasın. Türkiye Cumhuriyeti gereğini yerine getirme konusunda tereddüt etmez.” uyarısında bulundu.

AKP’nin “casus belli” siciline de bakalım.

  • Erdoğan Kasım 2002’de daha Başbakan olmamışken, ilk ziyaretini Yunanistan’a yaptığında Dışişleri Bakanı Papandreu, TBMM’nin aldığı “casus belli” kararının kaldırılmasını istedi. Erdoğan, konuyu TBMM Başkanına ileteceğini söyledi…
  • 2004’teki Yunanistan ziyaretinde, bu kararı “AKP Hükümeti’nin parlamentodaki sayısal çoğunluğuyla kaldırıp kaldırmayacağı” sorulduğunda Erdoğan, “Konu ile ilgili tarafların çalışmaları sürüyor. Geçmişten bugüne taşınan sorunlar var. Bu sorunlar ortadan kalkmış değil. Ama bize düşen bu sorunları ortadan kaldırmaktır. Bu yolda kararlıyız, inançlıyız.” karşılığını verdi…
  • 2005’te dönemin TBMM Başkanı Bülent Arınç, iki komşu ülke arasında savaş deklarasyonu bulunmasının yakışıksız olduğunu, “Casus belli” kararını değiştirmenin zamanının geldiğini belirterek, “Konuyu araştırdım. Aslında Meclis Genel Kurulu’nda alınmış bir karar yok. Yalnızca dönemin grup başkanvekillerinin açıklamaları ve Meclis’te yayınlanan deklarasyon var. Yani bağlayıcılık taşıyan bir karar yok ortada.” dedi…
  • Erdoğan 2017’de bu defa Cumhurbaşkanı sıfatıyla Atina’ya gittiğinde; “casus belli” gibi sıkıntıların aşılması gerektiğinden söz edip, “Bırakalım teknik kadrolarımız bunları en iyi şekilde çalışsın.” önerisinde bulundu…
  • Yunanistan’ın 12 mil yasasını çıkardığı 2018’de Dışişleri Bakanı olan Mevlüt Çavuşoğlu, -yine Ta Nea gazetesine- şimdi Fidan’ın söylediği gibi; TBMM’nin bildirisinin, Yunanistan’da kasten çarpıtıldığı gibi bir savaş ilânı (casus belli) değil, bir siyasi uyarı olduğunu anlattı…
  • Son olarak Erdoğan Temmuz’daki NATO Zirvesi’nde, “Bu ‘casus belli’ konusunu benim milletimin tamamına yakını bilmez. Ne olduğunu sorsan, bilmez. Dolayısıyla bunlarla bence hiç milletimizi oyalamaya da gerek yok. Bizler de zaten Yunanlı dostlarımıza diyoruz ki, ‘Bunlarla ne Yunan vatandaşını ne de bizim vatandaşımızı meşgul etmeyelim. Gelin oturalım, konuşalım, işi bitirelim’. Bizim adımımız bu.” diye konuştu…

Ezcümle; Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın Ta Nea’ya açıklamalarından anlaşılan o ki, sırada, 2002’den beri AKP’nin gündeminde olan 31 yıllık bu kararın kaldırılması var.

Erdoğan’ın tek imzasıyla Türkiye’nin TBMM’nin kabul ettiği İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesi sağlandığına; daha 2004’te vurgulandığı gibi, AKP’nin “parlamentoda sayısal çoğunluğu” sürdüğüne, hepsinden önemlisi yine Erdoğan, üstelik Yunanistan’da, “Lozan güncellenmeli” dediğine göre, “casus belli”nin hükmü mü olur?!

23 Ekim 2026

Müyesser YILDIZ

KAYNAK: https://12punto.com.tr/


Bir Cevap Yazın