Adının “Ak” olduğunu iddia eden ve devamlı yanında gezdirdiği hayranınca da yaşattığı “akgünler” sebebiyle iktidarının “bir beş sene daha sürmesi gerektiği” belirtilen bu “cumhur ittifakı” aslında olayların, gerçeklerin aydınlığa çıkmasının önlendiği ve ülkenin üzerine siyah tül perdenin çekildiği bir dönemin adı oldu. 17-25 Aralık’ın üstü öyle bir örtüldü ki, neredeyse siyaset literatüründen çıktı, gitti… Hatırlayan yok. Sanki Rıza Zarrab bu ülkede hiç yaşamadı. Ayakkabı kutusunda paralar bulup, “hayır parasıdır” deyip iade ettik. Sanki “sıfırla” diye talimatlar bu ülkede hiç verilmedi. Adı, sıfatı, tarzı, iddiası, üstüne üstlük “islami” olan bir sürü vakıf devlet kesesinden beslenmedi. İki elin parmaklarını geçmeyen sayıda müteahhit ultra ultra trilyoner yapılmadı. Nimetlerin etrafına çökertilen bir azınlıktan yeni bir zadegân sınıf yaratılıp, ülke imkanlarının ve zenginliklerinin bu yeni sınıfa tahsisi sağlanması. Sanki futbolcusu, antrenörü, hakemi, takım yöneticisi ile futbol hayatımız bir bahisler ve bahisçiler cennetine dönmedi. Sanki işler, MHK yönetimine getirdiklerimizi artık işler ayyuka çıkınca gözaltına almaya, tutuklamaya mecbur kalmadık. Bu manzarayı görünce geriye doğru futbol hayatımızın boş bir balon ve bir yalan dolan dünyası olduğunu görmüyor muyuz? Borsa vurgunu ayyuka çıktı, siyasilerin rolü bir yana SPK başkanı suçlanmakta… Mecbur musunuz, her ciğer kabının başına bir kedi dikmeye?!.. Kedilere ciğerleri teslim ede ede bugünlere getirdiniz, şimdi “nereye giderse gitsin, kime dayanırsa dayansın konunun üzerine gideceğiz…” yollu demeçler vermekten utanmıyorsunuz… Kaçakçılık Kanunu diye bir kanunumuz var. Bu kanunda çeşitli kaçakçılık şekline dair tarifler ve bunlara uygun cezalar getirilmiştir. Mesela biri daha az ceza gerektiren ve “…ticaret maksadıyla münferit kaçakçılık…” diye tarifi yapılan bir modeldir. “İki veya daha fazla kişinin bir araya gelerek (ancak bir örgüt oluşturmaksızın) kaçakçılık fiilini işlemeleri “hali ise “toplu kaçakçılık” olarak nitelendirilmiştir. Eğer aynı suçlar (fiiller) bir de örgüt kurmak suretiyle işlenirse cezayı arttırıcı hal olarak kabul edilmiştir.

Bunları niye yazdım, konuyu neden buraya getirdim? Bütün bu yaşanan olaylar size Kanunda belirtildiği gibi “MÜNFERİT” geliyor mu?. Kişileri şahsen suçlayarak veya dışlayarak bu olaylar örtbas edilebilir mi?… Karşı karşıya kaldığımız vurgunu, soygunu, talanı “münferit” olaylar; suçlularını/faillerini münferit suçlular olarak görmek mümkün müdür?… Hesaplı, planlı, koordineli, organize bir suç ve suçlu muhataplığıyla karşı karşıya bulunduğumuz tartışmasızdır. Karanlıkların üzerine çekilen her siyah tül perde ve karaları “ak”lama gayreti son bulmalıdır. Devletin dairesine mal verip, şirketinden fatura kesenin üzerine siyah tül perde çekmek adını “ak” ilan edenlere yakılmamıştır.Bylockçuları, fetööverleri, fetöseverleri belediye reisi, mebus, bakan, bürokrat yaparsanız siyasi ayağı bulunamamış suç örgütü hükmünü sürdürür gider.

10 Ekim 2026

Şevket Bülend YAHNİCİ


Bir Cevap Yazın