Son günlerde, Türkiye’de ve Azerbaycan’da dostluğumuza, dostluktan da öte kardeşliğimize gölge düşürecek bir karalama kampanyası başlatılmış gibi. Türkiye’dekiler Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in iç politikaya yönelik olarak kendi partililerine yaptığı bir konuşmada söyledikleri ile okullarda yaptıkları kıyafet düzenlemesini, İsrail’le olan alışverişlerini öne çıkararak ileri geri konuşuyor, yazıyor, sosyal medyada paylaşımlar yapıyorlar. Azerbaycan kaynaklı okuduğum bir yazıda da Türkiye için, geçmişte yaşanan bazı olumsuzluklar öne çıkarılıyordu.

İç politikaya yönelik ya da siyaseten yapılan konuşmalara göre ahkâm kesilecek olursa o işin pirleri, üstatları Türkiye’de yaşıyor. Siyasilerimiz kendi aralarında birbirlerine karşı neler neler söyleyip sonra can-ciğer kuzu sarması olmuyorlar mı? “Ey Amerika!” “Ey İsrail”, “Ey Fransa!”, “Ey Almanya” dedikten sonra alttan alta neler yapıldığını, dostluk mesajları verildiğini duymuyor, görmüyor, bilmiyor muyuz?
Öncelikle şunu kabul etmeliyiz ki Azerbaycan devlet olarak bizim uydumuz değildir. Yönetimini, yaptıkları uygulamaları değiştirip yönlendirme gibi bir sorumluluğumuz yok. Uluslararası ilişkilerine de karışamayız.

Bu tür paylaşımlar “İki devlet bir millet” anlayışına zarar veriyor ve ister istemez oradaki kardeşlerimizle aramıza soğukluk girmesine sebep oluyor. Azerbaycan coğrafyasında akademisyeninden gazetecisine, sanatçısına kadar dostlarım var. Bu durumdan rahatsız oldukları belli. Kaldı ki Aliyev’in “Yalnızca Türkiye’den yardım aldık” diyen açıklamaları var:
“Bizim yanımızda olan tek ülke Türkiye’dir. Siyasiler daima bize manevi destek vermişlerdir. Buna göre biz Türk gardaşlarımıza minnettarız.” (Bu konuşmanın videosu internet sayfalarında duruyor).

Daha ne desin ne demesini bekliyoruz?

İç siyasete yönelik, kendi Partisi içinde yaptığı konuşmalar farklı olabilir. Bizde de de mesela, “Karabağ’a nasıl girdiysek” gibi bir cümle kurulunca haliyle onların da ağırına gitmişti. Turgut Özal, “Onlar Şii, biz Sünniyiz” diye diplomasi kurallarına, kardeşlik bağlarına son derece aykırı ve yakışıksız bir laf söylemişti. Bu mezhepçilik belası şimdilerde bile bazı çevreler tarafından hortlatılmıyor mu? Bu konuyu bazı tarikat ve cemaatlerin köpürttüğü kesin. Siyasilerimizin onları kesin bir dille ikaz etmeleri şart. Daha dikkatli olmak lazım. Zaten bir ateş çemberinin içindeyiz, bir cephe daha açılmasın.
Azerbaycan’a dört defa gittim ve aşağı yukarı baştan başa dolaştım. Hani, Azerbaycanlı şair Ahmet Cevat’ın yazıp Üzeyir Hacıbey’in bestelediği “Çırpınırdı Karadeniz” şarkısını bir marş edasıyla söyleyip “Kafkaslardan aşacağız, Türklüğe şan katacağız, Türk’ün şanlı bayrağını Turan ele asacağız” diyoruz ya, biz onu eşim ve arkadaşlarımızla birlikte gerçekleştirdik. Kafkas sıradağlarının bir parçası olan 4.191 metre yüksekliğindeki Tufan Dağ’ın zirvesine çıkarak Azerbaycan ve Türk bayraklarını birlikte dalgalandırdık. O marşı orada, tam da yerinde söyledik. Artık bir gül bahçesine dönen Gence çöllerini, verilen Vatan Muharebesi’nden sonra Ermeni işgalinden kurtarılan Karabağ’ı, Har-ı Bülbül çiçeklerinin açtığı Cıdır Düzü’nü gördük. Onunla da kalmayıp günümüzde İran sınırları içinde olan Güney Azerbaycan’ı da gezdim. Bir uçtan bir uca, aşağıdan yukarıya Türk kokan, Türk olan topraklar ve o topraklar üzerinde yaşayan kanı bir, canı bir, inancı bir kardeşlerimizle kucaklaştık. Hariçten gazel okuyanlar ve bu şuurdan uzak olanlar; siz neden bahsediyorsunuz ve amacınız nedir?
Bir şey daha: O gururla, coşarak söylediğimiz “Çırpınırdı Karadeniz” Şarkısı ya da marşı ile “Azerbaycan, Azerbaycan/Ey kahraman evladın şanlı vatanı/ Azerbaycan, Azerbaycan” diye başlayan Azerbaycan İstiklal Marşı’nın (Azerbaycan Devlet Himni) söz yazarı ve bestecisi aynı kişiler: Ahmet Cevad, Üzeyir Hacıbey. Biliyor musunuz? Bundan âlâ dostluk, bundan güzel kardeşlik olur mu?

Gidip de görün bakalım; yol boylarında, işyerlerinde hatta akaryakıt pompalarında bile Azerbaycan bayrakları ile Türk bayrakları birlikte dalgalanıyor. Bunları bilmiyor ya da bundan mı rahatsız oluyorsunuz? Araya fitne sokarak bu kardeşliğin bozulmasını mı istiyorsunuz?
Azerbaycanlı büyük şair Bahtiyar Vahapzade, “Azerbaycan Türkiye, iki devlet bir millet” diye ne güzel söylemiş. Biz daha da ileri götürerek kardeşliğimizi yaymak, “Büyük Türk Dünyası çok devlet, tek yürek, tek millet” ya da “Her zaman ve daima iki devlet, üç devlet, beş devlet, yedi devlet ama TEK MİLLET. Yaşasın Türk Birliği, Yaşasın Turan Milletler Topluluğu” diye haykırmak zorundayız.

Fazla söze, uzun uzun yazmaya gerek yok. İnşaallah yakında Azerbaycan’da bestelenecek olan “Can Azerbaycan” isimli şiirimin Türkiye ve Azerbaycan Türkçesi ile yazılan metinleri ile noktayı koyalım:

CAN AZƏRBAYCAN

Odlar Yurdu Azərbaycan,
Qonan-köçən sənə qurban,
Can, can, can,
Can Azərbaycan.

Heç sönməyən atəşinlə,
Dosta güvən,
Düşmənə qorxu salan,
Can Azərbaycan.

Qarabağ, ah, Qarabağ!
Aran, Dağlıq Qarabağ,
Xarıbülbül ətir saçar
Cıdır düzü otağından.

Şərqdən Qərbə gəl,
Şimaldan Cənuba.
Zəngəzurdan yolum var,
Gül Naxçıvan, Naxçıvan.

Zəfər Yolu apar bizi,
Qorxulardan qopar bizi.
Sən çox yaşa, Azərbaycan,
Candan üstün, keçdik candan.

Can, can, can,
Can Azərbaycan,
Can Azərbaycan.

CAN AZERBAYCAN
Odlar Yurdu Azerbaycan
Konan göçen sana kurban
Can, can, can
Can Azerbaycan.

Hiç sönmeyen ateşinle
Dosta güven
Düşmana korku salan
Can Azerbaycan.

Karabağ ah Karabağ!
Ovalık, Dağlık Karabağ,
Har-ı Bülbül koku salar
Cıdır Düzü otağından.

Şark’tan Garb’a gel,
Şimal’den Cenub’a.
Zengezur’dan yolum var
Gül Nahçivan, Nahçivan.

Zafer Yolu apar bizi
Korkulardan kopar bizi,
Sen çok yaşa Azerbaycan,
Candan öte geçtik candan.

Can, can, can
Can Azerbaycan
Can Azerbaycan.

09 Ekim 2026

Osman OKTAY


Bir Cevap Yazın