17-25 gibi, Fetö’nün siyasi ayağı gibi…
Kim kendilerine “kara parti” diyerek yola çıkar. Kim kendisine ” kara” der. Kim bir halkı iknaya çalışırken “sizi kara günlere götüreceğim” der. Kim “bu yolun sonu karanlığa çıkar” diyerek yol alır?… Hedef ve iddia hep ve daima “ak” diye ortaya konur. Yolun sonunun hep “aydınlık” olacağı vadedilir. Hedefte daima “aydınlık günler” vardır. Dünya kuruldu kurulalı bu iş böyledir.
Bir Ankara tabiri vardır: “kertenkele düzmüş bacısını, bizden alır acısını.”
Sen “altınlarınızı bozdurun, yastık altındakileri çıkartın; yatmasınlar orada, ekonomiye sokun” diye diye söylenip duracaksın. Beşyüzbine yakın vatandaşın “bari altınları bozdurayım, yastık altındakileri gün yüzüne çıkarayım, bunları ekonomiye kazandırmış olayım” desin..
Peki vatandaş ne yapacak da yastık altından çıkardıklarını, kuyumcuda bozdurduklarını nasıl, ne şekilde ekonomiye sokacak? Mahalleye bakkal dükkanı mı açacak, fabrika mı kuracak, inşaat işine mi girecek, otel alıp da mı işletecek?. Bunlar herkesin harcı da değil, yapabileceği, becereceği işler de değil… O zaman bir tek yol kalmaktaydı: FONLAR… Fona yatırım. Fon dediğin konu ve fonlara yatırım sağlıklı ülkelerin, sağlıkla işleyen ekonomilerin işidir. Bizim ülkemizdeki gibi (ciğerin kediye teslim edildiği) ekonomilerde bu fonlar maalesef hakiki bir sanayi ve ticaret hayatının yansıması olamıyor. “Davul tozu, minare gölgesi” misali, aslında varlığı bile tartışılabilir sözümona ekonomik değerler alınıp satılabilir hale getiriliyor. Gerçek sanayi ve ticaret erbabının üretimini, maliyetlerini, satışını, ihracatını binbir zorlukla çevirebildiği bir ülkede hakiki tüccar ve sanayiciler debelenirken manipülasyon erbabı manipulatörler milyarları kolayca klavye başından götürüveriyor. Arsa yok, yatırım yok, fabrika yok, üretim yok, satış yok, mağaza yok, ihracat yok, işçi yok, emek de yok… Ne sermaye, ne yatırım, ne üretim, ne kazanç, ne zarar derdi… Sermayesi sadece “tüyo/tüyolar ” olan bir manipülasyon işletmeciliği… Derdim ve niyetim ne doğru işleyen bir borsa sistemini, ne de çığırından çıkartılmamış bir sermaye piyasasını kötülemek değildir. Borsa da, sermaye piyasaları işleyişi de normal, sağlıklı, düzgün, hakiki üretime dayalı ekonomilerin olmazsa olmazıdır. Bizim ekonomimizin, dolayısıyla sermaye piyasası ve borsa dünyamızın içini kemiren bu “tüyo”culukla ve manipülasyonculukla raydan çıkartılmış olduğu anlaşılıyor. Bir BORSA yönetimi var. Bir SPK var. Bir BDDK var. Bir MASAK var. Bunlar ne iş yaparlar?… Milyonlarca dolarlar, milyarlarca paralar işlem görürken neredeydiler? Bütün bu işlerin ortaya çıkmış olması için illa bugünleri mi görmeliydik?..
“Tüyo”cular kimdir/kimlerdir?… Tüyoları kimler kimlere vermiştir de bu milyarlar lüplenebilmiştir?.. Ak çevreden hangi ak güvercinler havalanıp bu “kara” kılıklı insanlara haber uçurmuştur. Beşyüzbin vatandaşımızın mağduriyetini karşılamak adına “beytülmal” kesesini kullanmak nece bir iştir?..
Birileri beşyüzbin vatandaşımızı soyacak, birileri de bu soygunun iştirakçisi, moderatörü (kolaylaştırıcısı) olacak (buna ancak soygun çetesi denilir. “Soygun yapmak maksadıyla çete oluşturmak “. TCK) sonra fon koordinasyon kurulu kurup “vatandaş mağduriyetini gidereceğiz” diye devlet kesesi – hazine- açılacak?… Soygun yeni değil… Soyguncular bu işi epey zamandır yapmakta. İlgili-yetkili kişi/kişiler/kurumlar da epey zamandır bilgi sahibi ama seyirci… Yine dünyanın hiçbir ülkesinde sergilenmesi, oynanması mümkün olmayan bir tiyatro ile karşı karşıyayız. İktidar ise, hala “bilge” sayesinde dimdik ayakta… “Aman fonlar bahanesiyle fitne yapanlara dikkat, ek-enomik bölünme yapmak istiyorlar” anonsunu yaparak gerekli uyarısını da yaptı. Önce tedbirleri şirketlerden, sonra da yavas yavaş şahıslardan kaldıra kaldıra ilerler, neticede bu işi de unutur, zararı sineye çekeriz. Yeter ki, ezan susmasın…
02 Ekim 2026
Şevket Bülend YAHNİCİ
