Borsa hakkında az çok bilgim vardı da “Fon” işi patlak verip önceki Bakanlardan AKP Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan’la eşinin “bir koyup bin aldıkları” ortalığa dökülünce öyle bir şeyin olduğunu da öğrenmiş oldum. Öğrendim ama nasıl çalıştığına, nasıl girilip çıkıldığına dair hiç malumatım yoktu. “Bilmemek ayıp değil öğrenmemek ayıp” derler ama sormak da işime gelmiyordu doğrusu. Neyse ki Gogul Hazretlerinin pabucunu dama atan “Yapay Zekâ” diye bir allamenin ortaya çıktığından haberim vardı ve ara sıra başvuruyordum. Sordum: “Ey Yapay Zekâ, cahilliğimi hoş gör. Fon diye bir şey varmış, duyunca şaşırdım. Bu fonla borsa arasında ne fark var?” Yapay Zekâ allame falan ama alçakgönüllü olduğu belli. Beni teselli eden bir ifade ile başlayıp hiç bilgisi olmayanlara öğretircesine anlatıverdi: “Hiç şaşırmayın, yalnız değilsiniz! Kısaca özetlemek gerekirse: Borsa tek bir eve yatırım yapmaksa, fon bir toplu konut sitesine ortak olmaktır.” Yapay Zekâ detaylarını da bildirmişti ama benim için bu kadar bilgi yeter! Hani “Nerede çokluk, orada b..luk” derler ya; anladığım kadarıyla fon işi de işte öyle bir şeymiş. Son yaşanan örnekte olduğu gibi işin içinde bir de siyasiler varsa ve dahi devletin denetim organları uyuyor, bürokrasi işi “sallıyorsa” olanların olmaması, yaşananların yaşanmaması mümkün değil. Biz bu Fatma Betül Hanım’ı yıllar öncesinden başka bir konuda ama yine böyle para pul işlerinden de hatırlıyoruz. AKP’li Kadir Topbaş’ın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı döneminde belediyeye giriş yapmış, aynı gün ya da günlerde ABD’den bir doktora programına katılmış, yine aynı gün ya da günlerde Büyükşehir Belediyesi iştirakleri olan KİBTAŞ ve İSBAK’tan 85 bin ya da 105 bin dolar ve bilmem kaç bin TL burs almış. Aynı burs yine AKP’den Milletvekili olan Ravza Kavakçı ve Kadın Kolları Başkanı Rabia İlhan Kalender’e de verilmiş. Herhangi bir kurum ya da kuruluştan burs alınmışsa öğrenim hayatı bitince belli bir süre o kurum, kuruluş ya da belediyede çalışıp hizmet vermek gerekir. Değilse icralık olmaya kadar gider. Ancak adı geçen şahıslar aldıkları bursun karşılığı olarak belediyede çalışmadıkları gibi siyasete atılıp Milletvekili, hatta Bakan oldular. Normal olarak aldıkları bursu gecikme faizleri ile birlikte ödemeleri gerekirdi. Çünkü, Milli Eğitim bursu ile ABD’ye giden bir tanıdığım dönüşte başka işe devam ettiği için Millî Eğitim Bakanlığı verilen bursun maddi karşılığını faizi ile birlikte kuruşu kuruşuna almıştı. Doğrusu, adı geçen AKP’lilerin geri ödeme yapıp yapmadıklarını bilmiyorum. İşin içinde bir de siyasiler varsa ve dahi devletin denetim organları uyuyor, bürokrasi işi “sallıyorsa” demiştik ya, patlak veren bu fon işinin tam da böyle olduğu anlaşılıyor. Çünkü: Son bir yıl içinde bu fonculara Bankacılık Denetleme ve Düzenleme Kurulu’nca (BDDK) banka kurma izni veriliyor. Rekabet Kurumu, bu foncuların satın almalarına bekletmeden onay veriyor. Fon işi patladıktan sonra tutuklanan fon yöneticilerinden birinin eski Başbakanlık Müşaviri olduğu anlaşılıyor. Foncuların holdinglerinde olup bitenlerle ilgili yazı yazan, ilgili kurumlara ihbarda bulunanlar gözetim altına alınıyor vs. vs. İşin bir başka yönü ve foncuların siyasetten/iktidardan ayrıcalık gördüklerini kanıtlayan başka belgeler de var. Fonculardan birinin AKP Gençlik Kolları’nda görev yaptığı, bir açılışta iktidar mensupları ile birlikte görüntü verdiği, bir başkasının iktidara yakın vakıflardan birinde konuşmacı olduğuna dair resimler yayınlandı. Vakıfta yapılan konuşmanın konusu da oldukça enteresan: İslami Finans Sistemi! Aslında bu ve benzeri kişilere İslamiyet’i alet ederek insanları dinden soğuttukları için ayrı cezalar verilmesi gerekmez mi? İş oldukça karmaşık…
Devletin bütün kurumları, millet olarak hepimiz dikkatli olmak zorundayız. Siyasiler, devletle ya da piyasada iş yapanlara karşı eşit mesafede olmalı, senden benden, sizden bizden, partili partisiz ayırımı gözetmemelidir. Uzatmaya gerek yok. Zaten para pul işlerinden hiç anlamam. 42 yıllık memuriyet ve artık on yılı doldurmak üzere olan emeklilik hayatımda maaş artışları ile hiç ilgilenmedim, halen de ilgilenmiyorum. Hesabıma ne yatarsa ayağımı yorganıma göre uzatarak harcıyor, birikim yapabilirsem yapıyorum. Özellikle borsa ve hele de fon işlerinden hiç anlamadığıma da yazımın girişinde işaret etmiştim. Yazıyı para pul işlerine ailece ne kadar uzak olduğumuzu anlatan bir yaşanmışlıkla noktalayalım. Doğrusu zengini malı bizim gibi züğürtlerin çenesini yoruyor ve çok geriliyoruz. Biraz da gülelim: Eşim Samiye Hanım da emekli. Emekli öğretmen. Benim gibi onun emekli maaşını tamamen kullanmıyor, bir gün lazım olur da ihtiyacımızı karşılar diye bekletiyorduk. Öyle bir ihtiyaç çıkınca emekli maaşını aldığı banka şubesine birlikte gittik. Biriken para da foncularınkinin yanında devede kulak bile değil. İşlem bitip memur paraları önüne koyunca, o zamana kadar birkaç deste banknotu bir arada görmeyen hanımın tepkisi: “Bunları nereye koyacağız?..” Yani anlayacağınız, parayı bulduk da koyacağımız yeri düşünüyoruz! Öyle ya borsa bilmeyiz, fondan haberimiz yok, faizden korkarız…
Memur güldü, biz güldük ve öyle gülerek şubeden ayrıldık. Aracımıza binince ikimizden de aynı cümle çıktı: İyi ki fazla paramız yok!..
29 Eylül 2026
Osman OKTAY
