25 yıldır dini referans olarak kullanan, sözde “islamcı” bir iddianın iktidarıyla başbaşayız. Ahlâk ve maneviyatta yükselişe geçen bir toplum olacağımıza, içkinin, kumarın, yalanın, dolanın, vurgunun, soygunun, haramın, yağmanın, talanın biteceği /olmayacağı/ yaşayamayacağı bir ülke haline geleceğimize bakın ne hale geldik?… Şeriatla yönetilmekte olduğu söylenen (zaten öyle bir ülke ve rejim yok, sadece lafı var) ülkelerde bile görülemeyecek bir ölçüde yaygın din eğitimi bu ülkede var. Resmi okullar dışında; kuran kursları, tekke, zaviye eğitimleri, merdivenaltı hocaefendilerin vaazları almış başını gidiyor. Bunun adı “irşad”; aydınlanma, uyarma, doğru yolu gösterme, aydınlatma… Peki öyle mi?… İçki, uyuşturucu bağımlılığı had safhada. Kumarhaneye, gazinoya gerek yok, evler, bilgisayarlar, telefonlar kumarhane olmuş, çocukların ellerinde. Haram, vurgun, soygun, rüşvet, yağma hiç bu kadar çok olmamıştı. Böylesine olağanmış gibi de gösterilmemişti. Peki nereye gitti bunca din eğitimi? Karadeniz’de bir köyde en muhafazakar bir partinin en muhafazakar bir adayı kahvede nutuk atmakta… Nutuk “din, iman, ahlak” üzerine, salla gitsin. Arkada seyrek sakallı bir yaşlı Temel (genelde Karadeniz’de bol, siyah, gür sakal olmuyor) elini kaldırır. “Ha uşagım, bir sorum vardır” der, konuşmacı bir ilgi göstergesi olan durumdan memnun “elbette, sor babacuğum” der. Yaşlı Temel “içki içey musun, kumar oynay musun, kadına kıza gidey musun ?…” Konuşmacı gülerek, kendinden çokcana emin bir tavırla “hiç öyle şey olur mu babacuğum, biz muhafazakar bir partiyiz, müslümanlık şiarımız, o dediklerin bize yakışmaz…” deyince Temel amca lafı yapıştırır: “eh o zaman niye çalaysunuz ?…”
Bu müslümanlıkta atıp tutan, mangalda kül bırakmayan taife, “içki, kumar, kadın, kız vs.,vb” konularda çok nutuk atar, çok hassasiyet gösterir, çok da dedikodu yapar. Faiz, haram, hortum, yağma, yalan, talan için de dedikodusunu yaptıkları konulardaki hassasiyeti niye göstermezler hiç anlamadım. Kaldı ki içki, uyuşturucu, kumar bağımlılığı da tavan yapmış halde… Bu bizim bellediğimiz, inandığımız müslümanlık olabilir mi?…
Yaşanmakta olan sosyolojik travmanın ve acayipliğin hiçbir kitapta yeri olduğunu sanmıyorum.
25 Eylül 2026
Şevket Bülend YAHNİCİ
