“Ortak vatan” deyişini kullananlar suç işlediklerini nedense bilmiyorlar. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 3. maddesini okuyalım: “Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçedir.”

Bu madde, Türkiye’nin bir üniter devlet, bir ulus devlet olduğu anlamındadır. Üniter, Fransızca kökenli bir kelime (unitaire) olup siyasi ve idari anlamda birlikçi, birleştirici ya da merkeziyetçi demektir. Genellikle “üniter devlet” kavramında kullanılır ve egemenlik ile hukuk düzeninin tek bir merkezde toplandığı yapıları ifade eder. Demek ki “ortak vatan” dediğimiz anda anayasal bir suç işlemiş oluruz. Ama biz gene de bu konuda neyin ne olduğunu yazalım da suç bizden gitsin. Önce ortak sözcüğünün anlamları ve kullanımı konusunda sözlüklerde yazan tanımlamaları aktaralım:

İş ortağı: Birlikte iş yapan ve kazancı paylaşan kimse, şerik, hissedar.

Müşterek: Birden çok kişiyi veya nesneyi ilgilendiren, onlara ait olan durum. Kuma: Evli bir erkek üzerine getirilen ikinci eş (halk ağzında). “Ortak”ın, “ortaklık”ın sözlük karşılığı hepimizin bildiği “şirket” sözcüğüdür. Ancak türlü türlü şirket var: Kolektif şirket, adi komandit şirket, limited şirket, anonim şirket…

Şimdi de “vatan” ne demekmiş onu anlayalım: Daha önce de bazı kafaları tımar etmek gerekmiş ve 29 Haziran 2025 günü bu sütunda “Ortak vatanmış” başlıklı bir yazı yayımlamak zorunda kalmışım. Kaşağı nitelikli bu yazıdan alıntı yapacağım:

[Vatan, vatandaşların anonim, kolektif ya da komandit şirketi değildir. Türkiye bir yapı kooperatifi mi ki ortakların vatanı olsun? Üst kimliği oluşturan halk ile alt kimliği oluşturan yurttaşların vatanıdır Türkiye. Boşnak, Arnavut, Kürt, Laz, Çerkez, Pomak, Çingene, Roman, Türk diye etnik sayım yapılmaz, yapılamaz. Tamamı vatandaştır!!! Vatandaşlık sıfatı etnisiteyi kabul etmez.

Örneğin Fransa’da Breton, Katalan, Bask, Korsika, Alsas (Alman), Kreol (Karayip), Malenezya, Kanak, Guyan, Flaman, Oksitan, İtalyan kökenli topluluklar yaşar ve gündelik hayatta kendi dillerini konuşur ama kimliklerinde ve pasaportlarında “Fransız” oldukları yazar. Fransa ve denizaşırı (outre-mer) topraklarında yaşayan eski sömürge insanlarının, vatandaş oldukları için resmi dilleri Fransızcadır. Anayasanın 2’nci maddesine göre cumhuriyetin resmi dili ve eğitim-öğretim dili Fransızcadır. (La langue de la République est le français) Bizim anayasanın 3. maddesinde de şunlar yazar: “Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçedir.” Buna göre Türkiye Devleti’nin sadece ülkesi değil milleti de bölünemez. Yani “Türklük” (Türk milleti) bir üst kimliktir. Alt kimlikler (Laz, Arap, Pomak, Arnavut, Kürt vb.) üniter ulus devlet anayasasında yer almamıştır, almazlar.]

Fransa Anayasası’nın 3. maddesine göre milli egemenlik Fransız halkına aittir. Halkın hiçbir parçası ve hiçbir fert milli egemenliğin kullanılmasını kendisine izafe edemez. (La souveraineté nationale appartient au peuple qui l’exerce par ses représentants et par la voie du référendum. Aucune section du peuple ni aucun individu ne peut s’en attribuer l’exercice.) Tıpkı bizim anayasada olduğu gibi.

TC Anayasası’nın ilk dört maddesi ve 174. maddesi değiştirilemez.

Selahattin Demirtaş, “Bizler Türkiye toplumu olarak bu dönemde bir ve beraber olacağız” demekte. “Türkiye toplumu” diye bir şey yoktur. Türkiye’nin anayasal toplumunun adı Türk toplumudur. Anayasaya göre Türkiye adlı vatanda yaşayanlara Türk toplumu denir. Anayasanın buyruğunu bir zorunluluk saymanın şovenlikle ilgisi yoktur. Vatandaşlık bilinci “Türk toplumu” adıyla anmayı gerektirir.

DEM Parti, yeni bir anayasa yapılmasını istiyor ama çocukların “Dondurma isterim” diye tutturmasına benzemez anayasa işi. Birkaç gün içinde bu konuyla ilgili iki yazı yayımladım. Yazıyı uzatmanın gereği yok. Son söz: Türkiye Cumhuriyeti’nin anayasasında Türk kimliğinden başka bir kimlik yer alamaz. Bunu zaten anayasamızın 3. maddesi söylüyor: “Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. ” Veee Türkiye herhangi bir etnisiteler şirketinin ortak vatanı değildir. Ahmet Hakan da “vatan”ı şirket saymıyorsa bu doğru gerçeği Selahattin Demirtaş’a uygun bir dille anlatmak zorundadır. Ortakların kurduğu şirketler bir süre sonra bozulup dağılabilir. Türkiye bir şirket değil anayasalı bir devlettir.

Selahattin Demirtaş sıradan bir siyasetçi değil. Ürünlerini okumadım ama kendisinin yazınsal (edebi) bir niteliği de var. Bilmesi gerekir ki: Türkçe, Türkiye Cumhuriyeti’nin resmi dili olduğu kadar, aynı zamanda Türkiye denen Anadolu toprağında bir Lingua Franca’dır yani ortak dildir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin resmi ve ortak dili Türkçedir; Türkiye’de konuşulan öteki dillere yerel dil denir ki Kürtçe bu dillerden biridir. Yani Kürtçe bir Lingua Franca (ortak dil) değildir.

Selahattin Demirtaş yazınsal dil olarak Türkçeyi kullandığı sürece, evrensel yazın toplumunda şöyle tanımlanır: “Kürt kökenli Türk yazar”. Ayrıca “Türkiye toplumu” demek terminoloji olarak da yanlıştır; doğrusu “Türk toplumu”dur.

Selahattin Demirtaş’ın kimlik ve pasaportunda her TC vatandaşında olduğu gibi “Türk” yazıyor, “Türkiyeli” yazmıyor. “Türk” olmak istemeyen Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığından ayrılır. Çünkü “Türkiyeli” deyişi TC vatandaşlığının anlamdaşı ve dengi değildir. İstersen Fransa’ya vatandaş olursun ancak Fransız vatandaşlarının kimliğinde Fransalı değil “Fransız” (Le citoyen français) yazar, tıpkı Bröton kökenli Yann’ınınkinde “Fransız” yazdığı gibi.]


Türkiye için “ortak vatan” tanımını kullananların, her bakımdan, “gerçek vatandaş” olma olasılığı hemen hemen yoktur. Türkiye, kimlik kartında ve pasaportunda “Türk” yazanların vatanıdır. Bu sıfatı istemeyenler, beğenmeyenler kimlik ve pasaportlarını nüfus müdürlüklerine iade edebilirler. Benim “vatanım” benim yurdumdur, şirket değildir. Bilmeyenler öğrensin: “Ortak vatan” deyişi federasyon bağlamında ve anlamında kullanılır. Aslına bakarsanız “ortak vatan” federasyon kavramını içerdiği için TC Anayasası’nın 3. maddesine aykırıdır ve bu nedenle de cumhuriyet savcısının yetki alanına girer.

11 Eylül 2026

Özdemir İNCE

KAYNAK: https://cumhuriyet.com.tr/


Yorum bırakın