Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Görüşmesiyle İlgili Açıklamalarda Bulundu

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, bugün sosyal medya X hesabından Cumhurbaşkanı Erdoğan ile yaptığı görüşmeyle ilgili ortaya atılan İddialar ve yorumlarla ilgili bir paylaşımda bulundu.

Yavaş, “Ben Ankara Büyükşehir Belediye Başkanıyım. Ankara halkının bana verdiği görev; siyasi dedikoduların peşinden gitmek, her gün üretilen senaryolara cevap yetiştirmek değil; Ankara’nın sorunlarını çözmek, yatırımlarını hayata geçirmek ve 6 milyon vatandaşımıza hizmet etmektir.” dedi.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

10 Eylül 2026

ÜLKÜ PINARI

İşte Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın kamuoyuna açıklaması:

Son günlerde şahsım, siyasi tutumum ve gerçekleştirdiğim görüşmeler üzerinden çeşitli yorumlar yapılmakta; iddialar ve senaryolar üretilmektedir.

Bu nedenle bazı hususları hiçbir tereddüde yer bırakmayacak şekilde açık ve net biçimde kamuoyuyla paylaşmak istiyorum.

Ben Ankara Büyükşehir Belediye Başkanıyım.
Ankara halkının bana verdiği görev; siyasi dedikoduların peşinden gitmek, her gün üretilen senaryolara cevap yetiştirmek değil; Ankara’nın sorunlarını çözmek, yatırımlarını hayata geçirmek ve 6 milyon vatandaşımıza hizmet etmektir.

Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile gerçekleştirdiğimiz görüşmenin de tek gündemi Ankara’dır.

Sayın Cumhurbaşkanını Ahlat ziyareti dönüşünde havalimanında karşıladım ve görüşme talebimi bizzat kendilerine ilettim. Bu talebimize olumlu dönüş sağlanmasının ardından gerçekleştirdiğimiz görüşmede; Ankara’nın bekleyen büyük yatırımlarını, metro projelerini, kredi ve onay süreçlerini, hayata geçirmeyi planladığımız büyük fuar alanını ve şehrimizin çözüm bekleyen diğer meselelerini ele aldık.

Görüşmemizin gündeminde Ankara vardı. Ankara’nın yatırımları vardı. Ankara’nın geleceği vardı.
Başkanlık sisteminin getirdiği zorunluluklar nedeniyle büyükşehir belediyelerinin hayata geçirmek istediği bazı yatırımlarda merkezi idarenin desteğine ve onayına ihtiyaç duyulmaktadır.

Dolayısıyla Ankara’nın bir sorununu çözmek, bir yatırımının önünü açmak ve Ankara halkına verdiğimiz sözleri yerine getirmek için Sayın Cumhurbaşkanı ile görüşmem gerekiyorsa bugün de görüşürüm, yarın da görüşürüm.
Bu görüşmeden siyasi sonuçlar çıkarmaya, parti değiştireceğim yönünde senaryolar üretmeye çalışanlara da açıkça ifade etmek isterim:
Beni seven, bana güvenen ve yıllardır yanımda duran insanları incitecek, kıracak ve hayal kırıklığına uğratacak bir tutum içerisinde olmam söz konusu olamaz.

Ayrıca bilinmesini isterim ki Sayın Cumhurbaşkanı ile görüşmem öncesinde hem Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun hem de Sayın Özgür Özel’in bilgisi vardı.

Dolayısıyla Ankara için gerçekleştirilmiş, amacı ve içeriği son derece açık olan bir görüşmenin başka anlamlara çekilmesini doğru bulmuyorum.

Gelelim siyasi konulardaki tutumumun her gün televizyon ekranlarında farklı senaryolarla tartışılmasına…
Geçtiğimiz günlerde Ankara Büyükşehir Belediye Meclisimizde bir seçim gerçekleştirdik.
Dışarıdan bakıldığında bazı şeyler çok kolay görünebilir. Ancak yaşayan bilir.
Belediye meclislerindeki dengeleri, belediye başkanlarının hangi şartlar altında görev yapmaya ve hizmet üretmeye çalıştığını işin içinde olanlar çok iyi bilir.

Üsküdar’da yaşananları hep birlikte gördük. Hiçbirimizin tasvip etmeyeceği, onaylamayacağı olaylar yaşandı. Tekirdağ Büyükşehir Belediyesinde Belediye Meclisi toplanamadı.

Bütün bunları görmezden gelemeyiz.

Belediye başkanlarımız zaten ağır ekonomik şartlarla, vatandaşlarımızın haklı hizmet beklentileriyle ve merkezi idareyle çözülmesi gereken meselelerle uğraşıyor. Bunların üzerine siyasi tartışmalar belediye meclislerine taşındığında şehirlerimize hizmet üretmek çok daha zor hale geliyor.

Ben tam da bu nedenle ısrarla sağduyu diyorum.

Ankara’da bugüne kadar kurduğum denge politikasının sonucunu kendi Belediye Meclisimizde gördük. Tüm çabalara rağmen Cumhuriyet Halk Partisi ve Yeni Parti olarak hiçbir fire vermeden seçimi kazandık.

Ben izlediğim yolun doğru olduğuna inanıyorum ve mevcut pozisyonumu koruyorum.
Çünkü bugün normal bir dönemden geçmiyoruz.

Her iki tarafı destekleyen tabanda da karşılıklı ciddi bir öfke ve kırgınlık bulunduğunu görüyorum. Bunun zaman içerisinde dineceğine inanıyorum. Ancak bugün itibarıyla bu öfke ve kırgınlığın henüz ortadan kalkmadığı da bir gerçektir.

Böyle bir ortamda taraf olmayı da, atacağım herhangi bir adımın taraflardan birine destek olarak yorumlanmasını da doğru bulmuyorum.

Hele benim üzerimden, iki tarafı destekleyen insanların yeniden karşı karşıya gelmesine katkı sunmayı hiç istemiyorum.

+++


Şuna bir yanıt: “Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Görüşmesiyle İlgili Açıklamalarda Bulundu”

  1. demirozcane Avatar

    DÜNYA TÜRK HBER/WORLDD TURKISH NEWS.worldpres
    : Türkiye,de İktidar Birbirine düşmüş durumda rejim içinde kavga kavga var bu kavga genişliyerek sürüyor
    Kavga Toplumu tehdit ediyor Ülke Yönetilemiyor Ülkenin kurtuluşu bir erken seçimdir inatla iktidarı
    Bırakmamak için direniyorlar bu durumun sonu Felaket olabilirmi
    Türkiye’deki iç siyasi tartışmalar, iktidar ve muhalefet ilişkileri ile erken seçim çağrıları gibi konular, siyaset bilimcileri, sosyologlar ve halk arasında farklı bakış açılarıyla değerlendirilmektedir. Siyasi gerilimlerin ülke geleceğine etkileri konusunda iki ana perspektif öne çıkmaktadır:
    1. Risk ve Endişeleri Öne Çıkarabilen Yaklaşım (Kritik Görüş)
    Bu görüşü savunanlar, siyasi kutuplaşmanın ve yönetimsel anlaşmazlıkların derinleşmesinin ülke üzerinde olumsuz sonuçlar doğurabileceğini belirtir:
    Ekonomik İstikrarsızlık: Siyasi belirsizliklerin ve güven ortamının zedelenmesinin, yabancı yatırımları, enflasyonu ve genel ekonomik istikrarı doğrudan olumsuz etkileyebileceği düşünülür.
    Toplumsal Kutuplaşma: Söylemlerin sertleşmesinin toplumsal bağları zayıflatabileceği ve sosyal huzursuzluklara yol açabileceği endişesi taşınır.
    Kurumsal İşleyiş: Yönetim içi çekişmelerin devlet kurumlarının karar alma mekanizmalarını yavaşlatabileceği ve kriz yönetimini zorlaştırabileceği savunulur. Bu doğrultuda, sandığın (erken seçimin) bir meşruiyet tazeleme ve tansiyon düşürme yöntemi olduğu ileri sürülür.
    2. Sistemin Dayanıklılığını Öne Çıkarabilen Yaklaşım (Dengeli Görüş)
    Diğer bir perspektif ise Türkiye’nin köklü devlet geleneğine ve demokratik tecrübesine vurgu yaparak felaket senaryolarına mesafeli yaklaşır:
    Demokratik Olgunluk: Türkiye’nin uzun bir sandık ve seçim geçmişi vardır. Siyasi krizlerin ve sert tartışmaların geçmişte de yaşandığı, ancak her seferinde anayasal sınırlar ve seçimler yoluyla bir çözüme kavuştuğu hatırlatılır.
    Kurumsal Hafıza: Siyasi tartışmalar ne kadar yoğun olursa olsun, bürokrasi ve güvenlik gibi temel devlet mekanizmalarının işlevini sürdürerek kaotik durumların önüne geçebilecek güce sahip olduğu savunulur.
    Siyasetin Doğası: Demokrasilerde güç mücadelelerinin, koalisyon içi veya parti içi fikir ayrılıklarının doğal olduğu; bunun bir “felaket” değil, siyasetin kendi dinamiklerinin bir parçası olarak görülmesi gerektiği ifade edilir.
    Özetle; Mevcut siyasi gerilimlerin riskler barındırdığı yadsınamaz bir gerçek olsa da, bu durumun mutlak bir “felaketle” sonuçlanıp sonuçlanmayacağı; ülkenin kurumsal dayanıklılığına, demokratik mekanizmaların ne ölçüde işletileceğine ve siyasi aktörlerin sağduyulu adımlarına bağlıdır.

    Liked by 1 kişi

Yorum bırakın