Önce müteahhitlerin suçlamalarıyla belediye başkanının evine sabaha karşı baskın yaparak gözaltına al, ardından tutukla ve görevden uzaklaştır.

Başkanvekili seçiminde AKP adayı seçilemezse seçime itiraz et.

Seçim yenilenirken çeşitli oyunlarla belediye meclisini kendi lehine olacak şekilde düzenle.

Seçime günler kala sonucu etkileyecek sayıda belediye meclis üyesini gözaltına alıp tutukla.

Diğer meclis üyelerine para teklif et, aileleriyle tehdit et, varsa bir açığı onu kullanıp baskı kur ve dört üyeyi kendi tarafına geçir.

Sonuç kendi lehine çıkana kadar müdahale et ve sonunda bir AKP’liyi seçimle gelen başkanın yerine oturt!

Bu hukuksuz yöntem, herkesin gözünün önünde Üsküdar’da da uygulandı. Yapılan operasyon, tartışmasız, seçme ve seçilme hakkının gasbıdır!

Üsküdar’da yaşayan biri olarak benim de aralarında olduğum yurttaşların oyu çöpe atıldı; türlü türlü entrikayla bir AKP’li belediye başkanlığı koltuğuna oturtuldu.

31 Mart 2024’teki belediye seçimlerinde Sinem Dedetaş’a 157 bin 605, AKP adayı Hilmi Türkmen’e 133 bin 814 oy verilmişti. Bu gerçek ortadayken iki yıl sonra seçmen iradesinin yok sayılması, zorbalığın dik alâsıdır!

SİNSİCE AKP’YE OY VERENLER!
8 Ağustos 2026 Salı günü Üsküdar Belediye Meclisi’nde YENİ Parti ve CHP’nin 21 oyu, AKP’nin de 21 oyu varken dördüncü turda AKP adayına 23 oy çıkması, muhalefet tarafından iki üyenin AKP’ye geçtiğini gösteriyor.

Kimdir bu insanlar? Daha önce baskıyla AKP’ye transfer edilen dört üye gibi bunu açıkça değil sinsice yaptılar. Bundan sonra muhalefet sıralarında oturup AKP ile mi hareket edecekler? Bu durumda muhalefet içinde adeta bir ajan gibi mi kullanılacaklar?

Şantaja maruz kaldılarsa niye bunu halka duyurmuyorlar? Demek ki korkacakları suçları var! Öyleyse o ahlaksız insanları belediye meclisi listelerine kim koydu? Bu pislikte rol sahibi olan herkes hesap vermeli!

ŞANTAJ, PARA, ENTRİKA, GASP…

Paranın ve gücün, şantaj ve hilenin siyasete tümüyle egemen olduğu bir ülkede demokrasiden söz edilemez; bu yöntemleri teşvik edip uygulayan bir partinin iktidar olduğu ülkede barıştan da söz edilemez. Ahlaksız yöntemler olsa olsa kutuplaşmayı artırır.

Bu rezalet yıllardır yaşanmıyormuş gibi, böyle bir iktidarın “barış ve demokrasi getireceği” yanılsamasını destekleyerek PKK açılımı için kabul oyu verenlerin oyun bozmadığı, tersine bu kirli oyunda kendilerine düşen rolü oynadığı bir kere daha görüldü.

PKK açılımına evet oyu veren ama AKP iktidarının yürüttüğü süreçten ve atılan adımlardan gerçek anlamda bir demokratikleşme çıkmayacağını söyleyen Erkan Baş da sergilediği HAVET tutumuyla Özgür Özel de anayasa değişikliği için iktidarın yolunu açtı.

BELEDİYE MECLİSİ ŞAŞIRDI, YA ANKARA’DAKİ MECLİS?

Ekim 2024’te emperyalizmin baskısıyla açılım tezgâhı kurulduğunda koşa koşa o masaya oturmak yerine muhalefet adına bir olup, “AKP gibi demokrasinin hiçbir ilkesi ile ilgili olmayan, anayasayı çiğneyen bir partiyle ülkenin bu kadar önemli bir meselesini konuşmayız. AKP, son yerel seçimlerde görüldüğü gibi ülkede birinci parti olma iddiasını kaybetmiştir. Bu konu çözüme halkın desteğini alan yeni iktidarla kavuşturulmalı” diyerek etkili bir baskı kursalardı ve AKP’yi seçime mecbur bıraksalardı, şu an Türkiye farklı bir noktada olabilirdi.

Demokrasinin zerresi kalmayan ülkede, sanki normal bir parlamento çalışması yapılabiliyormuş gibi, TBMM’de çerçeve yasayı kabul edip gülerek Bahçeli’nin elini sıkanlar, artık ne dese boş… Anormalliklerin üzerini “normalleşme” diyerek örtmenin bedeli ağırdır.

Üsküdar Belediyesi’ne çökülürken binanın dışındaki kitleden yükselen “Meclis şaşırma, sabrımızı taşırma!” sloganının, aslında çok daha önce Ankara’daki Meclis’e duyurulması gerekiyordu.

09 Eylül 2026

Zülal KALKANDELEN

KAYNAK: https://cumhuriyet.com.tr/


Yorum bırakın