Büyük bir manevi haz ve millî gurur etrafında birleşmeye vesile oldular…

TEŞEKKÜRLER ALTIN KIZLARIMIZA VE BİR “ALTIN ADAM” ÜSTÜNDAĞ’A…

Türkiye’miz’in çok zor, sıkıntılı, dertlerle dolu, neredeyse milletçe birlikte sevinçleri yaşayıp paylaşmayı unuttuğumuz, üstü üstüne bol bol üzüntü ve hüzünlere ortak olduğumuz günlerden geçtiğini hepimiz biliyoruz, zaten de hep birlikte bu gerçeği yaşıyoruz.

Herhangi bir olaya beraberce sevinemediğimiz, İstiklal Marşı okunduğunda birlikte, heyecanla göğsümüzü kabarta kabarta söyleyemediğimiz (bir kısım insanımız başka marşla heyecanlanıyor, bir kısmı için de İstiklal Marşı hiçbir haz duygusu yaşatmıyor), milletimizin, devletimizin, bağımsızlığımızın sembolü olan ayyıldızlı albayrak dalgalandığında kimileri arkasını dönüyor, bir takım paçavraları bayrak belleyip, onlarla gururlanıyor. “Milli birlik”, “milli şuur”, “milli gurur”, “milli beraberlik” gibi kavramların zayıfladığı; dolayısıyla birlikte sevinme, haz alma, manevi değerler etrafında birlikte duygulanma ve gururlanma gibi güzellikleri neredeyse bu millete unutturdular. Sımsıkı, yüreği aynı duygularla ve gururla heyecanlanan, milli ve manevi haz duygusuyla yürekleri beraber çarpan bir toplum olmaktan süratle uzaklaştırıldık. Kimse bana, “yok öyle değil, sen bu işi abartıyorsun, bu söylediklerin de doğru değil” diyemez… Çünkü, “görünen köy kılavuz istemez” haldedir.

İşte, işler ve durumlar tam da bu halde iken dün akşam, milli gurur ve sevincimizi en üst seviyeye taşıyan; milletçe birlikte manevi haz alma duygumuzu yeniden hatırlamamıza sebep olan; yeniden ayyıldızlı albayrak çekildiğinde yüreklerimizi hoplatan ve gözlerden yaş getiren; İstiklal Marşını yeniden büyük haz, gurur, heyecan, şevkle haykırarak okumamıza sebep olan bir olayı yaşadık. Kız milli voleybol takımımız muhteşem bir finalle Avrupa şampiyonu oldu. Göğüsler kabardı, yürekler aynı heyecanla çarptı, gözler aynı gururla sevinç gözyaşı döktü. Böyle bir olayı, duyguyu, sahneyi, anı çok özlemiştik çok… Bir spor olayı bizlere bir arada olmayı, bir arada durmayı, aynı manevi haz duygusuyla çoşmayı, “milli birlik”i, “milli şuur”u, “milli gurur”u, “milli beraberlik”i hatırlatmaktaydı.

Bu altın kızlarla ve başarılarıyla ne kadar övünsek azdır. Sadece bize şampiyonluk kazandırdıkları, şampiyonluk getirdikleri için değil; YİNE VE YENİDEN AYYILDIZLI ALBAYRAK KARŞISINDA İSTİKLÂL MARŞIMIZ OKUNURKEN BİZE YAŞATTIRDIKLARI MİLLÎ ŞUUR VE GURUR TABLOSU İÇİN TEŞEKKÜR BORÇLUYUZ. Son zamanlarda hiçbir şeye, hiç bu kadar birlik halinde sevinemez olmuştuk.

BİR BÜYÜK TEŞEKKÜRÜ DE BİR “ALTIN ADAM” HAKETMİYOR MU?… Mehmet Akif Üstündağ… Sevinci, gururu, başarıyı bu millete, hırsıyla, inadıyla, inancıyla ve olağanüstü ve olağandışı gayretiyle getiren dostumuz, kardeşimiz Mehmet Akif… Bir gün Türk spor tarihi ve o tarih içinde voleybol konusu yazıldığında “altın kızlar” ve inanıyorum ki, bir “altın adam” yazılacak.

07 Eylül 2026

Şevket Bülend YAHNİCİ

ANKARA KENT KONSEYİ Yüksek İstişare Kurulu Başkanı


Yorum bırakın