ABD Başkanı Donald Trump, Fox News sunucusu Trey Gowdy’ye Kanada’nın ABD’den olumlu ticaret koşulları beklememesi gerektiğini söyledi.
The İndependent’in çeviri haberine göre Amerika’nın kuzey komşusu Kanada’nın bir eyalet olmadığını ve dolayısıyla avantajlı şartlardan yararlanamayacağını öne süren Donald Trump, Kanada’yla girdiği sert ticaret savaşını savundu.
Kanada’ya 51. eyalet olma konusunda defalarca teklifte bulunan, ancak bu çağrıları reddedilen Trump, “Kendilerini ABD’nin eyaleti sanıyorlar ama öyle değiller. Neden Kanada’yı sübvanse edelim ki?” dedi.
Trump, geçen yıl Meksika Körfezi’nin adını değiştirdiği gibi, büyük kısmı bulunan Kanada’da Ontario Gölü’nün adını da “Amerika Gölü” diye değiştireceğini duyurdu.
ABD ABD’yle iş yapmayı sürdürmeyi bekleyen tüm Kanadalı şirketlerden merkezlerini, geri taşımalarını istedi.
Başkan, “Birçoğu, ABD’nin aptal yönetimi yüzünden yıllar önce taşınan şirketler” dedi.
ABD Ticaret Temsilcisi’ne göre iki ülke her yıl yaklaşık 900 milyar dolarlık sınır ötesi ticaret gerçekleştiriyor.
Trump, röportajın başka bir bölümünde, Beyaz Saray’da olmasaydı İsrail diye bir devletin olmayacağını iddia etti. İran’a karşı yürüttüğü savaşı “kolayca” kazandığını iddia ederek İran konusunda kendisini eleştirenleri hedef aldı. Güney Kore’yle ortak askeri tatbikatları sona erdirme kararını savundu ve golfteki başarısıyla övündü…
Trump’ın Kanada için, “Kendilerini ABD’nin eyaleti sanıyorlar” demesi bende başka bir çağrışıma sebep oldu?
Türkiye, NATO’ya girdiği 1952 yılından itibaren, ekonomide ve dış politikada, ABD’nin dayatmalarına hafiyen uydu. Kıbrıs Barış Harekatı, istisna gibi görünebilir ama ABD’nin örtülü desteği vardı. İkinci Harekat ise askeri mecburiyet gereği, ABD’ye rağmen yapıldı.
Bir köşe yazısında, Türk-Amerikan ilişkilerini, bütün yönleriyle incelemek mümkün değil. Son 25 yılın olaylarını hatırlayalım. Türkiye’nin, Afganistan, Irak, Libya ve Suriye politikası, ABD’nin bu ülkelerle ilgili ana dosyalarına harfiyen uyumludur. Son olarak Suriye’de ABD istihbaratının yetiştirdiği ve kolladığı ajanlar, devlet yönetimine getirilmiştir. Trump, bu sebeple, Erdoğan’a övgüler dizmektedir. Öyle ki, “Geçenlerde Erdoğan’a dedim ki; ‘Tebrikler. 2000 yıldır kimsenin başaramadığını yaptın, Suriye’yi aldın’ dedim.” diye durumu özetledi.
Suriye, 2 bin yıldır Yahudilerin elinde değildi.
Şimdi, İsrail, Türkiye’nin Suriye’de üs kurmayı planladığı yerleri bombalıyor. Geçen yıl, “İsrail’e Suriye’nin Golan Tepelerini veren benim…” diyen de Trump idi.
Şara, Golan tepeleri dahil İsrail’in işgal ettiği Suriye toprakları için tepki bile göstermiyor! Son bombalama ile ilgili açıklama yapan Netanyahu da “Türkiye’ye kinetik bir mesaj verdik” dedi.
Türkiye’de sürdürülen açılım süreçleri, Oslo’da da ortaya çıktığı gibi “koordinatör ülke” tarafından dayatılmıştır.
Basına sızdırılan Oslo görüşmelerinde “koordinatör ülke temsilcisi” toplantıyı açarken “Sizi buraya biz getirdik, Abdullah Öcalan’ın talepleri TBMM’de görüşülecektir” demişti?
Abdullah Öcalan da 10 maddelik Dolmabahçe mutabakatında, AKP’li muhataplarına koordinatör ülkenin o dayatmasını iletmişti.
Öcalan, Dolmabahçe mutabakat metninde, “demokratik çözümün ulusal ve yerel boyutlarının tanımlanması, özgür vatandaşlığın, yasal ve demokratik güvenceleri, demokratik siyasetin devlet ve toplumla ilişkisi ve bunun kurumsallaşmasına dönük başlıklar, çözüm sürecinin sosyo-ekonomik boyutları, kimlik kavramı, tanımı ve tanınmasına dönük çoğulcu demokratik anlayışın geliştirilmesi, demokratik cumhuriyet, ortak vatan ve milletin demokratik ölçütlerle tanımlanması, çoğulcu demokratik sistem içerisinde yasal ve anayasal güvencelere kavuşturulması; bütün bu demokratik hamle ve dönüşümleri içselleştirmeyi hedefleyen yeni bir anayasa” diyordu.
Yani etnik kimlikler tanınacak, kurumsallaşmasının önü açılacak, ikiz yasalarda belirtilen yerel ekonomik ve sosyal haklar belirlenecek; barajlar, madenler, akarsular bölüşülecek, vatanın ortak olduğu ifade edilecek, millet yeniden tanımlanacak ve bütün bunların tamamlanması için yeni anayasa yapılacaktı.
Şimdi Türkiye’ye bunlar yaptırılıyor…
Trump, Kanada için, “Kendilerini ABD’nin eyaleti sanıyorlar” dedi ama hep birlikte soralım:
-Türkiye’yi yöneten siyasi ve bürokratik kadrolar, ülkeyi ABD’nin eyaleti mi zannediyor? ABD’nin eyaletlerinin bile federal yönetime daha fazla itiraz hakkı var!
02 Eylül 2026
Arslan BULUT
KAYNAK: https://yenicaggazetesi.com/
