Anayasal Süreklilik İlkesi ve Kurucu İktidar Sınırları

TÜRKİYE’DE SEÇİLMİŞ MECLİSİN ANAYASAYI İLGA YETKİSİ ÜZERİNE HUKUKİ BİR DEĞERLENDİRME

Anayasanın Üstünlüğü ve Bağlayıcılığı Karşısında Meclis Yetkisinin Sınırları

Anayasa, bir devletin temel hukuk düzenini kuran, devlet organlarının yetkilerini belirleyen ve bireylerin temel hak ve özgürlüklerini güvence altına alan en üst hukuk normudur. Anayasanın üstünlüğü ilkesi, yasama, yürütme ve yargı organlarının tüm işlemlerinin anayasaya uygun olmasını zorunlu kılar. Bu ilke, aynı zamanda, anayasayı yapma ve değiştirme yetkisinin sınırsız olmadığını, bu yetkinin bizzat anayasa tarafından belirlenen usul ve esaslara tabi olduğunu ifade eder. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 11. maddesi, “Anayasa hükümleri, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kurallarıdır” hükmüyle bu üstünlüğü açıkça ilan etmiştir. Bu çerçevede, seçilmiş bir meclisin, kendisini oluşturan anayasayı ilga ederek yeni bir anayasa yapması ve bu yolla devletin ve milletin temel yapısını değiştirmesi, mevcut anayasal düzen içinde meşru bir yetki kullanımı olarak değerlendirilemez. Aksine, bu tür bir girişim, anayasanın bağlayıcılığını hiçe sayan, hukuk devleti ilkesini ihlal eden ve millet iradesini anayasal çerçevenin dışına taşıyan bir yetki gaspı niteliği taşır.

Bu değerlendirmenin temelinde, anayasa hukuku doktrininde yerleşik olan “asli kurucu iktidar” (pouvoir constituant originaire) ile “tali iktidar” (pouvoir constituant dérivé) arasındaki ayrım yatmaktadır. Asli kurucu iktidar, bir anayasayı ilk kez yapan veya mevcut anayasayı tamamen ortadan kaldırarak yerine yenisini koyan, var olan hukukun dışında ve hukuk üstü bir iktidardır; genellikle devrim, bağımsızlık savaşı veya rejim değişikliği gibi olağanüstü koşullarda ortaya çıkar. Tali iktidar ise, mevcut anayasanın öngördüğü usuller çerçevesinde anayasayı değiştirme yetkisidir; bu iktidar, bizzat anayasa tarafından kurulur ve sınırlandırılır. Türkiye Büyük Millet Meclisi, 1982 Anayasası’nın 175. maddesi uyarınca tali iktidar yetkisini kullanabilir; ancak bu yetki, anayasanın değiştirilemez hükümleri ve anayasal usul kurallarıyla sınırlıdır. Meclisin, bu sınırları aşarak anayasayı bütünüyle ilga etme girişimi, tali iktidarın yetki sınırlarını aşan, asli kurucu iktidar alanına müdahale eden hukuka aykırı bir eylem olacaktır.

1982 Anayasası’nda Kurucu İktidarın Düzenlenişi: Değişiklik Usulü ve Değiştirilemez Hükümler

1982 Anayasası, anayasal değişiklik sürecini ayrıntılı biçimde düzenleyerek tali iktidarın yetki çerçevesini belirlemiştir. Anayasanın 175. maddesi, anayasa değişikliği teklifinin Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tam sayısının en az üçte biri tarafından yazılı olarak yapılabileceğini, teklifin Genel Kurulda iki kez görüşüleceğini ve kabulünün üye tam sayısının beşte üç çoğunluğuyla mümkün olacağını hükme bağlamıştır. Ayrıca, değişiklik teklifinin kabulü halinde, belirli koşullarda halk oylamasına sunulması öngörülmüştür. Bu düzenleme, anayasa değişikliğinin sıradan bir yasama işlemi olmadığını, nitelikli çoğunluk ve özel usul gerektiren, anayasanın üstünlüğünü korumayı amaçlayan bir süreç olduğunu göstermektedir.

Ancak 175. madde, anayasa değişikliğinin yalnızca usulünü değil, aynı zamanda maddi sınırlarını da belirleyen hükümlerle birlikte değerlendirilmelidir. 1982 Anayasası’nın 4. maddesi, “Anayasanın 1. maddesindeki Devletin şeklinin Cumhuriyet olduğu hakkındaki hüküm ile 2. maddesindeki Cumhuriyetin nitelikleri ve 3. maddesi hükümleri değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez” hükmünü içermektedir. Bu madde, anayasanın çekirdek alanını oluşturan temel değerleri koruma altına almakta ve tali iktidarın bu değerleri değiştirme yetkisini açıkça ortadan kaldırmaktadır. 1. madde, devletin şeklinin Cumhuriyet olduğunu; 2. madde, Türkiye Cumhuriyeti’nin başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olduğunu; 3. madde ise Türkiye Devleti’nin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü, dilinin Türkçe olduğunu, bayrağını, milli marşını ve başkentini düzenlemektedir. Bu hükümler, anayasanın değiştirilemez çekirdeğini oluşturur ve tali iktidarın dokunamayacağı alanı belirler.

Bu bağlamda, seçilmiş bir meclisin anayasayı ilga ederek yeni bir anayasa yapması ve bu yolla rejimi, devlet yapısını ve millet tanımını değiştirmesi, doğrudan 4. maddenin yasakladığı alana müdahale anlamına gelir. Çünkü bu tür bir girişim, yalnızca anayasanın belirli maddelerini değiştirmekle kalmayıp, anayasal düzenin bütününü ortadan kaldırmayı ve yerine anayasanın öngörmediği yeni bir düzen kurmayı hedefler. Bu ise, tali iktidarın değil, ancak asli kurucu iktidarın kullanabileceği bir yetkidir. Meclisin böyle bir yetkiyi kullanmaya kalkışması, anayasanın kendisine verdiği yetkinin sınırlarını aşmak anlamına gelir ve hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmaz.

Tali İktidarın Sınırları ve Yetki Gaspı Kavramı

Tali iktidar, anayasa tarafından kurulan ve anayasanın öngördüğü usul ve esaslara tabi olan bir iktidardır. Bu iktidar, anayasanın değiştirilemez hükümleriyle sınırlı olduğu gibi, aynı zamanda anayasanın temel ilkelerine ve hukuk devleti anlayışına da bağlıdır. Tali iktidarın yetki sınırlarını aşması, “anayasal süreklilik” ilkesinin ihlali anlamına gelir. Anayasal süreklilik, bir anayasal düzenin, kendi öngördüğü usuller dışında sona erdirilemeyeceğini ve yeni bir anayasal düzenin ancak asli kurucu iktidar tarafından, olağanüstü koşullarda kurulabileceğini ifade eder. Mevcut anayasal düzenin, anayasanın öngörmediği yöntemlerle veya anayasanın yasakladığı amaçlarla değiştirilmesi, anayasal sürekliliği ihlal eden bir “anayasal gasp” eylemidir.

“Yetki gaspı” kavramı, bir organın, kendisine hukuken tanınmayan bir yetkiyi kullanması veya kendisine tanınan yetkinin sınırlarını aşması durumunu ifade eder. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin anayasayı ilga etme ve yeni bir anayasa yapma yetkisi bulunmamaktadır. Meclis, yalnızca 175. maddede belirtilen usul ve sınırlar çerçevesinde anayasa değişikliği yapabilir. Bu sınırların dışına çıkarak anayasayı bütünüyle ortadan kaldırmaya ve yerine yeni bir düzen kurmaya kalkışması, açık bir yetki gaspı oluşturur. Bu gasp, yalnızca hukuki bir sorun değil, aynı zamanda demokratik meşruiyet açısından da derin bir kriz yaratır. Çünkü halk, meclisi, mevcut anayasal düzen içinde görev yapmak üzere seçmiştir; meclisin bu düzeni ortadan kaldırma yetkisi bulunduğunu varsaymak, halk iradesinin anayasal çerçevede tecelli ettiği gerçeğini inkâr etmek anlamına gelir.

İlgini Çekebilir: Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde TBMM’nin yetki ve görevleri neler?
https://www.turkishnews.com/2026/05/18/cumhurbaskanligi-hukumet-sisteminde-tbmmnin-yetki-ve-gorevleri-neler/

Anayasa Mahkemesi’nin bu konudaki içtihadı, yetki gaspı sorununun çözümünde önemli bir referans noktasıdır. Anayasa Mahkemesi, 2008 yılında verdiği bir kararda, anayasa değişikliklerinin 4. maddeye aykırı olamayacağını ve bu maddenin “maddi bir sınır” oluşturduğunu belirtmiştir. Mahkemeye göre, tali iktidarın bu sınırı aşan değişiklikleri, anayasal denetime tabidir ve iptal edilebilir. Bu içtihat, meclisin anayasayı ilga etme girişiminin hukuki denetim dışı kalamayacağını ve anayasal yargı organları tarafından engellenebileceğini göstermektedir. Ancak uygulamada, anayasa değişikliklerinin şekil denetimiyle sınırlı olması ve Anayasa Mahkemesi’nin esasa ilişkin denetim yetkisinin tartışmalı olması, bu korumanın etkinliğini zayıflatmaktadır. Yine de hukuk devleti ilkesi, anayasanın değiştirilemez hükümlerinin korunmasını ve tali iktidarın yetki sınırlarının denetlenmesini zorunlu kılar.

Demokratik Meşruiyet ve Hukuk Devleti İlkesi Bağlamında Anayasanın İlga Edilemezliği

Demokrasi, yalnızca çoğunluğun iradesinin egemen olması demek değildir; aynı zamanda bu iradenin, hukuk devleti ilkesine ve temel hak ve özgürlüklere saygı çerçevesinde kullanılması demektir. Anayasa, demokratik iradenin kullanılmasının sınırlarını belirleyen ve bu iradenin keyfiliğe dönüşmesini engelleyen en önemli hukuki araçtır. Anayasanın üstünlüğü ilkesi, demokratik çoğunluğun dahi anayasayı ihlal edemeyeceğini, temel hak ve özgürlükleri ortadan kaldıramayacağını ve hukuk devletinin temel ilkelerini değiştiremeyeceğini garanti eder. Bu nedenle, seçilmiş bir meclisin anayasayı ilga etme girişimi, yalnızca hukuki bir sorun değil, aynı zamanda demokrasinin özüne aykırı bir eylemdir.

Seçimle işbaşına gelmiş olmak, meclise anayasayı ortadan kaldırma yetkisi vermez. Seçim, meclise, anayasal düzen içinde yasama görevi yürütme yetkisi verir; yoksa anayasal düzeni yıkma yetkisi değildir. Milletvekilleri, göreve başlarken “Anayasaya ve hukukun üstünlüğüne, demokrasiye, Atatürk ilke ve inkılaplarına ve laik Cumhuriyet ilkesine bağlı kalacağıma” şeklinde yemin ederler. Bu yemin, anayasaya bağlılığın yalnızca ahlaki bir taahhüt değil, aynı zamanda hukuki bir yükümlülük olduğunu gösterir. Anayasayı ilga etmeye yönelik bir girişim, bu yeminin açık ihlali ve millet iradesine ihanettir.

Ayrıca, anayasanın ilga edilmesi yoluyla devletin ve milletin temel yapısının değiştirilmesi, yalnızca siyasal bir tercih meselesi değil, aynı zamanda toplumsal sözleşmenin ihlali anlamına gelir. Anayasa, bir toplumun birlikte yaşama iradesinin, temel değerlerinin ve ortak gelecek tasavvurunun hukuki ifadesidir. Bu sözleşmenin, anayasanın öngörmediği yöntemlerle ve anayasanın yasakladığı amaçlarla değiştirilmesi, toplumsal barışı ve siyasal istikrarı tehdit eden bir eylemdir. Bu nedenle, anayasal süreklilik ilkesi, yalnızca hukuki bir formalite değil, aynı zamanda demokratik meşruiyetin ve toplumsal düzenin korunmasının temelidir.

Sonuç: Anayasal Düzenin Korunması ve Hukuk Devletinin Geleceği

Türkiye’de seçilmiş bir meclisin, mevcut anayasayı ilga ederek yeni bir anayasa yapması ve bu yolla rejimi, devletin ve milletin temel yapısını değiştirmesi, mevcut anayasal düzen içinde meşru bir yetki kullanımı olarak değerlendirilemez. Bu tür bir girişim, anayasanın üstünlüğü ilkesine, hukuk devleti anlayışına ve anayasal süreklilik ilkesine aykırıdır; tali iktidarın yetki sınırlarını aşan bir yetki gaspı niteliği taşır. Anayasanın 4. maddesiyle koruma altına alınan değiştirilemez hükümler, bu tür girişimlere karşı hukuki bir bariyer oluşturmakta ve meclisin anayasayı ilga yetkisini açıkça reddetmektedir.

Demokrasi, yalnızca seçimlerin yapılması ve çoğunluğun iradesinin egemen olması değil, aynı zamanda bu iradenin anayasal sınırlar içinde kullanılmasıdır. Anayasa, demokratik iradenin keyfiliğe dönüşmesini engelleyen, temel hak ve özgürlükleri güvence altına alan ve hukuk devletinin sürekliliğini sağlayan en önemli hukuki araçtır. Bu nedenle, anayasanın ilga edilmesi yönündeki her türlü girişim, yalnızca hukuka aykırı olmakla kalmaz, aynı zamanda demokrasinin özüne ve toplumsal sözleşmenin temellerine de aykırıdır. Anayasal düzenin korunması, yalnızca hukukçuların ve devlet kurumlarının görevi değil, aynı zamanda demokrasiye ve hukuk devletine inanan tüm yurttaşların ortak sorumluluğudur. Anayasayı ilga etme girişimlerine karşı hukukun üstünlüğünü savunmak, demokrasiyi ve özgürlükleri korumanın en temel gereğidir.

02 Eylül 2026

Sefa YÜRÜKEL

Kaynakça

· Anayasa Mahkemesi. (2008). E. 2008/16, K. 2008/116 sayılı Karar. Resmî Gazete, 22 Ekim 2008, Sayı: 27032.
· Arsel, İ. (1973). Anayasa Hukuku (Genel Esaslar). Ankara: Sevinç Matbaası.
· Gözler, K. (2000). Türk Anayasa Hukuku. Bursa: Ekin Kitabevi.
· Gözler, K. (2008). Anayasa Değişikliği Gerekli mi? 1982 Anayasası Ne Kadar Değişti?. Bursa: Ekin Yayınevi.
· Özbudun, E. (2014). Türk Anayasa Hukuku. Ankara: Yetkin Yayınları.
· Schmitt, C. (2008). Constitutional Theory. Durham: Duke University Press. (Orijinal basım: 1928)
· Sieyès, E. J. (2003). Political Writings. Indianapolis: Hackett Publishing. (Orijinal basım: 1789)
· Tanör, B., & Yüzbaşıoğlu, N. (2019). 1982 Anayasasına Göre Türk Anayasa Hukuku. İstanbul: Beta Yayınları.
· Teziç, E. (2016). Anayasa Hukuku. İstanbul: Beta Yayınları.
· Turhan, M. (1997). Anayasal Devlet. Ankara: Naturel Yayınları.
· Venedik Komisyonu. (2010). Report on Constitutional Amendment. CDL-AD(2010)001. Avrupa Konseyi.
· Yayla, A. (2014). Anayasa Hukuku Ders Notları. İstanbul: Profil Yayıncılık.

İlgini Çekebilir: Bu Meclis Yeni Anayasa yapamaz
https://www.turkishnews.com/2026/05/08/bu-meclis-yeni-anayasa-yapamaz-3/

KAYNAK: https://turkishnews.com/


Yorum bırakın