Emekli Tümamiral Cihat Yaycı, birkaç ay önce “SDG’nin Suriye ordusuna entegrasyonu bir masaldır. PKK karşımıza Suriye ordusu olarak çıkacak. PKK yönetim sahibi oldu. Bu bir İsrail projesidir. Halkımızın uyanması lazım.” demişti.
Ben de 14 Mart 2025’te “Suriye’ye kim hükümdar oldu?” diye sormuş ve ”Uluslararası hukuk ve demokrasi, eşkıyayı Irak ve Afganistan’dan sonra Suriye’ye de hükümdar etmiştir.” cevabını vermiştim.
Yine 21 Şubat 2026’da “Yapılan iş, PKK’yı devletleştirmek” başlığı altında şu bilgileri vermiştim:
“Bir terör örgütü olan HTŞ, ABD organizasyonuyla Suriye’de devlet olarak kabul edildi. Yine ABD, PKK’nın Suriye kolu olan YPG’nin başındaki Mazlum Abdi’yi meşrulaştırdıktan sonra, Münih’te de muhatap kabul etti. Abdi, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile masaya oturtulduğu gibi AB liderleri tarafından da hoş karşılandı…
Türkiye’de ise Meclis’te kurulan bir komisyon, PKK’nın başındaki terörist Abdullah Öcalan’ın serbest bırakılması ve PKK’lılara af çıkarılması için çeşitli önerilerde bulundu. (Nitekim, daha sonra PKK’ya af niteliği taşıyan çerçeve yasa çıkarıldı.)
Abdullah Öcalan’ın ise İmralı’da kendisini ziyaret edenlere, ‘Devlete de güvenmeyin. Devlet nedir? Ben devleti yeniden inşa ediyorum. Kürtleri de devlete yerleştiriyorum. Devleti Kürtleştirip, Kürtleri de devletleştiriyorum. Bu 10 tane sahte Kürt devletinden daha iyi bir şeydir.’ dediği ortaya çıktı.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli de, Öcalan’dan önce ‘kurucu önder’ sonra ‘PKK’nın kurucu önderi’ diye bahsetti.
Bu durumda devletleşen, Kürtler değil, Ermeni terör örgütü ASALA’nın devamı olan PKK oluyor!”
Gazeteci Cansu Çamlıbel, Aralık 2025’te T24 adına, Türkiye’nin son Şam Büyükelçisi Ömer Önhon ile görüştü. Önhon, “Türkiye’deki PKK ile YPG’yi ayırmak, Türkiye’deki süreç ile Suriye’deki süreci ayırmak, Türkiye’deki anayasa hazırlıkları ile oradaki anayasa hazırlıklarını ayırmak, bunların birbiriyle ilgisi yokmuş gibi davranmak bana göre çok gerçekçi değil. Çünkü şu bir gerçek ki bu iki ülkede olan bitenler bir şekilde birbirini etkileyecek. Yani bunlar bana göre bir bütünün parçası…” dedi.
Özgür Özel de CHP Genel Başkanı olarak 2025’in Haziran ayında, “güçlü, demokratik ve üniter bir Suriye yapısını” savunduğunu belirttikten sonra, “Kürtlerin, Türkmenlerin, Arapların, Dürzilerin anayasal zeminde temsil edildiği bir Suriye devletiyle komşu olmak isteriz. Parçalı, iç savaş riski taşıyan bir yapı riskli” dedi.
Oysa etnik grupların Anayasal zeminde temsil edildiği modelde üniter yapı olmazdı! Suriye için etnik unsurlara dayalı anayasa isteyen, Türkiye için ne isterdi?
Zaten daha sonra Dem Partili Pervin Buldan, “Kürtler Suriye’de ‘statü’ elde etti. Şimdi sıra Türkiye’de.” diyecekti…
Halbuki, etnik temelde Anayasa yapan devletler, sonunda dağılmaya mahkûmdur. Tıpkı paramparça edilen Yugoslavya gibi…
ABD, Türkiye’deki siyasi iktidar sayesinde Suriye’de iki terör örgütünden bir devlet çıkardı. Hani Suriye’yi daha önce “terör devleti” olarak gösteriyorlardı ya; Suriye, asıl şimdi terör devleti oldu. “Suriye’de bizim dediğimiz oldu” diye propaganda yapan siyasi iktidar ise halkı “Terörsüz Türkiye” diye ikna ederek Türkiye’de de Suriye modelini hâkim kılmaya çalışıyor.
01 Eylül 2026
Arslan BULUT
KAYNAK: https://yenicaggazetesi.com/
