İ. Melih Gökçek etrafında cevabı verilmemiş sorular

ELBET GÜNÜ GELDİĞİNDE TARİH BU SORULARI CEVAPLAYACAK…

1 )1999’da Erdoğan ve arkadaşları FP’nde idiler. Sonradan ‘Millî Görüş’ten ayrılarak AKP’ni kuracak bir ekipleşme o gün de mevcuttu. Erdoğan, Arınç, Gül, Davutoğlu, M.Ali Şahin, Kapusuz, A.Şener vb. dar bir kadro o günlerde de işi bir ekip halinde götürmekteydiler. “Milli görüş gömleğinden sıyrılma” ve yeni ve başka bir partide siyasete devam kararını da beraber aldılar. AKP kurucuları oldular. 2002 3 Kasım’ında yapılan seçimler sonucu DSP, MHP, DYP, ANAP’la birlikte eski partileri de (FP, Saadet olmuştu) baraj altında ve Meclis dışında kalacaklardı. AKP iktidar yılları başlamaktaydı. İşte bu arada İ. Melih Gökçek’in de Ankara’ya belediye başkanı seçildiğini görüyoruz. Erdoğan ise genel başkandır, ancak mebus olamamıştır. (hukuki yasak sebebiyle) Sorular burada başlamaktadır:

1 / 1 – Sayın Erdoğan o sıralar amansız bir şekilde İ. Melih Gökçek hakkında, her yer, zaman ve ortamda aleyhte konuşmalar yapmış mıdır?… Gökçek’e düşmanlığını, sevmediğini, beğenmediğini, en ufak şekilde tasvip etmediğini açıkça konuşup gezmemiş midir?… Hatta ağır, hakaret ölçüsünde sözlerle Gökçek aleyhinde beyanlarda bulunmuş mudur?… Eski ve eskiden dostu olan bir siyasetçiye (başka partiden) ABB baskan adaylığının tartışıldığı (Gökçek’in adının da geçtiği) aylarda ( 2002 Ağustos, ya da Eylül’ü) Gökçek hakkında çok ağır sözlerle beyanda bulunmuş mudur?… Hatta bu görüşmede kendisine bazı isimlerle ilişkisi ve beraberlik durumunu soran bu siyasetciye neler söylemiştir?.(Gül, Arınç, Şahin, A. Şener ve Erdoğan beşlisi) arasındaki ilişkiyi soran bu siyasetçiye “Arınç’ı ağabey gibi görürüm, diğerleriyle çok eski dostluğumuz, kardeşliğimiz, beraberligimiz, dava yolculuğumuz söz konusu ve hiç bitmeyecek…”

Bu görüşmede konu Gökçek’e gelince (kendisine Gökçek sorulunca) öfkelenip, Gökçek hakkında çok ağır olarak nitelendirilecek sözler sarfetmiş midir?..

1 /2 – AKP’nin kurulup genel merkez binası tutulduğu günlerde (Ceyhun Atıf Kansu’daki bina) konunun Gökçek’ten açıldığı görüşmelerde (Gül’ün de bulunduğu ortamda) “O bu kapıdan giremez, hatta bu caddeden bile geçemez” gibi ifadeler kullanmış mıdır?…

1 / 3- Sonraki günlerde yapılan bazı görüşmeler sonucu ( Abdullah bey dahil) Gökçek’in partiye girişi sağlanmış mıdır?… Daha doğrusu amansız Gökçek muhalifi Erdoğan’ı kim, nasıl, ne diyerek ikna etmiştir?…

1 /4 – Zira tam da bu sıralar Gökçek kendisine bir başka siyasi gelecek hazırlama peşindeydi. DP organizasyonunu yapmış, ilçelerdeki bazı belediye başkanlarının AKP’ye geçişlerine mani olmuş, hatta TV’lerde AKP aleyhine konuşmalar yapmıştı. “Refahın, Faziletin devamı” gibi laflar da etmişti. Melih bir yandan Ankara il ve ilçe teşkilatlarının katılımına mani oluyor; diğer yanda da Erdoğan il ve ilçelere “Gökçek’le birliktelikleri bilinen isimleri almayacaksınız” talimatını veriyordu. Sonra ne oldu da anlaşıp, sulh oldular?.. Herhalde bilenler vardır, ya da bir gün birileri anlatacaktır! Gizli kalmaz, ortaya dökülür…

1 /5- İşte tam bu sıralar AKP genel idare kurulu toplantılarında AKP’nin Ankara’ya kimi aday çıkartacağı hakkında görüşmeler yapılıyor; Gökçek’in adı da aday adayları arasında geçiyordu. Gökçek ismi etrafında şiddetli tartışmalar olmuş mudur?.. Hatta B.Arınç bu toplantılarda devamlı, ısrarlı bir inatla Gökçek’in asla Ankara adayı yapılmaması gerektiğini savunmuş mudur? Burada tekrarında fayda görmediğim ağır ifadelerle Gökçek aleyhinde beyanlarda bulunup, konuşmalar yaptığı biliniyor, bunlar yazıldı, çizildi, çok konuşuldu…Soru: Doğru mudur ?… Yok öyle olmadı derler mi ki ?…

1 /6- Bu hikayenin 2002’deki adaylık kısmıdır. Bütün bunlara rağmen ne olmuştur, ne değişmiştir, Erdoğan gibi Arınç gibi partinin ana omurgasında oturan iki amansız Gökçek muhalifi niye, nasıl, niçin ikna olmuşlardır da (edilmişlerdir de…) Gökçek aday olabilmiştir ?.. BU TARİHİ BİR SORUDUR, YAKIN SİYASI TARİHİMİZİ ŞEKİLLENDİREN OLAYLARIN SEBEPLERİNİN BÜYÜK KISMI BU SORUNUN CEVABINDA BULUNABİLİR.

1 /7- Gelelim, bir sonraki adaylık dönemine…Ne Erdoğan’ın, ne de Arınç’ın Gökçek hakkındaki kanaatlerinin ve muhalifliklerinin pek de değişmemiş olduğu anlaşılıyor ki, yeni dönemde, bahis konusu yeni ABB başkanlık seçiminde Gökçek’in adaylığına dair soru işaretleri almış başını gitmektedir. Gökçek te söylenti ve dedikoduların yogunlaşmasından rahatsızdır. Hatta aday gösterilmeyeceğine dair şiddetli bir söylenti had safhaya çıkmış bulunmaktadır. Erdoğan havaalanına giderken Gökçek Pursaklar civarında el edip arabaya binmiş midir, ne konuşmuslardır ki, Gökçek dönüp “ABB adayı benim” diyebilmiştir. Bu da, yakın siyasi tarihin önemli sorusudur…

2 ) Bu fasıl, üstü üstüne Gökçek’in nasıl olup ta, ne deyip ne edip de ABB Başkan adayı olma şansını, imkanını elde ettiğine, koparabildiğine dair cevaplanması çok önemli sorulardır. Bu bilinmez gerçekler elbet bir gün ortaya dökülecek, tarihe doğrusuyla yazılacaktır. Kendileri de anlatabilirler, taraf olanlar, ya da şahit olanlar ne zaman anlatmayı düşünmektesiniz?..

2 / 1- Bir de konunun görevden alınma tarafı var. İktidar çeyrek yüzyıl Ankara’yı yönettirdiği kişiyi bir gecede sorgusuz, sualsiz, gerekçesiz görevden alıverdi, ya da istifa ettiriverdi. Fetöcüydü diye mi aldılar, sebepsiz zenginleşmeden mi aldılar, rüşvet, zimmet, irtikaptan mı aldılar, yolsuzluktan mı aldılar, hiç kimse anlayamadı, hiç de anlatmadılar. Aday olurken ne olmuştu da aday etmiştiniz, ne olmuştu da görevden alıverdiniz? Ne dediniz de çekip gitmeye ikna oldu?..

Bir başka soru da oğluna mebusluk ikramıdır. Gerçi başkaca da böyle ikramlar yok değil 🤔

Oğluna mebusluk takdimi bir iade-i itibar mıdır?.. Niyeyse?.. Günün sorusu ise, hangi sebep, hangi gerekçe, hangi odaklar birilerini açılmamış dosyaları açmaya, dökülmemişleri dökmeye itmektedir?…

Kafalarda delice sorular…

01 Eylül 2026

Şevket Bülend YAHNİCİ


Yorum bırakın