Eyyyy aleyhimde not yazma, yorumlar yapma telaşlısı arkadaşlar! Bana karşı niye öfkelisiniz, niçin veryansın edersiniz, sizi anlıyor ve hak veriyorum. Çünkü yazdığım doğruları, temas ettiğim hakikatleri duymak işinize gelmiyor. Ayrıca gelmişi, geçmişi hakkında da bilgi sahibi olmadığınız anlaşılıyor.
Ben özellikle ÜLKÜ PINARI ‘nda 16-17-18’li yaşlarımda tanışmış olduğum; o gün ne düşünüyor, neye inanıyor, neyi savunuyorsam; çizgisinden bir adım sapmamış olduğum Türk milliyetçiliği fikir ve düşünce sisteminin icabı olan bir işi yapmaya çalışıyorum. Doğru ve hak bellediğim; duyarak, görerek, okuyarak, yaşayarak bilgi sahibi olduğum konularda fikir düşünce ve kanaatlerimi Türk milliyetçisi dostlarımla paylaşmaya çalışıyorum.
Hayatta nüfuz suistimali yapmadım, yapanı sevmedim. Hırsızlık, namussuzluk etmedim. Türk oğlu Türk bir aileden geliyorum (tatarlık da var, Oğuz/ seymen geleneğinin bir temsilcisi ve kültür taşıyıcısı olmak yolundaki gayretlerim ( Ankara çocuğuyum. Milliyetci camia ile olan manevi/ fikri bağım kadar Oğuz-Seymen-Ahi kültürüne bağlı çalışmalarım yıllar boyudur devam eder.) Yetiştiğimiz ve gençleri yetiştirmeye çalıştığımız ahilik ve seymenlik kültürü ve inanışı ahlâklı olmaya, edepli olmaya, töre bilmeye her şeyden çok önem verir.
Dedikodu, gıybet, birbirinin ayağına çelme takma, karşıda ugraşılacak, boğuşulacak onca düşman niyetli cephe var iken iç çekişmeler, birbiriyle didişmeler maalesef milliyetçi camianın içini kemiren, yiyip tüketen bir hastalık olmuştur. Bu işlerden uzak duran, bu işleri zerrece tasvip etmeyen büyük kitle ise, bu hastalığın kaynağında bulunan insanlar dolayısıyla mağdur olmuştur. Türk milliyetçilerinin şu son elli yıllık tarihine bir göz gezdirin, inanırım ki, bana hak verirsiniz. Hak vermeseniz ne olacak ki, geldiğimiz durum ortadadır. Hep birlikte millet sevdası yolunda olanlar, milleti sevmekte yarışanlar (milliyetçi camia mensupları) birbirlerini sevmeyi beceremediler, halkımızın, paramparçalığımızın, bölünmüşlüğümüzün sebebi bu değil midir? Böyle bir ortamın ve gerçekliğin yaşandığı camiada, hakkımda yazılan yorumları anormal bulmuyorum. Şevket Yahnici’nin ne demeye çalıştığını, yazılarıyla ne yapmaya çalıştığını anlama ve kavrama kaabiliyetinden yoksun bir kişinin “profil fotoğrafım” la aklı sıra dalga geçmesi normaldir. İdrak yoksunu, dedikodu erbabıyla işim olmaz. Ancak, yine de “Teğmen Ebru ile Bese Hozat” arasında Bese Hozat’tan yana tavır aldırılan bir hareketi görmekten, kavramaktan acizlere toptan bir cevap vermiş olayım istedim. Biraz “şahsi” kaçan bir yazı oldu, ama öte yandan bir “camia hastalığı”nı da hatırlatmış oldum.
Her yazımın altına buram buram cehalet, bağnazlık kokan, yalan yanlış okumadan, anlamadan yorumlar koyan dostlar! Bana hakaretler ederek, kendilerini ve mevcut hali savunmayı iş edinen zillet düşkünleri… Biriniz “kör müyüz ,sağır mıyız? ” demiş. Taktığınız gözlük ya göstermiyor, ya da toz pembe gösteriyor. Kulaklarda da pamuk tıkalı. Birisi bana “guguk kuşu” demiş… Ben “guguk kuşu” olunca Bahçeli ve beraberindekilerin ülkeyi götürdüğü karanlık tablo mu değişecek? Biri “kıskanıyor da böyle yazıyor, dağ bayram ediyormuş ” demiş. Benim Allah’a şükür birini/birilerini kıskanacak çağım geçti. Vereceğim hesapta önce yüce Yaradan’a, sonra başta ülkü davasının şehitleri olmak üzere bütün şehitlerimize karşı kendimi sorumlu hissederim. PKK’lıların bayram etmediğini mi söylüyorsunuz?.. “Körlük” ve “sağırlık” zaten böyle birşey. Bu tavrımın “yönetimde yer verilmemesi yüzünden” şeklindeki iddia da bir garip geldi. Ben 1968’den beri (CKMP) bu davanın ve partinin her kademesinde görev yaptım. 2003 Kasım kongresinde ceketimi alıp gittim. Çünkü, partinin ve davanın bir meçhule verilmekte olduğunu görmüştüm. Nitekim, o gün bugündür ne dediysem, ne yazdıysam doğruluğunu yaşayarak gördük. “Yönetimde yer alma derdi, telaşı ” olmayacak kadar bu işlere karnım tok… Birisi de “ses çıkartın” demiş. Hangi Türk milliyetçisi kardeşim benim bağırıp, haykırıp,uyazıp, konuştuğumun % 1’ini yaptı, yapıyor? Ayrıca MHP ile yol ayrılığımın sebebini hala bilmeyen, anlamayan, kavramayanlar olduğunu görüyorum. Ben konuşmacı olduğum rahmetli Türkeş beyi anma toplantısı basılıp, saldırıya ugradıktan sonra bu konudaki TV konuşmalarım sebebiyle Partiden ihraç edilmiş bir kişiyim. Bugün bu zillet çatısı altında bulunmamama sebep oldukları için bu toplantıya saldırı düzenleyenlere, “saldırın” talimatı verene/verenlere ve sonrasında ihracıma karar verenlere minnettarım. Cehaletin, aklın, idrakin en büyük düşmanı olduğunu biliyorum. Akıl ve düşünme becerisini kaybederek kör biatin da ne olduğu malumdur. Ayrıca insanlarda yok olan anlama, kavrama ve idrak kaabiliyetinin de farkındayım. Ne diyelim, Allah onlara acısın, akıl, izan, ar duygusu, mantık ihsan eylesin !…Amin.
Sizler yorumlarınızda bana laf yetiştireceğinize sosyal medyada yayınlanan ihanet videolarına, görsellere ve paylaşılan haberlere bakın ve hala toz ve laf konduramayıp müdafaa ettiklerinizin ülkeyi getirdikleri hali görün. Ama ar kalmadı, utanma yok…
“Mustafa Kemal’in askerleri” ne Türk ordusunda hizmeti çok gören, Bese Hozat’ı baş tacı eden insanları savunmaya devam edin. Ben Türk milliyetçisi olduğum, Türk milliyetçiliği yapmaya devam ettiğim, “Türkeş’i anma ” toplantısında konuşmacı olduğum için MHP’nden ihraç edildim. Bu fiili ve hukuki ( hukuksuzluğu bir yana) bir olaydır. Türk milliyetçileri ise sizi milliyetçilik defterinden sildi. Bu da fiili ve manevi bir olaydır.
” …Aylardan Ağustos, günlerden cuma…Bozkurtlar ordusu geçti hücuma…” Kürtlerden, Araplardan, az biraz da Türklerden oluşan “Bozkurtlar ordusu”… 5-6 gün önce Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu’nun vefatının yıldönümüydü. Bu destanı yazdığında hakikatin bu olduğunu (😂😤😠😉) bilmiyordu.
105 yıl önce bugünlerde de Kürt, Arap ve az sayıda Türk’ten oluşan kuvva ordusu Sakarya hattından beriye düşman kovalıyordu. Bu Kürtler ve Araplar olmasaydı biz ne yapardık?…(Dahası Çanakkale var… Allahtan böyle tarih bilgisi kuvvetli yöneticiler geldi de, biz de gerçek tarih bilgisine kavuştuk.)
Devlet beyin kankaları…
Devlet bey ve “bilge liderin bildiği, yaptığı doğrudur” diyenler keyifle seyrediyorlardır herhalde!
Aleyhimde yorum yapanlar da izleyebilir!
“Barış” için yürüdüklerinden emin olabilirsiniz. Barışın garantisi Devlet bey.
Mesela yukarıdaki gibi bir notu yazdığımız için bazı arkadaşların kızdıklarını, öfkelendiklerini, şahsıma karşı hakaretamiz laflar ettiklerini görüyor, okuyoruz. Birtek talebim var: Tercihleri Teğmen Ebru gibi vatan evlatları mı, yoksa Bese Hozat gibiler mi ?… “Bese Hozat” tercihimizdir, diyebilecek kadar bozulmamış olduklarını düşünüyorum; ancak ” Ebru Teğmen’ler tercihimizdir” diyemeyecek ölçüde bir bozulma/bozuşma yaşamamış olmadıkları da söylenemez.
26 Ağustos 2026
Şevket Bülend YAHNİCİ
.
