MELHAME-İ KÜBRA GÜNLERİNİN ORTASINDAYIZ. BUGÜN 17 AĞUSTOS. SAKARYA GÜNLÜĞÜ DEVAM EDİYOR. ARTIK 2 TAYYAREMİZ DAHA VAR
Ne olur bu günlükleri okuyun, çocuklarınıza okutun. Bu yurdun nasıl bir mücadele ile korunup ‘Kurtuluşa’ ve oradan ‘Kuruluşa’ gelindiğini belletin onlara…”CUMHURİYETİ BİZ BÖYLE KAZANDIK” tablosunun manasını anlasınlar ki, sahip çıksınlar…
17 Ağustos 2026
Şevket Bülend YAHNİCİ
İşte 17 Ağustos Sakarya günlüğü:
“Bugün 17 Ağustos. 105 yıl önce halk evinin pencere demirlerini söktü, süngü, nal, kılç yapılsın diye demircilerin önüne yığdı; yurdun dört bir yanında. Gelen malzemeyi teslim almak, makbuz vermek, gruplamak, depolamak önce il merkezine, sonra Ankara’ya taşımak önemli bir organizasyon gerektirmişti. Tekalifi Milliye emirlerinde ince ince belirlenmişti çoğu şey ; nasıl toplanacak, nasıl depolanacak, nasıl sevk edilecek, kimler mesul olacak bu işlerden. Erkekler askere gitmiş, kadın ve çocuklara kalmıştı gece ayazda gündüz gölgede 45 dereceyi bulan sıcakta kağnı kolları ile yük taşımak. Çorap örmek, sargı bezi, asker elbisesi dikmek, yemek hazırlamak, askerle siper kazmak gibi dolu işi yaptılar of demeden kadınlarımız.. O zamanın şartlarında Ankara’ya, Polatlı’ya silah, asker taşınıyor elimizde olan trenlerle. Lokomotiflerde kömür bulunamazsa çevredeki ağaçlardan kesip, odun yaktılar, kimi zaman oda bulunamadı vagonların tahtalarını yaktılar; Ankara’ya, Polatlı’ya ulaştırabilmek için yükünü binbir zahmetle. Gelen malzeme ihtiyaca göre hemen cephe hattına taşınıyordu kağnılarla, deve kervanları ile. Malıköyde uçak pisti yapmak, toprağı sıkıştırmak için silindir yoktu. Asker sıraya girip, ıslatılmış toprak üstünde zıplayarak sıkıştırıyordu zemini. İstanbul’da Felah grubu kurulmuştu, İngiliz diğer grupları yakalayınca. Silah, asker, adam kaçırmaya devam ediyordu Anadoluya. Kiminde kontrol dışı kalmış depolardan zorla, kiminde rüşvet verip silah mühimmat alıp sandallarla, at arabaları ile taşıdılar vatansever hamallar, sandalcılar, halk ile. Aynı İnebolu, Trabzon, Samsun”a Ruslardan gelen mühimmatı taşıyanlar gibi; ter içinde ama durmadan. Felah grubu depolarda mühimmat ne bulursa alıyor, hemen sevk ediyorlardı Ankara’ya.Top mermileri gelince önce sevindi subaylar. Kontrol edince gelen top mermilerinin %80 inin 77 mmlik olduğunu gördüler. 4000 tanesi 75 likti. Bizde bir tane 77 lik top vardı, gerisi 75 likti hepsi 93 Rus, Balkan harbinden kalan bir kısmının yivi silinmiş. Hemen el yapımı torna tezgahı kuruldu. Mermileri söküp, dışını inceltmeye vakit yoktu. İçinde patlayıcı olan top merrmilerinin elma soyar gibi dışını incelttiler gece gündüz tüm tehlikesine rağmen. Hindistanda Gandi ve Muhammet Ali Cinnah Anadoluya yardım kampanyası başlattılar. Ankara ve çevre illerde Hastaneler, cephe hattında sargı yerleri kuruluyordu. Bunların yatak, örtü, sargı bezi, ilaç ihtiyaçları halktan sağlanıyordu. Tüm halk özveri ile dur durak, gece gündüz demeden çalışıyordu. Orduya katılan gönüllülere ilk eğitimleri verilip birliklere yollanıyorlar, eline kılıç almamış ama atıyla gelenin eline ağaç dalından mızrak verip, nasıl savaşacağı, düşmandan alacağı tüfeği kılıcı nasıl kullanacağı öğretilip süvari eğitimi verilmeye çalışılıyordu dar zamanda. Cephedeki her silahlı askere 50 mermi düşüyordu. Toplarımızında mermisi çok azdı. Yunan askerinin kuşağında 300 mermisi, geride bitmek bilmez lojistik desteği vardı. Ölüm kalım savaşına hazırlanıyorduk yokluk içinde, ama topyekün.”
https://Sakaryamm.org/ sitesini takip ediniz, destekleyiniz
