25 sene bu millet bunlara (AKP+MHP) PKK’ya af çıkmasın diye oy verdi. Ancak bu oylar “PKK için af” yönünde kullanıldı. Millet iradesi ters yönde kullanıldı. Çare: Referandum
Dünkü yazımda da belirtmiştim: ‘Çeyrek asırdır devam ettirdikleri Apo ve PKK düşmanlığı ile halkı kandırarak seçim kazananlar (AKP+MHP) bugün adını “barış süreci” koyarak birer Aposevere, PKKpereste dönüştüler, önümüzdeki seçimleri de bu yolla kazanma derdindeler. Bugünkü “dostluk ve barış” perdesi ile kendilerine siyasi rant için yola çıkanların dünkü düşmanlık tavırlarının da sahte bir iş olduğunu düşünmek yanlış degildir. Ne o günkü düşmanlığın, ne bugünkü barış görüntüsünün ciddi bir iş olmadığı ve siyasi rant amaçlı olduğu ortaya çıkmış bulunuyor. Böyle bir siyasi utanmazlık örneği dünyanın hiçbir ülkesinde yaşanmamıştır.’
Bu Yasa, Anayasa’ya, yürürlükteki onlarca kanuna (TCK, Terörle Mücadele Kanunu, Ceza İnfaz kanunu başta olmak üzere onlarca kanuna) milletvekili yeminine aykırıdır. Bir devlet, bir meclis, bir millet toptan kendini inkâr edemez. İnkâr için kuvvetler birliği (Yürütme, yargı, yasama) var gücüyle çalıştırılmıştır. Peki milletin iradesi de bu yönde midir? Derhal Referanduma gidilmelidir.
Bu yasayı hazırlayanlar, İmralı’dan ön icazet alarak Meclis’e getirip çıkarttıranlar TBMM’nin yüksek kabul sayısıyla övünüyorlar. Yasanın böyle büyük bir katılım ve “evet”le kabulünü de büyük bir başarı ve mutabakatın işareti olarak değerlendirip, seviniyorlar. Bu Meclis’e daha öncelerde milli birlik ve bütünlüğün korunması, hukukun üstünlüğünün sağlanması, insanlarımıza sosyal ve ekonomik imkanların sağlanması, afetlerle mücadele, yolsuzluk ve vurgunlarla mücadele, Atatürk, Cumhuriyet, Laiklik gibi konularda birleşemeyenlerin “APO’DA BİRLEŞİP” YÜKSEK SEVİYEDE MUTABAKAT SAĞLAMIŞ OLMALARININ SEVİNİLECEK YANI VAR MIDIR ?
Bindiği ağaç dalını kesip odun elde etmeye çalışan oduncu misali… Hâlâ o Gazi Meclis’in duvarında ve Anayasa’mızın 6. Maddesinde “EGEMENLİK KAYITSIZ ŞARTSIZ MİLLETİNDİR” yazıyor. Yasayı Apo’ya soran bir iradenin milletle bağı kopmuştur.
Bize göre “lafın bittiği yerdeyiz…”de bunların lafı hiç bitmez. Ne sözün, ne inancın, ne fikrin, ne vicdanın hükmü ve önemi kalmadıktan sonra bir gün öyle, başka bir gün böyle! Ne önemi var? “Kiriştek” gibi dönmeye devam ediliyor…
Senelerdir “Kırmızı çizgilerimiz nettir” diye diye pespembe olundu. Bu gidişle çok yakında kıpkırmızı olunursa şaşırmayalım.
“Kırmızı çizgi” derken, hepimiz aynı şeyleri mi kastediyoruz, onu bilemem de bizim “kırmızı çizgiler” dediğimiz herşeye karşı oldukları apaçık olan kişilerle yürütülen bu sürecin en baştan sağlıklı işleyeceğini düşünmek bile mümkün değildir. Bizim olması gereken “kırmızı çizgilerimiz”, “ATATÜRK”tür, “LOZAN”dır, “ÜNİTER DEVLET YAPIMIZ”dır, “ÜLKEMİZİN VE MİLLETİMİZİN BÖLÜNMEZ BÜTÜNLÜĞÜ”dür, “ANAYASA ILE GÜVENCE ALTINA ALDIĞIMIZ CUMHURİYETİN TEMEL NİTELİKLERİ”dir. Bunları temsil etmekte olan “AYYILDIZLI AL BAYRAK”, “BAŞKENT ANKARA”, “İSTİKLÂL MARŞI”, ” LAİSİZM”, “MİLLİ EGEMENLİK”, “RESMİ DİL TÜRKÇE” gibi mukaddeslerimiz de “kırmızı çizgiler” diye vasıflandırarak korumaya çalıştığımız değerlerimizdir. Bugün yapılan iş ise değerleri ve mukaddesleri bunlar olmayan kendi “kırmızı çizgileri” tamamen farklı olan ve onları bize dayatmakta olan, bunu da bize bugüne kadar terör yoluyla kabul ettirmeye çalışmış insanlarla müzakeredir. Bu müzakerelerde gelinen noktada, biz bu mukaddeslerimizi koruyabildik mi, değerlerimizi savunabildik mi; “kırmızı çizgilerimiz” dediğimiz konularda ısrarlı olduk mu?… Hayır, hayır, hayır… Şimdilik pembeleştik, pespembe olduk, rengimiz kırmızıya döner hale geldi. Kırmızı çizgileri “Apo”, “Kürdistan”, “Kürtçe”, “ey regip”, “Amed”, bayrak yerine açtıkları, yarın ülkenin muhtelif şehirlerinde sık göreceğimiz “PKK paçavrası” olan ve “LOZAN”ı değil, “SEVR”i “kırmızı çizgi” belleyenlerle “müzakere ediyoruz”, “barış süreci devam ediyor” diyorsanız; İmralı’dan ön tasdikli -icazet alınmış- YASA ÇIKARTIYORSANIZ pembeleşiyorsunuz demektir, yarın devamı halinde kırmızıya döneceksiniz demektir.
Teşbihte hata olmasın, “Mafia” bile bir racona oturduğunda tarafları dinler. Birisi yüz istiyor, diğeri ben ancak on veririm diyorsa böyle bir ihtilafın anlaşması, orta yerde buluşturulması olmaz. Mafia ya en baştan aradan çekilir, ya da gereğini (🤔😅) yapar. Eğer istenen ve verilen rakamlar birbirine yakınsa da (mesela yüz istenirken, elli veririm deniyorsa) racona oturulur ve bir orta yol bulunmaya çalışılır. Yetmişte, seksende bir orta yerde taraflar anlaştırılır. Bu müzakere ve “barış süreci” ortamında bizim hep beraber “evet” diyenlerimize anlatamadığımız ve hiç mi hiç anlamadıkları husus bu! Masada bizim elimizde “LOZAN” var, onlarınkinde “SEVR”. Biz “TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ” diyoruz, onlar “Kürdistan”, biz “RESMİ DİL TÜRKÇE” diyoruz, onlar “Kürtçe”, biz “ATATÜRK” diyoruz onlar “Apo”, biz “İSTİKLÂL MARŞI” diyoruz onlar “ey regip” okuyor; biz “ANKARA” diyoruz, onlar Türk şehri Diyarbakır’a “Amed” diyorlar. Biz “MİLLET EGEMENLİĞİ” dedik , yasayı millet adına TBMM yapar dedik; onlar “bir İmralı’ya sorun, icazet alın” dediler. Dediklerini de yaptırdılar. Hiçbir mafia bir tarafı “LOZAN” bir tarafı “SEVR” olan ihtilafa girmez, bulaşmaz. Ancak “Lozan” tarafında durması gerekenler “kırmızı çizgi” diye önce kendi kendilerini, sonra kendilerine oy veren milleti kandırmaya kalkıp “Sevr” e sıcak bakarlarsa önce pembeleşir, sonra da kızarır, yanarız alimallah…
Yasanın görüşülmesinin Sevr’in imzasının yıldönümüne getirilmesi konusunda tartışmalar yapılıyor ya, belki bu yazı da bir fikir verir.
12 Ağustos 2026
Şevket Bülend YAHNİCİ
