HALİT KAKINÇ UÇMAĞA VARDI
Ben o zamanlar Halit’i ismen biliyor, tanımıyordum. Dönüşüm diye bir orkestra/grup vardı ve müthiş meşhur olmuştu. Orkestra solisti Halit Kakınç’tı. Sonraları çok yakın dost olduk. Bilgi Üniversitesi’ nin kuruluşunda çok yakın bir çalışma beraberliğimiz oldu. Bilgi Üniversitesi kuruluş çalışmalarını ( Vakıflar, MEB, YÖK, TBMM Egitim ve Bütçe komisyonları nezdinde) yürüttük, birlikte kurucu mütevelli heyeti üyeliği yaptık. Halit’le dostluğumuzun temel sebebi su katılmamış bir Türkçü ve Atsızcı olmasıydı. Turan Hoca Rahmetli ile birlikte unutulmaz bir Tataristan, Baskurdistan, Çuvaşistan seyahatimiz olmuştu. Kazan’da birlikte gittiğimiz Akademide aldığı notlarla Galiyev hakkındaki kitaplarını yazdı. Çebuksarı’da Şaman Tepesi’nde birlikte Kam duasına katıldık. Şehabeddin Mercani (Kazan ziyalısı büyük Türkçü din adamı) Camiinde cuma kıldık. (Turan Hoca’ya, Yücel Hacaloğlu’na, Adem Erim ve Emin Hoca’ya rahmet olsun. Adem ve Emin Hoca -ilahiyat prof.u- bizle Şaman ayinine katıldı, buna karşılık da Halit bizle cumaya geldi. Gülmüştük.) Halit buradan bir tomar belgeyle döndü ve Galiyev’i yazdı. Sonra hızını alamadı “Kızıl Cebe”yi (Rizkilov’u) yazdı.
Birlikte Azerbaycan’a gitmiştik. Halk Cephesi ve Sadr’i Elçibey, o zaman Cephenin köhne binasındaydı. Beyi o binadaki makamında ziyaret etmistik. Ziyarette Sadi bey, Nevzat bey (Kösoglu), Tahir Şaşmaz ve Halit vardı. Sonra beyin ricasi üzerine binanın konferans salonunda Azerbaycan ziyalısı Cephe mensuplarıyla bir sohbet toplantısı yapmıştım, Halit de toplantıdaydi. Beyin sağında Halit, solunda ben fotoğrafımız var. (1987-88 gibiydi)
Ata Nirun, Halit ve ben birgün Efes’e gitmiştik. Efes’te görevli olan üç-dört papazla gerçekleşen sohbet benim icin tam bir entelektüel ziyafeti olmuştu. Ata Nirun ve Halit gibi iki üst düzey aydınımız ve Efes’in papazları arasındaki sohbet inanılmaz keyifli olmuştu. Eski devirlere ait alim buluşmaları gibiydi. 2001’de Çin Komünist Partisi, Dışişleri Bakanlığı ve Türkiye Büyükkelçiliğinin ısrarlı daveti üzerine (heyet başkanı olarak ben davetliydim) onbeş kişilik bir heyet düzenleyerek Çin’e gittik. Halit de heyetteydi. Doğu Türkistan’da Urumçi’deki Kazak obalarının bulunduğu eşsiz Gökgöl de kurulu davul düzeneğinin (orkestra davulu) başına geçip yaptığı davul solo gösterisi anlatılamaz. Uygur ve kazak soydaşlarımızın ve bizlerin büyük hayranlık ve coşkuyla izlediğimiz bir gösteri olmuştu. O an orada sanki bütün bir Türkistan tarihi gözlerimizin önünden geçmiş ve davul solo bir Ötüken törenine dönüşmüştü. Musevi cemaatiyle dostluk yolu arıyorduk. Ermeni soykırım tasarıları konusunda ABD musevi cemaatleri nezdinde yardımlarını sağlamak için, Halit “kolay” dedi ve o zamanki cemaat başkanı Bension Pinto’yu aldı, Ankara’ya getirdi, Ankara Kalesinde bir yemekte ağırladık. Pinto Türkçe şarkılara iştirak etti, Halit söylediği İbranice bir şarkıyla Pinto’yu ağlattı. Büyük bir Türk ve Türkiye sevdalısı Pinto ile başlayan dostluğumuz ABD Temsilciler Meclisinden tasarıların geri çekilmesi (baba Bush ve Clinton) yolunda çok önemli rol oynadı.( Bu başka bir hikaye…) Halit’le bu güzel dostluk hiç bitmedi. Dönüşüm’ün unutulmaz şarkılarını (Kırım türkülerini, Hekimoplu’nu, Estergon Kalesi’ni) her daim her birarada olunan müsait ortamda birlikte söyledik. Her fırsatta ziyaretine gittim. Artık sandalyeye mahkumdu. Kadıköy’de evden çıkamadığı evde de ziyarette müthiş keyifli sohbetler edebildik. Sık sık arar “ne oluyor bu memleketin hali” derdi. Türklüğe ve Türkçülüğe yapılanları hazmedemiyordu. Herkes Türke düşman olabilir, bu anlaşılır istir; ama kendine Türkçü diyenler, ya da Türkçü dediklerimizin verdiği zararı nasıl anlatırız, diyordu… ( Kastettiği belliydi) Son zamanlarda çok eski bir makalemi kendisine yolladım ve görüşünü istedim. “Türk komünistler” başlıklı bir yazıydı ve Vahidov, Galiyev, Nerimanof, Akmal İkram, Feyzullah Hocayev ve Tudor Rizkilov hakkındaydi ki, tam da onun konusuydu. “Okudum, haklısın” demişti.
Güzel günler, beraberlikler, yaşanmışlıklar gelen vefat haberleriyle son buluyor ve geriye “hoş sadalar” kalıyor. Beraber söylediğimiz “Kiziroğlu Mustafa bey” kulaklarımda çınlıyor. Kendisini de, Türkiye aydın ortalamasını da aşmış bir adamdı. Her zaman Türkçü kaldı. Allah rahmet eylesin. Eski Sakarya İl başkanımızın kızı olan sevgili dostumuz Eşi Zeynep’e, çocuklarına (Aytar ve Kuday) sevenlerine, dostlarına sabır ve başsağlığı diliyorum.
Aziz hatırasına saygıyla aşağıdaki linkleri dikkatlerinize sunuyorum.
08 Ağustos 2026
Şevket Bülend YAHNİCİ
