İçinde bulunduğumuz kasvetli günlerde WhatsApp ve diğer sosyal medya enstrümanları aracılığıyla 16 Temmuz 2026 tarihli Ali KARAÇOBAN’a ait bir yazı paylaşılmaktadır.

Neden kasvetli günler?!..

Bölücü narko-terör örgütü PKK’nın başı Öcalan ve Kandil’deki yılanları için yapılmak istenenler kan donduran cinstendir.

Adı ister “Kök” isterse “Çerçeve” olsun, Büyük Türk Milleti “Vatana İhanet” hükümlüsü olarak İmralı’da cezasını çekmekte olan vatan haini Öcalan ve narko-terör örgütü PKK için yapılacak olan; TCK’na göre suç olan fiillerin suç olmaktan çıkarılmasına ve millî egemenliğimizin tartışılmasına asla izin vermeyecektir.

Anayasa’ ya ve TCK’na göre suç olan “çerçeve” düzenlemesini yapmak isteyenlerin öncelikle Ali Karaçoban’ın yazısını okumasını ve itibarın ne olduğuna görmesini tavsiye ediyoruz.

Büyük Türk Milleti, “ABD – İsrail – İngiltere” aklıyla dayatılan ve bir “oldu bitti” ile gerçekleştirilmek istenen “çerçeve” operasyonuna asla izin vermeyecektir.

TBMM’de görev yapmakta olan milletvekillerinin ekseriyetinin bu suça ortak olmayacağını ve 1 Mart tezkeresinde yapılanı yapmasını umuyoruz ve bekliyoruz.

Türk kamuoyuna saygıyla duyururuz…

04 Ağustos 2026

ÜLKÜ PINARI

İşte Ali Karaçoban’ın Yazısı:

“TARİHTEN BU GÜNE BİR İTİBAR DERSİ

  • Tarih: 9 Haziran 1921. Anadolu yangın yeri, İstanbul işgal altında. İngilizler ile Fransızlar arasında çatlaklar var. Fransa, Ankara’ya çok önemli bir diplomatını gönderiyor: Franklin-Bouillon.
  • Ankara Tren İstasyonu’nda tarihi bir karşılama heyeti var: Mustafa Kemal Paşa, Fevzi Çakmak ve Paris’te hukuk okumuş, siyaset doktorası yapmış ilk Dışişleri Bakanımız Yusuf Kemal Tengirşenk.
  • Karşılamadan sonra diplomatik usul gereği gelen konuk onuruna bir yemek verilmesi gerekiyor. Ancak ortada çok acı bir gerçek var: Koskoca Ankara’da, misafiri ağırlayacak 12 kişilik bir sofra takımı dahi bulunamıyor!
  • Yusuf Kemal Bey, mahcubiyet içinde durumu Gazi Paşa’ya açıyor. Mustafa Kemal’in verdiği yanıt ise, bugün “itibar” kelimesinin arkasına sığınan herkesin kulağına küpe olması gereken cinsten
    “Fransız delege istasyondaki askerlerimizin üstündeki yamalı kıyafetleri, ellerindeki derme çatma silahları gördü. Bu adam zaten bizim perişanlığımızı görmeye geldi.
    Bırakın, nasıl bir yokluk içinde işgale karşı direndiğimizi kendi gözleriyle görsün! Adamı Meclis’e götürün. Vekillerin ortaokul sıralarında üçer üçer oturduklarını, Taşhan’da yer yataklarında yattıklarını fark etsin. Önüne tek kazanda pişen mercimek çorbasıyla bulgur pilavını koyun; tahta kaşıklarla yediğimizi anlasın.

Önemli olan yokluğumuzu gizlemek değil, amacımızın yüceliğini göstermektir!”

Peki Sonuç Ne Oldu?

  • Franklin-Bouillon, Ankara’da karşısında parıltılı salonlar değil; tahta kaşıkla yemek yiyen ama teslim alınması imkansız olan çelikten bir irade gördü. Bu sarsılmaz duruşun karşısında eğilen Fransa, 20 Ekim 1921’de Ankara Hükümeti’ni resmen tanıdı ve işgal ettiği cephelerden çekildi.
  • O diplomatik zafer, lüks porselen tabaklarla değil; tahta kaşıkların ve yamalı üniformaların asil duruşuyla kazanıldı.
  • Tarih bize çok net bir gerçeği fısıldıyor:
  • Bir devletin gerçek itibarı; şatafatta değil, milletinin refahında, adaletinde, üretiminde ve onurlu duruşunda gizlidir.
  • Gerçek itibar, tahta kaşıkla dünyayı dize getirebilmektir.

Ali KARAÇOBAN

16 Temmuz 2026″


Yorum bırakın