Sultan Vahdettin’in İngiliz zırhlısı ile kaçışı

Osmanlı Devleti’nin son padişahı Sultan Mehmed Vahideddin, 17 Kasım 1922 tarihinde İstanbul’dan bir İngiliz harp gemisine (zırhlısına) binerek ayrılmış ve İngiltere’ye sığınmıştır. Bu kaçış, Türk tarihinin en kritik dönüm noktalarından birinin simgesi olarak kabul edilmektedir (GÖL, 2019)

Kaçışın Arka Planı: Saltanatın Kaldırılması

Türkiye Büyük Millet Meclisi, 1 Kasım 1922 tarihinde saltanatı kaldırmış ve siyasi yetkileri doğrudan Ankara hükümetine devretmiştir. Bu kararın ardından 4 Kasım 1922’de İstanbul Hükümeti’nin siyasal varlığı resmen sona ermiştir (Gülmez, 2006; KIRMIT, 2022). Ancak Padişah Vahdettin ne tahttan ne de hilafetten vazgeçmek istemiş; hilâfet üzerindeki haklarını muhafaza ettiğini açıkça belirtmiştir. Üstelik ayrılmadan birkaç gün önce Mustafa Kemal Paşa ile irtibat kurma girişiminde bulunmuş, ancak bu temas çabası bir sonuç vermemiştir (Aslan, 2002).

İltica Talebi ve General Harrington

Çıkmaza giren süreçte Sultan Vahdettin, İstanbul’daki İşgal Kuvvetleri Başkumandanı İngiliz Generali Harington’a yazılı bir dilekçeyle başvurarak hayatının tehlikede olduğunu bildirmiş ve İngiltere devletine sığınma talep etmiştir (ULUDAĞ, 2023). Sultanı “kaçırmakla” suçlanmak istemeyen General Harrington, bu sığınma isteğinin yazılı olarak yapılması şartını koşmuştur. Bunun üzerine Vahdettin, “Hâlife-i Müslimin” imzasıyla dilekçesini yazarak kayınbiraderi İbrahim Zeki aracılığıyla Harrington’a iletmiştir. Söz konusu iltica talep yazısı şöyledir:

“Dersaadette İşgal Kuvvetleri Başkumandanı General Sir Harrington Cenaplarına. İstanbul’da hayatımı tehlikede gördüğümden İngiltere Devlet-i fahimânesine iltica ve bir an evvel İstanbul’dan mahalli ahâre naklimi talep ederim, efendim.” (Aslan, 2002)

General Harrington sonradan bu olayı şu sözlerle kayıtlara geçirmiştir: “17 İkinciteşrin 1922’de Zatı Şahane İngiltere’nin himayesi altına girip İstanbul’u bir İngiliz harp gemisiyle terk etmişlerdir.” (Önal, 2019)

Kaçışın Gerçekleşmesi

İltica talebi uygun görülen Vahdettin, İngiliz Malaya savaş gemisi ile İstanbul’dan ayrılarak Malta’ya doğru yola çıkmıştır (Gençoğlu, 2019; ULUDAĞ, 2023). O gün, Hâkimiyet-i Milliye gazetesi bu gelişmeyi manşetten duyurmuştur (KIRMIT, 2022). Dönemin Amerikan basını da (The Washington Times, 17 Kasım 1922) kaçış haberini aktarmıştır (ULUDAĞ, 2023).

Kaçışın Ardından Yaşananlar

Ankara Hükümeti İstanbul Temsilcisi Refet Paşa, Vahdettin’in İstanbul’dan kaçtığını derhal Ankara’ya bildirerek acilen yeni bir halife seçilmesini tavsiye etmiştir (ULUDAĞ, 2023). TBMM, 18 Kasım 1922 tarihli oturumunda Türkiye’den ayrılarak hilafetten feragat etmiş sayılan Vahdettin’in yerine Şehzade Abdülmecit Efendi’yi halife seçmiştir (Gülmez, 2006). Yeni halifenin seçimle işbaşına gelmesi, dört halife döneminden sonra ilk kez görülen bir uygulama olmuştur (Gülmez, 2006).

Aynı dönemde Bursa Müftüsü Ömer Fevzi Efendi ve bazı başka kişiler de Malta Adası’na gitmeyi tercih etmiş; savaş suçluları ve ülkeden kaçanlar İngiliz gemileriyle Mısır, Malta, Romanya ve Yunanistan gibi yerlere taşınmaya başlamıştır (Bozkurt, 2022).

Sinan Meydan’ın 13 Aralık 2023 tarihli Cumhuriyet Gazetesi’ndeki “VAHDETTİN’İ VE ŞEYH SAİT’İ AKLAMAK!” başlıklı yazısını mutlaka okumalısınız:
https://www.cumhuriyet.com.tr/yazarlar/sinan-meydan/vahdettini-ve-seyh-saiti-aklamak-2150984

“Şeyh Sait İsyanı’nın temel motivasyonlarından biri, halifeliğin kaldırılmasına ve laik Cumhuriyet devrimlerine tepki gösterilmesiydi. Sultan Vahdettin de sürgünde bir halife olarak Cumhuriyet yönetimine muhalifti. Bu durum iki tarafı ideolojik olarak aynı noktada buluşturdu.”

Sonuç

Sultan Vahdettin’in İstanbul’dan kaçması, birileri buna” ayrılması” da diyebilir. Hatta argo bir tabirle “topukladı” diyenler de olmuştur. Bu durum fiilen saltanat ve hilafet makamlarının sona erdiği; Ankara merkezli yeni Türk devletinin kuruluş sürecinde kritik bir eşik olduğu kabul edilmektedir (KIRMIT, 2022). Padişahın “can güvenliği” gerekçesiyle bir İngiliz savaş gemisine sığınarak ülkeyi terk etmesi, hem dönemin uluslararası konjonktürünü hem de Ankara-İstanbul ikiliğinin nihai olarak nasıl kapandığını açıkça ortaya koymaktadır.

14 Temmuz 2026

ÜLKÜ PINARI


Yorum bırakın