Herkes, hepimiz merak ediyoruz; Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in Türkiye Cumhuriyeti ile bir sorunu mu var?
İstanbul’un fiilen 13 Kasım 1918 ve resmen 16 Mart 1920 tarihlerinde işgal edildiği dönemde Osmanlı tahtında Sultan VI. Mehmet (Vahdettin) bulunuyordu.
Hani Tekin demiş ya, “Neyden kurtuluyoruz? Ondan önce koskoca Osmanlı İmparatorluğu vardı”…
Acaba Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, kurtuluş savaşının Osmanlı’ya karşı yapıldığını zannetmiş olabilir mi diye de düşünmeden edemiyoruz.
Sultan Vahdettin, İstanbul’un işgal altında olduğu bir dönemde, 17 Kasım 1922’de İngilizlerin HMS Malaya zırhlısına sığınarak Malta’ya gitmiştir.
Bu gerçeği nasıl değiştireceksiniz /bu gerçeğin üstünü nasıl örteceksiniz?
Bakan Yusuf Tekin, acaba Sultan Vahdettin’in kaçışı ile ilgili tarihî gerçekleri gizleyerek neyi elde edebileceğini ummaktadır?!
Yusuf Tekin, Türkiye’de yarım milyon ile 1 milyon arasında öğretmen atama beklerken, vakıf ya da dernek adı altında örgütlenmiş bazı tarikat-cemaat yapılanmaları ve Diyanet İşleri başkanlığı ile ayrı ayrı protokollar imzalayarak; pedagojik formasyonu olmaksızın Milli Eğitim’de imamları müezzinleri, vaizleri ve Kuran Kursu öğreticilerini görevlendirmiştir.
“Milli eğitimin asıl gayesi; hür ve bilimsel düşünebilen, karakterli, ahlaklı ve vatansever nesiller yetiştirmektir. Bireyleri sadece meslek sahibi yapmakla kalmayıp; toplumsal birliğe katkı sağlayan, milli ve kültürel değerleri benimseyen ve ülkesine faydalı üretken bireyler olmalarını sağlamayı hedefler.”
Milli Eğitim Bakanlığı’nın ÇEDES (Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum) adı altında uygulanmakta olan projesinin çocuklarımızın körpe dimağlarının bilim dışı öğretiler ve hurafelerle doldurulmasına neden olduğu gerekçesiyle kamuoyunda ciddi tepkilere ve ağır eleştirilere neden olmuştur.
İş yerlerinde stajyer ve çırak öğrencilerin çalıştırılması sırasında yaşanan ölümler, özellikle Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM) uygulamaları üzerinden ciddi tartışmalara yol açmaktadır. Yetersiz iş güvenliği önlemleri ve denetim eksiklikleri nedeniyle çok sayıda çocuk stajyer tehlikeli iş kollarında hayatını kaybetmektedir.
İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG) verilerine göre, Türkiye genelinde 2025 yılında en az 94 çocuk işçi ve stajyer iş cinayetlerinde hayatını kaybetmiştir.
Stajyer ve çırak ölümleri genellikle çıraklık eğitimi adı altında çocukların fiilen ucuz iş gücü olarak kullanıldığı sanayi, inşaat ve metal gibi tehlikeli sektörlerde yoğunlaşmaktadır.
Bütün bu sorunlar ortadayken ; Milli Eğitim Bakanlığı’nın akıllara zarar müfredat değişiklikleri kafaları karıştırmakta ve düşünen beyinleri yormaktadır.
Sultan Vahdettin’in İngiliz zırhlısı ile kaçtığı gün gibi aşikâr iken bu gerçeklerin gizlenmesinin kime yararı olur?
Sinan Meydan’ın Yazısı: Vahdettin nasıl kaçtı?
https://www.cumhuriyet.com.tr/yazarlar/sinan-meydan/vahdettin-nasil-kacti-2453849
Sultan Vahdettin’in İngiliz Zırhlısıyla Ülkeyi Terk Ettiği Ana Ait Fotoğraf
https://www.malumatfurus.org/vahdettin-ingiliz-zirhlisi/
“Son Osmanlı Padişahı VI. Mehmed Vahdeddin, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından 1 Kasım 1922’de saltanatın kaldırılmasıyla siyasi ve hukuki otoritesini kaybetmesi ve can güvenliğinden endişe etmesi nedeniyle ülkeyi terk etmiştir.” – Onedio
Milli eğitim müfredatını, Millî Eğitim Bakanlığı bünyesinde oluşturulan özel komisyonlar, akademisyenler ve öğretmenler hazırlar; hazırlanan bu öğretim programları Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı tarafından onaylanarak kesinleşir.
Bakan Yusuf Tekin’in isteği doğrultusunda milli eğitim müfredatı hazırlanamaz.
11 Temmuz 2026
ÜLKÜ PINARI
