‘İktidarın “Terörsüz Türkiye” olarak adlandırdığı yeni çözüm sürecinin hukuki altyapısının ilk adımı olacak çerçeve yasaya ilişkin tartışmalar sürüyor.’
https://www.bbc.com/turkce/articles/c30yj77grqjo
O çerçevede ihanetin resminin olduğunu görmek lazım…
AKP hükümeti iktidara geldiğinde terör sıfırdı. Bölücü narko-terör örgütü PKK’nın beli kırılmıştı. Ne oldu da bölücü narko-terör örgütü PKK yeniden hortlatıldı?
Ne oldu da bölücü narko-terör örgütü PKK ile mücadeleden vazgeçildi?
Türkiye’de “NATO Kolordusu” kurmak için seferber olan, ABD – İngiltere ve İsrail’in istihbarat örgütlerinin desteğiyle ülkemizde sivil, asker, polis, korucu, öğretmen, doktor, hemşire, bebek, çoluk – çocuk 50 bin vatandaşımızı katleden bölücü narko-terör örgütü PKK ve bölücü narko-terör örgütü PKK’nın başı Öcalan için çerçeve yasa hazırlığında olan iktidara tavsiyemiz bir kez değil bin kez düşünmeden bu işe teşebbüs etmeyiniz.
Derhal ve behemehal bu işten vazgeçiniz. TBMM’de iç tüzük dahil hiçbir hukuki ve Anayasal dayanağı olmadan oluşturulan komisyonu da dağıtınız.
Bu komisyonu oluşturanlar ve komisyonda bulunan partiler ve milletvekilleri “bölücü terör örgütü PKK’ya yardım ve yataklık” fiili nedeniyle bağımsız Türk Yargısı’nın önünde hesap vereceklerdir.
Bölücü narko-terör örgütü PKK’nın başı Öcalan, “vatana ihanet” suçu nedeniyle hükümlü olarak İmralı’da cezasını çekmektedir.
Vatana ihanetin zaman aşımı yoktur. Vatana ihanet edenin de affı mümkün değildir.
Osmanlı Devleti’nin son dönemi olan Mütareke Dönemi’nde (1918-1923), İstanbul İtilaf Devletleri’nin (İngiltere, Fransa ve İtalya) fiili ve resmi işgali altındaydı. Şehrin kontrolü, sembolik olarak padişah ve Osmanlı hükümetinde kalsa da, gerçek idare ve denetim tamamen işgal kuvvetlerinin elindeydi.
İngilizler: İşgal kuvvetlerinin en güçlüsü ve siyasi olarak en aktif olanıydı. Şehrin kritik noktalarını (Telgrafhaneler, limanlar vb.) kontrol altında tutuyorlardı.
Fransızlar ve İtalyanlar: Şehrin diğer bölgelerinde ve Boğazlar’ın denetiminde söz sahibiydiler. İşgalin ilerleyen yıllarında Yunan kuvvetleri de denetim için bölgeye dahil oldu.
Bir taraftan Türkiye’de NATO kolordusu kurmak, diğer taraftan bölücü narko-terör örgütü PKK ve elebaşısısı için çerçeve yasa çıkarmaya çalışmak bir intihar teşebbüsü gibi bir şeydir.
Tekrar tekrar düşününüz; O “ÇERÇEVE”DE İHANETİN RESMİ VAR…
Bu gerçeğin gözardı edilmemesi gerekir.
” Dostum Trump”a hiç sordunuz mu, ABD Dedeağaç’a neden yığınak yapmış?
İktidarın sessiz kaldığı hususlardan birisi de Ege’deki 18+1 Türk adasının Yunanistan tarafından işgal edilmesi, bu adaların silahlandırılması ve top namlularının Türkiye’ye çevrilmiş olması.
Bu adalarda ABD askerlerinin ve Yunan askerlerinin birlikte devriye görevi yapıyor olması, hadi siyaseti düşündürmüyor; Kahraman Türk Silahlı Kuvvetleri’mizi de mi rahatsız etmiyor?
ABD, Ege’yi silah deposu haline getirdi, Dedeağaç Limanı’na 3 bin adet zırhlı araç daha indirildi. Bunlarla birlikte 3 bin 500 askerin limanda konuşlandığı epeydir biliniyor.
Kime karşı???
İçimiz dışımız, her taraf ABD ve NATO tarafından sarılmış…
Müttefikler birbirlerinin egemenlik haklarına saygı duymak zorundadır.
Bir gerçeği iyi biliniz, Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk ölmedi. Onun ruhu yaşıyor. Onun yaptığının aynısını yapacağız ve kurduğu Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni sonsuza dek yaşatmak için ne gerekiyorsa onu yapacağız.
Türk Milleti’nden, Atatürk’ten ve Cumhuriyet’ten yana tarafız!
Partilerüstü ve Türk Milliyetçisiyiz…
“NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE”
05 Temmuz 2026
ÜLKÜ PINARI
