Erdoğan’ın “Cumhur İttifakı ortağımız Milliyetçi Hareket Partisi ile birlikte başlattığımız, akabinde devlet politikasına dönüştürerek bugünlere getirdiğimiz terörsüz Türkiye sürecimizde hamdolsun önemli merhaleler katettik.” sözü bir çeşit itiraf gibiydi.
Yani süreci AKP ve MHP başlatmış ama “akabinde” devlet politikasına dönüştürmüşler…
“Terörsüz Türkiye süreci devlet aklının eseridir” denildiğinde, Genelkurmay İstihbarat Daire Başkanlığı yapmış, emekli korgeneral İsmail Hakkı Pekin’in, “Türkiye’de bir derin devlet vardır ama bu Amerikan derin devletinin uzantılarıdır. Millî bir derin devlet yoktur. Derin millet vardır. Türkiye’nin millî bir derin devleti olsaydı, 1970-1980 arasındaki olayları, 12 Eylül’ü ve diğer müdahaleleri ve 15 Temmuz’u yaşamazdık” sözlerini hatırlatmak gerekir.
Geçmişte bu akıl bakın nasıl çalışırdı:
Gazeteci Hayri Köklü, İbrahim Özen’in hazırladığı Suphi Nuri İleri’nin gazetecilik hatıralarını anlatan kitabından bir alıntı yapmıştı… Suphi Nuri anlatıyor:
“Bir gün Filozof Rıza Tevfik, (Rıza Tevfik Bölükbaşı, Sevr Antlaşması’nı imzalayan Osmanlı delegesi. H.K) yine Pera Palas Oteli’ne bazı başmuharrirleri çaya davet etmişti. Davet sebebini öğrenmek istiyorduk. Filozof aşağı yukarı bize şunları söylemişti:
-Sultanahmet Meydanı’nda Almanya İmparatoru’nun, Abdülhamid devrinde yaptırmış olduğu bir çeşme var. Biz ise bugün mağlup mevkiindeyiz ve galiplere hoş görünmek mecburiyetinde bulunuyoruz. Binaenaleyh bu çeşmenin yıkılması suretiyle galiplerimize hüsnüniyetimizi gösterebileceğiz. Bu fikri gazetelerinizde ileri sürünüz.
Nazır Beyefendi’nin bu fikrine hemen oracıkta itiraz ettik ve galiplerin bu kadar çocukça bir hareketle bizi hemen sevip kucaklamayacaklarını anlattık. Hiç unutmam, o çay ziyafetinde Filozof bize, ‘Ben bir devlet adamıyım, devlet adamı gibi düşünürüm, devlet adamı gibi size söylüyorum.’ dediği vakit pek gülünç oluyordu…”
İşte o gün İngiltere’ye yaranmak için Alman çeşmesini yıkmayı planlayan akıl, bugün ABD’nin Büyük Orta Doğu Projesi’nin uygulamalarını da bize devlet aklı diye anlatıyor.
Bugün, Alman Çeşmesi değil ama “Terörsüz Türkiye” denilerek devletin temelleri yıkılıyor. E zaten terörü besleyen ülkelerin de hedefi buydu… Öcalan’ın “kurucu önder” ilan edilmesini bile “devlet aklı” ile izah etmeye çalışanlar var!
Devlet aklı nedir, nasıl oluşturulur? Devlet aklını devletin köklü kurumları; Dışişleri, Genelkurmay ve Milli İstihbarat geliştirir. Bu kurumlara siyaset ve iktidar ideolojisi bulaştırıldığı için devlet aklı, iktidarın ideolojik aklına dönüşmüştür. İktidarın aklı ise Büyük Orta Doğu Projesi’ne harfiyen uymaktır. İktidar, devlet aklıyla hareket etse Suriye, önce ABD’nin kurdurduğu HTŞ’ye sonra HTŞ-PKK koalisyonuna terk edilir miydi?
Türkiye’nin nüfus yapısını milyonlarca Suriyeli ile değiştirmek hem ABD ve Avrupa’nın hem de iktidarın ortak uygulamasıdır. Buradaki akıl, devlet aklı değil, yabancı istihbarat örgütlerinin aklıdır.
Sığınmacıların gelişini, kalışını planlayan da iktidardır. 2011 yılında 1.5 milyon çadır siparişi vererek, Türkiye’ye gelecek sığınmacıları barındırmak için hazırlık yaptılar. Böyle devlet aklı olur mu?
Son olarak Türkiye’nin Şam Büyükelçisi Nuh Yılmaz, Suriyelilerin Türkiye ekonomisine çok ciddi katkıları olduğunu vurguladı ve Türkçe bilen, Türkiye’ye entegre olmuş ciddi bir yeni nesil Suriyeli nüfusun oluştuğunu ifade etti.
Yılmaz’a göre bundan sonraki sürecin, geri dönüşler üzerinden değil; Türkiye ve Suriye arasında güvenlik, ticaret ve karşılıklı iş birliğine dayalı bir entegrasyonla şekillenmesi planlanmaktadır.
Bu akıl, “Türk-Arap-Kürt ittifakı” diye seslendirilen projenin aklıdır.
Peki Türk-Arap-Kürt ittifakı kimin aklıdır? Malazgirt’e, Çanakkale’ye ortak çıkarmak kimin aklıdır?
Bunlar, politik psikoloji yöntemleri kullanarak milletin direncini kırmak ve bu sayede devletin kuruluş felsefesini değiştirmeye çalışmak anlamına gelir.
Bunlar, fiilen değiştirilen rejimi, Anayasal olarak da değiştirmenin son adımlarıdır.
27 Haziran 2026
Arslan BULUT
KAYNAK: https://yenicaggazetesi.com/
