Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, CHP’de hukuka aykırı mutlak butlan kararıyla başlayan sürece ilişkin “Türkiye’nin muhalefet açığı giderek daha fazla büyüyor. Siyaset kurumunun koltuk ve kariyer sevdalılarının elinde düşürüldüğü içler acısı hali gördükçe inanın, ülkemiz adına biz üzülüyoruz. Rakibimiz de olsa muhalefet de olsa Türkiye’nin ikinci büyük partisinin kavgayla gerilimle anılmasını doğru bulmuyoruz. Kalitemize ve kalibremize uygun bir muhalefet arayışımız bugün de devam etmektedir” dedi.


Erdoğan, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasından tam bir ay önce, Ankara Spor Salonu’nda düzenlenen AK Parti 8. Olağan Büyük Kongresi’ndeki konuşmasında da “Demokrasiyi, üzerine terör ve hırsızlık gölgesi düşürerek zehirleyen, iftirayı ve çarpıtmayı siyasal iletişimin merkezine yerleştiren, hakikatle ilişkisi her geçen gün daha da kopan bir muhalefet sorunumuz vardır. Ülkemizin ve milletimizin her meselesinin çözüm adresi gibi, bu toksik demokrasinin panzehiri de AK Parti ve Cumhur İttifakı’dır. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, hem vesayetin, hem siyasi istikrarsızlığın, hem de toksik demokrasinin önündeki en büyük engeldir. Türkiye Yüzyılı’nı inşa ederken, muhalefeti dönüştürme görevimizi de adım adım yerine getirmekten kaçınmayacağız. Bunu da hep olduğu gibi siyasetin er meydanında yapacağız.” demişti.


Erdoğan, “Muhalefeti dönüştürme görevimizi siyasetin er meydanında yapacağız.” dedi ama bu iş, siyasetin er meydanında değil, adliye koridorlarında sürdürüldü!

İlk derece mahkemesi, yeni kongreler ve olağanüstü tüzük kurultayı gerçekleştirmiş olmasını gerekçe göstererek, CHP hakkında açılan davaların konusuz kaldığına hükmetti ve 2023 kurultayının iptali talebini reddetti.

İstinaf mercii olan Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi ise delege iradesinin baskı veya menfaat temini yoluyla zedelendiğine dair somut bulgular olduğu kanaatiyle butlan kararı verdi ve eski genel başkanı görevine iade etti. Oysa, siyasi partilerin seçim işlerinde, tek yetkili Yüksek Seçin Kurulu’ydu ama oradan da ses çıkmadı. Dava Yargıtay’a götürüldü ama tedbir kararı alındığı için CHP Genel Merkezi kapısı kırılarak resmen işgal edildi.


“Erdoğan’ın ‘muhalefeti dönüştürme’ görevi” konusunda CHP Ankara milletvekili Tekin Bingöl, 7 Şubat 2025 tarihli Cumhuriyet’te bir makale yazdı ve “Bu itirafı, muhalefetin bazı kesimlerini kendine benzeterek etkisizleştirmeye; bazılarını yok etmeye, baskı ve zor yoluyla ortadan kaldırmaya çalışmasıyla somutlaşıyor. Bazılarını ise toplumsal muhalefetin kontrol altında tutulmasına yarayacak ancak kendisine zararı dokunmayacak şekilde tutmak istiyor. Muhalefet ne yapacak? İktidarın arkasına hizalanacak mı? Erdoğan’ın kendilerini görmek istediği sınırlara hapsedecek mi? Yoksa Türkiye’de bütün yurttaşların barış, huzur ve refah içinde yaşamasının teminatı olmak için iktidar yürüyüşünü kararlılıkla sürdürecek mi? Asıl soru ve yanıt burada.

Muhalefeti dönüştürmek anlayışı, otokratik ve baskıcı yönetimlerin uygulamasıdır. Erdoğan hangi yönteme, hangi baskıya başvurursa başvursun muhalefeti dönüştüremeyeceğini görecek. Ama muhalefet ilk seçimde iktidar partisini yenerek Erdoğan’ı emekli edecek.” dedi.


Google’ın yapay zekâsı, “kendi muhalefetini kendin yarat” konusunu şöyle özetliyor:

“Siyasi terminolojide ve iletişimde ‘kendi muhalefetini kendin yarat”’ kavramı, iktidarların veya güçlü yapıların, kendi kontrol alanlarında tutabilecekleri, sistemi tehdit etmeyen ve kendi lehlerine bir denge unsuru oluşturacak alternatif sesler (muhalif figürler veya partiler) dizayn etme stratejisini ifade eder.

Bu kavramın temel dinamikleri şunlardır:

  • Kontrollü Alan: Gerçek bir sistem değişikliği talep etmek yerine, sınırları çizilmiş bir alanda eleştiri hakkı tanınarak muhalif enerjinin sisteme entegre edilmesi.
  • Alternatif Bölünmesi: Mevcut ana muhalefeti zayıflatmak veya seçmen tabanını bölmek amacıyla yeni ‘makul muhalefet’ odaklarının desteklenmesi veya teşvik edilmesi.
  • Danışıklı Dövüş: Görünürde sert bir rekabet veya eleştiri varmış gibi görünmesine rağmen, arka planda yapısal statükonun korunması.”

Erdoğan, söylediği gibi adım adım muhalefeti dönüştürme stratejisi uyguluyor ama kalibresine değil keyfine göre bir muhalefet tasarladığı ortada…

Sürecin sonunda kimin kazanacağını, halkın ve muhalefetin iradesi belirleyecektir.

24 Haziran 2026

Arslan BULUT

KAYNAK: https://yenicaggazetesi.com/


Yorum bırakın