Ben Türklüğe, Türklüğün fıtrattan gelen kanına, damarlardaki asil kana inanıyorum. Türklük geçmişte birkaç kez büyük oldu. Yakın geçmişte bir kez daha Ergenekon’dan çıktı ve büyümeye yöneldi. Bütün bunları biliyorum, gelecekte yine büyük olacağımıza inanıyorum.

Ancak…

Ancak bu bilgi ve bu inanç, içinde bulunduğumuz tehlikeyi görmeme engel olmuyor.

Büyük bir tehlike içindeyiz ve uyanmazsak bu tehlike, bugüne kadarki tahribattan çok daha büyük tahribata yol açacak.

Tehlike, Türkiye Cumhuriyeti’nin Türk devleti olmaktan çıkarılma tehlikesidir.

Önce, T.C. vatandaşı oldukları için zaten Türk olan insanlarımız Türk, Kürt, Laz, Çerkez, Boşnak… denilerek etnik bölümlere ayrılmış, Türk üst kimliği alt kimliklerle eşitlenmiştir.

Ardından açılım politikaları uygulanarak etnik bir grupla pazarlıklar yapılmış, alt kimliğin palazlanmasına yol açılmıştır. İlk açılım politikasından cesaret alan alt kimlik, ülkeyi bölünmeye götürecek taleplerde bulunmaya başlamıştır.

Değişik adlar alan yeni süreçte de terör örgütünün müebbet hapse mahkûm elebaşısına statüler veriliyor, örgütün siyasi uzantısı ile pazarlıklar yapılıyor. Siyasi uzantının sözcüleri de ortaklıktan söz ediyorlar.

Suriye’den gelenler ayrı bir tehlikedir. Önce Suriye sınırındaki mayınlar kaldırılmıştır. Sonra Suriye’nin iç işlerine karışılmış, milyonlarca Suriyelinin vatanımıza girmesine göz yumulmuştur. Bununla yetinilmemiş, Suriyelilerin bir bölümü vatandaş yapılmıştır. Şimdi de bazı yetkili ağızlar “Suriyeliler geri dönmeyecekler.” demeye başlamışlardır.

Bütün bu fiilî durumlar artarak devam ederken en yetkili ağızlar “Türk, Kürt, Arap” demeye, Türk saymadıkları bazı grupları tarihimize de ortak göstermeye başlamışlardır.

Bir de… Üstüne üstlük… Bazı yetkili, yetkisiz ağızlar bütün bu süreci “devlet aklı”, “devlet politikası” olarak sunuyorlar. Devlet, Türkiye Cumhuriyeti’ni Türk olmaktan çıkaracak öyle mi? Ülkeyi Türk’ün değil, içinde Türk de bulunan birkaç grubun ortak devleti yapacak öyle mi? Ve siz buna “devlet politikası, devlet aklı” filan diyeceksiniz.

Sizin küçücük aklınız da korkak ve tavizkâr siyasetiniz de “devlet aklı” olarak nitelendirilemez.

Hiçbir kişi, kurum, parti kendini devlet yerine koyamaz. İktidarda olsalar da makamları çok yüksek olsa da bunların hiçbiri kendini devlet sayamaz. Devlet, bütün Türk vatandaşlarının oluşturduğu tüzel kişiliktir, hiç kimsenin tapulu malı değildir.

Tehlike çok büyüktür. Türk vatandaşları “devlet politikası” sözlerine inanmamalı, politika veya sürecin ülkeyi nereye sürüklediğine dikkat etmelidir.

Kendisini devlet yerine koyan zulme karşı bütün muhalefet birlikte hareket etmelidir. Zulme karşı koymanın tek yolu birlik olmaktır. 27 Haziran’daki Tandoğan mitingine şu parti bu parti demeden bütün muhalifler katılmalıdır. Hatta muhalifler ortak mitingler düzenlemelidir.

Ancak birlik olmuş millet zalimin hakkından gelebilir.

21 Haziran 2026

Ahmet B. ERCİLASUN

KAYNAK: https://yenicaggazetesi.com/


Yorum bırakın