Ben tahsil hayatı yıllarında göğsünü gere gere ANDIMIZ okuyan bir neslin mensubuyum. Bu işi bir Türk çocuğu olmanın, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin yetişen bir evladı olabilmenin, “doğru ve çalışkan” olmanın; küçükleri severek sahip çıkmanın, büyüklerine saygılı olmanın (töre ve edep); “önce ülkem” demenin; yükselip ileri gitmenin; hasılı bu yolda varlığını millet yoluna armağan edebiliyor olmanın vatanın yetişen çocuklarına bir görev olduğu şuuruyla yapıyorduk. ANDIMIZ’ı okuyarak gelen neslin mensubu olan bütün vatandaşlarımız şöyle arkalarına yaslanıp bir düşünsünler… İnanıyorum ki, çok büyük bir çoğunluğumuz, çok da büyük bir ihtimalle konuyla ilgili olarak( yukarıda arza çalıştığım gibi) benimle aynı istikamette düşüneceklerdir. Yani, Andımız çok faydalı birşeydi, hiçbir zararı da yoktu. Yetişen nesillere yurdu, milleti, Cumhuriyeti sevmeyi telkin ediyor, aşılıyor olmanın ne gibi bir kötü yanı olabilirdi ki ?…”Andimiz kötüdür/ ya da kötüydü ” , ” faydalı degildir/ya da degildi”, ” zararlıdır/zararlıydı” demenin bir tek izahı olabilir… Çocuklar ( yetişen nesil) vatanı sevmesinler, millete, milletin varlığına bağlı olmasınlar, yükselen ileri bir toplum ülküsünden uzak dursunlar; velhasıl nemelazımcı, kozmopolit, bencil bireyler olsunlar. ANDIMIZ’ı istememek, zararlı olduğunu düşünmek ve yasaklamak hem vallahi, hemi de billahi bu demektir.

İşin en garip, en acı, en üzücü yani da bu… Eğer MHP istemiş olsaydı, bugün Andımız okullarımızda çatır çatır okutuluyor olurdu. MHP istemediği -hangi sebeplerle ve hangi kafayla isteyemediyse artık- için bugün ANDIMIZ yasak. Bunun bir başka izahı yoktur. Bütün MHP’liler bu ifritten sualin cevabını aramak ve bulmak zorundadırlar. “Türk milliyetçisiyim” diye gezebilmenin birinci şartı budur. Bu suale cevap bulamayan/ veremeyen hiçbir ferdin “milliyetçiyim” diye gezme hakkı yoktur.

Bir ANDIMIZ tutturdu bırakmıyor; ANDIMIZ’a taktı gidiyor, diyebilirsiniz de, takılmayacak gibi değil ki…

Türk çocuklarına “Türküm” demeyi yasaklamak nasıl bir duygu durumudur, onu irdelemek ve ona kafa yormak lazım.

16 Haziran 2026

Şevket Bülend YAHNİCİ


Yorum bırakın