Hepimiz hukuk devletinin ortadan kaldırıldığını görüyoruz. Üstelik bunu Siyasal İslamcı bir iktidar yaptı.
Yakın tarihte, Ergenekon, Balyoz ve Casusluk davaları ile devletin, milletin ordusuna kumpas kuran yargı mensupları ile karşı karşıya kaldık. Bugün de tek başına iktidara yürüyen ana muhalefet partisine karşı yargı operasyonları sürdürülüyor. Burada herkes farkında ki hedef adaleti sağlamak değil, CHP’yi iktidar alternatifi olmaktan çıkarmaktır.
Peki neden böyle oldu? Siyasal İslamcı İktidar, bu adaletsizliğe neden saptı? Prof. Dr. Yümni Sezen başkanlığındaki Toprak Hattı Grubu, “İslam ile İslamcılık arasındaki farklar ve İslamcılığın toplum üzerindeki olumsuz etkileri”ni inceledi:
*İslamcılık bir ideoloji olması nedeniyle İslam’la aynı olması düşünülemez. Çünkü bu ideoloji artık İslam’ı sadece bir inanç ve tapınma olarak değil de devletin, hukukun, ekonominin ve toplumsal hayatın tek belirleyicisi haline getirmeyi hedef alır. Bu da muazzez dinin siyasi bir proje haline getirilmesinden başka bir anlam ifade etmez. Onun için vahyin ürünü olan İslam ile siyasi çekişmelere karşı oluşturulan ideoloji aynı olamaz. Nitekim İslam’ı siyasetin itici gücü haline getiren bütün yönetimler, İslam’ın hiç de onaylamadığı, hatta temelden reddettiği birçok uygulamanın öncüsü oldukları herkesin malumudur. Bu uygulamaları şöyle sıralamak mümkündür:
1- Dini dünyevi amaç ve çıkarlar için araç haline getirmek,
2- Dinin kutsallığına gölge düşürmek,
3- Siyasi çıkarlarla hükümet politikalarını din üzerinden meşrulaştırmaya çalışmak,
4- Her türlü başarısızlığı, hatta kamu malı talanı ile yolsuzlukları din üzerinden açıklayıp olumlamaya çalışmak,
5- Kutuplaştırma ve ötekileştirme esas alınarak toplumu “biz ve onlar”, “hak ve batıl”, “dindar olan ve olmayan” şeklinde kategorize etmek,
6- Kendileri gibi düşünmeyenleri Müslüman da olsalar yetersiz kabul edip İslam’a uygun bulmamak,
7- Fikir ve düşüncede çeşitliliği reddedip imkânlar ölçüsünde tek tipleştirmeye çalışmak,
8- Devletin gücüne dayanarak tek bir makbul Müslüman profili inşa etmeye gayret göstermek,
9- Radikalleşme ve şiddete kapı aralamak,10-Şiddeti meşrulaştırmak için dini söylemlere yer vermek.
*Kısaca İslam, inanan bir kimse için manevi bir rehber iken, İslamcılık ya da siyasal İslam, dini bir güç ve yönetim aracı haline getirmektir.
- Montesquieu, “Din ile devlet birleştirildiğinde din kutsallığını, devlet ise, adaletini kaybetme tehlikesi ile karşı karşıya kalır” derken, İbn Haldun da “Din, gerçeği aramanın yolu olmaktan çıkıp iktidarın aracı haline geldiğinde hem inanç hem de adalet zarar görür” demektedir.
- İslamcılar, kendileri gibi düşünmeyen kimseleri Müslüman saymadıkları gibi sadece kendilerinin kurtuluşa ereceklerine inanırlar ve bu yersiz güven onları “inandım” demenin ötesinde ahlaka yönelik bir yükümlülüklerinin olmadığını düşüncesine sevk eder. Bunun için de mesela beş vakit namaz kıldığı halde Allah’ın yasaklayıp günah saydığı herhangi bir işi yapmakta hiç sakınca görmeyen nicelerine tanık olmaktayız.
- İslamcı yönetimlerin her yerde aynı görüntüyü sergileyerek halkın dert ve sıkıntılarını umursamamaları, onları makbul olan ve olmayan şeklinde ayrıştırmaları, onların İslam’la bağdaşmadıklarının bir göstergesidir.
- Zira onlar yoksul halkın sırtından yaşadıkları zenginliği, lüksü, konforu, şatafatı ve dökercesine harcamalarını halkın gözüne sokmaktan hiç mi hiç utanmazlar ve atalarımızın, “Kimi yer kimi bakar, kıyamet ondan kopar” özdeyişine de hiç aldırış etmezler. Goethe, böyle bir duruma işaretle diyor ki, “İnsanların ne kadar kötü olduklarını görmek, beni hiç şaşırtmıyor, fakat bu yüzden hiç utanmadıklarını görünce çok şaşırıyorum.”
Toprak Hattı’ nın işaret ettiği durumu Atatürk, 20 Mart 1923’te Konya Türk Ocağı’nda, şöyle anlatmıştır:
“Vaktaki Muaviye ile Hz. Ali karşıkarşıya geldiler. Sıffin vakasında Muaviye’nin askerleri, Kur’ân-ı Kerim’i mızraklarına diktiler ve Hz. Ali’nin ordusunda, bu suretle tereddüt ve zaaf husule getirdiler; işte o zaman hak olan Kurân, haksızlığı kabule vasıta kılındı. Ondan sonra bütün müstebit hükümdarlar hep dini alet edindiler.
Dört halifeden sonra din, daima siyaset vasıtası, menfaat vasıtası, istibdat vasıtası yapıldı. Bu hal Osmanlı tarihinde böyleydi, Emeviler, Abbasiler zamanında da böyle oldu.”
Yazık ki cumhuriyet döneminde de böyle oldu…
13 Haziran 2026
Arslan BULUT
KAYNAK: https://yenicaggazetesi.com/
