Müyesser Yıldız’ın https://muyesseryildiz.com/ ve https://12punto.com.tr/ sitelerinde yayımlanan Bora Kaplan Davası ile ilgili dünkü yazısını yoğun tempoda atlamışız.
Gerçekten de davanın bu celsesinde sanki Devlet Bahçeli sorgulanıyormuş gibi bir hissiyata kapılabilirsiniz!
Kamuoyunun dikkatlerine saygıyla sunuyoruz…
12 Haziran 2026
ÜLKÜ PINARI
İşte Müyesser Yıldız’ın dünkü yazısı:
ABK DAVASI: ‘SORGULANAN SANKİ DEVLET BAHÇELİ’YDİ’
İstinafın bozma kararından sonra yeniden görülen Ayhan Bora Kaplan suç örgütü davası sanıklarından M7 kodlu gizli tanık Serdar Sertçelik’in avukatı Alperen Ekinci, Sertçelik’in Macaristan’dan geldikten sonra yapılan sorgusunda, Sertçelik’in değil de adeta MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin, o zamanki Genel Başkan Yardımcısı Ulvi İzzet Yönter’in ve MHP yöneticilerinden Necmi Yıldırım’ın sorgulandığını öne sürüp, “Savcı ideolojik görüşümü sordu. Ülkücü, milliyetçi olduğumu söyleyince de ‘Hassasiyetinizi anlıyorum, ama bu dosya bildiğiniz gibi değil’ karşılığını verdi.” dedi.
Ankara 32. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Sincan Cezaevi yerleşkesindeki duruşma salonunda görülen davanın bugünkü celsesinde Serdar Sertçelik’in avukatları savunma yaptı.
Öncelikle Sertçelik’in örgüt yöneticiliği ile suçlandığı Bora Kaplan suç örgütü davasına ilişkin beyanda bulunan Av. Alperen Ekici, 2022’de başlatılan bu soruşturmada Sertçelik’in tanık olarak dahi ifadeye çağrılmadığını, 15 Eylül 2023 tarihi itibarıyla da örgüt yöneticileri ve üyeleri listesinde adının bulunmadığını vurgulayarak şunları söyledi:
“Kapama, şişirme bir dosya olduğu için yeni tanık, delil lâzım oluyor. 10 gün sonra akıllarına geliyor ve Nurullah Özgür Kopuk vasıtasıyla Serdar Sertçelik’le irtibat kuruluyor. Sonra baskı, tehdit, şantajla gizli tanık yapılıyor. Maddi gerçeğe ulaşmak yerine önceden kurgulanmış senaryoya uygun delil üretilmeye çalışılıyor. Öyle ki, daha Serdar Sertçelik KKTC’den gelmeden önce Yüksel Kocaman ve Osman Arslan’la ilgili araştırma yapılmış. Bu nedenlerle M7 gizli tanık beyanının dosyadan çıkarılması ve hükme esas alınmaması anayasal bir zorunluluktur. Polislerin kendi aralarında yaptığı yazışmalar ortada, daha başka nasıl ispatlayacağız? Serdar Sertçelik 31 Ocak 2026’da döndü, fikri değişti gibi bir algı var. Oysa Macaristan’dan 4 kez dilekçe gönderip bu ifadelerin kendisine ait olmadığını bildirmiş ve istinabe yoluyla dinlenmesini istemiş. Hâle bakın; M7 olana kadar hiçbir suçu yok, M7 olduktan sonra kendisini sözde örgütün sağ kolu yapmış.”
“BU DOSYA BİLDİĞİNİZ GİBİ DEĞİL”
Av. Ekici, Serdar Sertçelik’in Macaristan’dan gelmesinden sonra yaşananları da şöyle anlattı:
“Abisi beni arayıp avukatlığını yapmamı istedi. Bu arada CMK’dan Av. Ilgaz Teziç çağırılmış. Adliye’ye gittiğimde 3 kere kimlik kontrolü yapıldı, kim tarafından gönderildiğim soruldu. Müvekkilimle görüşmek istediğimde Savcı Mustafa Kaya görüştürmedi. Bu nedenle 31 Ocak’ta tutulan sözde tutanaklarda ben yoktum. Ama kamera ve HTS kayıtlarına bakıldığında, orada olduğum görülecektir. Beni araştırmışlar, ben de Mustafa Kaya’nın kim olduğunu biliyorum, ama… Savcı, Serdar Sertçelik’e, ‘Ya Ilgaz Hanım’la olur mu?’ diye sormuş. Niye olmasın, bu sorunun sorulmasının amacı nedir? 31 Ocak’ta Serdar Sertçelik’i ikna etmek, korkutmak için dosyayı bize vermedi; ama Kerem Gökay Öner’e, Nurullah Özgür Kopuk’a verdi. Bir hafta sonraki ifadesine girdiğimde Savcı, ‘Ne yaptın Serdar, düşündün mü?’ dedi. Neyi düşüneceğini sordum. Savcı Mustafa Kaya, müdahale etmememi istedi. Serdar Sertçelik’in ilk cümlesi, ‘Telefon bana ait değil’ oldu. Bize hiçbir kaydı göstermeden, sadece ‘Annenle, babanla konuştun mu?’ diye sordu. Niye? Çünkü Serdar Sertçelik’in etkin pişmanlıktan yararlanmasını istemiş, bunu yaparsa bırakacağını söylemiş. Aksi halde dosya çökecek, sanık müdürler ceza alacak. Öyle bir ifade aldı ki, sanki siyasi şubedeyiz. Sorgulanan da Serdar Sertçelik değil, MHP Genel Başkanı sayın Devlet Bahçeli, o zamanki Genel Başkan Yardımcısı Ulvi İzzet Yönter, Necmi Yıldırım. ‘Para indirmişsin’ falan… Telefonun ona ait olmadığına dair beyanını zapta geçirmesini istedim, ‘Cevabını yazmayacağınız hiçbir soruyu sormayın. Madem bu isimleri geçirmeyeceksiniz, niye soruyorsunuz?’ dedim; ama hiçbir cevabı zapta geçirmedi. İdeolojik görüşümü sordu. Ülkücü, milliyetçi olduğumu söyleyince, ‘Hassasiyetinizi anlıyorum, ama bu dosya bildiğiniz gibi değil.’ dedi. Adeta dünya görüşüm uygun olmadığı için dosyadan çekilmem istendi.”
“GENEL MERKEZ’DEN İCAZET ALINMAYA ÇALIŞILDI MI?”
Bu iddialarının ardından soruşturma savcısı Mustafa Kaya’nın tanık olarak dinlenmesini isteyen Av. Alperen Ekici, şu dikkat çekici soruları sordu:
“Poşet telefon savcılığa teslim edilmeden önceki 14 gün içinde Genel Merkeze götürüldü mü? İcazet alınmaya çalışıldı mı? Kapı dışarı edildiler mi, edilmediler mi?”
Av. Ekici şöyle devam etti:
“Telefonu kimin, kimlerin bulduğu belli değil. Telefonun bulunduğuna dair önce dilekçe, iki gün sonra telefon veriliyor. Dilekçe kime düşecek, Mustafa Kaya’ya mı, ona bakılıyor. Mustafa Kaya’ya düşmese verilmeyecek miydi, öyleyse neden? O gün tevzi yapan savcı, memur kim? Serdar Sertçelik’in illa bir şekilde bu telefonu kabul etmesi mi gerekiyordu? Buluntu telefondaki WhatsApp yazışmalarında tarih düzeni tutmuyor, görüşme yapılmış görünüyor; ama arama listesinde bu numara yok. Bu bile telefonda manipülasyon olduğunu göstermiyor mu? Savcı da hakim de avukat da baksa, görür. Madem öyle, şurada aynısını yapayım, getirip Başkanın kapısına asayım. ‘Serdar Sertçelik bir telefon daha gönderdi’ mi diyeceğiz? Görmemize gerek yok, bilirkişiye şu telefonun aslını verelim. Niye imtina ediyoruz? Şu anda bilirkişiler, buradaki yazışmaları doğrulayamıyor da yalanlayamıyor da, çünkü veri tabanı yok. Tek gerçek şu: iddia edilen yazışmaların yapıldığı tarihlerde Serdar Sertçelik cezaevinde; bunları yazma veya üçüncü şahıslar üzerinden yapma imkânı yok. Buluntu telefondaki amaç; bu dosyanın biraz canlandırılması ve polislerin kurtarılması, aklanmasıdır. Cezalandırılmaları veya beraat etmeleri umurumda değil; kirli ellerinizi bu dosyadan çekin, adalet yerini bulsun ve bu telefon kiminse, onu yargılayalım.”
“ORGANİZE ŞUBE HUKUKU KURMUŞLAR”
Macaristan’dan geldikten sonra Serdar Sertçelik’in sorgusuna CMK’dan çağırılan, daha sonra da Sertçelik’in vekaletli avukatlığını üstlenen Ilgaz Teziş de şunları söyledi:
“Gittiğimde ne savcıyı ne Serdar Bey’i ne Alperen Bey’i tanıyor, ne dosyayı biliyordum. Serdar Sertçelik’in savcıya ilk sözü, ‘Biz bizeyiz, saklamaya gerek yok. Gizli tanık ifademi siz almadınız mı? Ben gizli tanık savcısı görmedim.’ Oldu. Savcı, kamera kayıtlarını incelediklerini, Serdar Sertçelik’in 3 saat burada olduğunu söyledi. Bu, normal iletişime aykırı bir cevap değil mi? 3 saat 20 dakikanın tamamında savcının odasında olduğunu varsayalım; 19 sayfalık gizli tanık ifadesinin verilmesi, katibin yazması, düzeltemler ve imza için çok kısa bir süre. 31 Ocak’taki sorguda soru cevaplamadık, yazı aşaması olmadı, 7 saat sürdü. Bir hafta sonraki sorguda 3 sayfa ifade de tam 9 saat sürdü. 31 Ocak’ta savcı, Serdar Sertçelik’e etkin pişmanlıktan yararlandığı takdirde serbest bıraktıracağını söyleyince, Serdar Sertçelik’e bunun hukuka aykırı bir vaat olduğunu belirttikten sonra nasılsa bana vekaletini vermeyeceğini düşünerek, ‘İleride ihtiyaç olursa, bu hukuka aykırı vaat konusunda tanıklığınızı yaparım’ dedim. O yüzden de şimdi yeminli tanık olarak ifade vermek istiyorum.”
Savunmasının devamında Serdar Sertçelik’in M7 koduyla gizli tanık yapılması sürecinde yaşanan hukuksuzluklara dikkat çeken Av. Teziş, “Hukuka aykırı işler yapmayı usul haline getirmişler. Organize Şube hukuku kurmuşlar.” dedi.
Av. Ilgaz Teziş, Sertçelik’in daha Macaristan’dayken içindekilerin lehinde mi aleyhinde olduğunu bilmeden buluntu telefonun kendisine ait olmadığını açıkladığını hatırlatarak, bu telefonun polislerin kendilerini aklama projesinden başka bir şey olmadığını öne sürdü.
Av. Teziş, buluntu telefona ilişkin süreçte yaşanan çelişkilere dikkat çektikten sonra da, “Bu telefon ne durumda, akıbetini hâlâ öğrenemedik. Adli emanette mi, kayıp mıdır? Bir cevabımız yok.” diyerek, bu telefonda ve içindeki not kağıdında parmak izi çıkan Mustafa Öztaş hakkında soruşturma başlatılmasını istedi.
“Mustafa Öztaş Sorarlarsa Kabul Et Dedi”
Avukatların beyanlarının tamamlanmasının ardından buluntu telefonda Serdar Sertçelik’le görüştüğü ve yazıştığı belirtilen iki isim SEGBİS bağlantısıyla tanık olarak dinlendi.
Bu tanıklardan S.Z., 2020-2021’de babası hastalandığında Instagram hesabından Serdar Sertçelik’ten yardım istediğini, onun da babasının ameliyatını yaptırdığını, ancak hiç yüz yüze görüşmediklerini söyledi.
Mahkeme Başkanı’nın sorusu üzerine 2025’te askerliğinin Ankara’ya çıkması üzerine ikinci kez Sertçelik’le bağlantı kurduğunu, Sertçelik’in, “Ankara’da değilim” dediğini, sonrasında ona ait olduğu gözüken hesaplara mesajlar attığını, ama dönüş olmadığını belirtti.
İkinci tanık C.K. ise Serdar Sertçelik’i tanıdığını, ancak 7-8 sene önce kavga ettikten sonra hiç görüşüp konuşmadıklarını, düşman gibi olduklarını, hiçbir şekilde iddia edilen mesajın gelmediğini ve bir görüşme yapılmadığını anlattı.
Sanıklardan Önder Polat’ın avukatı Duran Göçer de C.K.’ye, “Mustafa Öztaş’ı tanır mısınız? Soruşturma aşamasında verdiğiniz ifade konusunda size telkinde bulunan, sizi yönlendiren oldu mu?” sorularını yöneltti. Bunun üzerine şu diyaloglar yaşandı:
C.K. : Mustafa Öztaş’ı tanırım, yakın arkadaşımdır. “Emniyetten, savcılıktan seni ararlarsa, kabul et” dedi. Neyi kabul edeceğimi sordum. “Yüz yüze konuşuruz.” dedi.
Başkan: Neyle görüştünüz?
C.K. : Telefon üzerinden
Başkan: Tarih?
C.K. : 1 seneyi geçmiştir. Jandarmaya 4-5 ay önce ifade verdim. Bundan 5-6 ay öncedir.
Başkan: Sonra yüz yüze görüştünüz mü?
C.K. : Hayır. Yurtdışına falan gitti. Paris, falan giden birisiydi.
Başkan: En son ne zaman görüştünüz?
C.K. : 10-15 gün oldu.
Başkan: Bir şey söyledi mi?
C.K. : Hiç bu konuya girmedi.
Savcı: Mesajla ilgili detay vermedi mi?
C.K.: Yüz yüze anlatırım dedi, ama bir daha konusu açılmadı.
Savcı: Sormadın mı?
C.K. : İfadeden sonra bir kere gördüm, kalabalık ortamdaydı. Konusu da geçmedi.
Sanıklar ve avukatlarına, tanık beyanlarına karşı diyecekleri sorulduğunda Serdar Sertçelik, “Allah işte bir şekilde ayaklarına dolandırıyor.” derken Bora Kaplan şöyle konuştu:
“Mustafa Öztaş C.K.’yi aradığında muhtemelen sarhoştur. Akşam 7’den sonra içmeye başlayınca kendisini kaybediyor. Sabah uyandığında, aradığını bile hatırlamamıştır. Telefonla ilgili söylenecek her şeyi söyledik. Artık vicdanınıza bırakıyorum.”
Bora Kaplan ve Serdar Sertçelik’in avukatları, Mustafa Öztaş hakkında tanığı etkilemeye teşebbüsten suç duyurusunda bulunulmasını isterken Av. Ilgaz Teziş, Sertçelik’in savcılık ifadesi sırasında yaşananları anlatmak üzere yeminli tanık olarak dinlenmesi talebini tekrarladı.
Savcı Sertçelik’in Yağmadan Tahliyesini İstedi
Duruşmaya yaklaşık 4 saat ara verildikten sonra mütalaasını veren Savcı, sanıklar ve avukatların taleplerinin büyük bölümünün reddi yönünde görüş bildirirken Serdar Sertçelik’in sadece Muhammet Sağ’a yönelik yağma olayından tahliyesine, Sertçelik ve Bora Kaplan’ın diğer suçlardan tutukluluğunun devamına karar verilmesini istedi.
Savcı, polis müdürlerinin beraatıyla sonuçlanan Cevheri Güven davasına ilişkin dosyanın getirtilmesini, buluntu telefondaki zaman kayması konusunda inceleme yaptırılmasını, Av. Ilgaz Teziş’ın tanık olarak dinlenmesini, savcı Mustafa Kaya’nın tanık olarak dinlenmesinin reddedilmesini, Serdar Sertçelik’in M7 kodlu gizli tanık ifadesinin dosyadan çıkarılmasının ve Mustafa Öztaş hakkında suç duyurusunda bulunulmasının ise yargılama sonucunda değerlendirilmesini talep etti.
Mütalaaya karşı beyanı sorulan Serdar Sertçelik, “Allah rızası için telefondan tahliye edin. Her şeyi anlattık. İlla Mustafa Öztaş’ın bu telefonu yaparken kamera kaydı mı çıksın?” derken Bora Kaplan, en önemli taleplerin reddinin istenmesine, “Akla ziyan. Böyle bir hukuk anlayışı yok” diye tepki gösterdi.
Avukatlardan Alperen Ekici de savcının dosyanın kapatılmasına yönelik taleplerde bulunduğunu, bu şekilde bir yere varılamayacağını belirterek, buluntu telefonun aslının incelenmesi taleplerinin olduğunu hatırlattı. Av. Yakup Kılıç ise daha buluntu telefonun nerede olduğu bilinmezken, delil karartmadan söz edildiğini vurguladı.
1.5 saatlik aranın ardından Mahkeme Başkanı, Serdar Sertçelik’in avukatı Ilgaz Teziş’in yeminli tanık olarak dinlenmesi başta olmak üzere taleplerin büyük bölümünün reddine karar verildiğini, Mustafa Öztaş’la ilgili yalan tanıklık ve tanığı etkileme suçları ile M7’nin ifadesinin dosyadan çıkarılmasının hükümle birlikte değerlendirilmesinin, buluntu telefonun aslının ise diğer incelemeler tamamlandıktan sonra bilirkişiye gönderilmesinin kararlaştırıldığını açıkladı. Serdar Sertçelik’in Muhammet Sağ ve Mehmet Taha Ergin’e yönelik yağma olaylarından tahliyesine, Sertçelik ve Bora Kaplan’ın diğer tüm suçlardan tutukluluğunun devamına karar veren mahkeme, duruşmayı 3-4 Eylül’e erteledi.
Kararlar üzerine Bora Kaplan tepki gösterince Başkan, “Taleplerinizin büyük bölümünü kabul ettik.” dedi.
11 Haziran 2026
Müyesser YILDIZ
