1 – Genç Parti’nin liderinin Ürdün vatandaşı olduğu belgelenmisti. Vatandaşlıktan çıkarılması gerekirdi. İmzalamadık.
2 – Yine bu Parti seçime girme ehliyetini haiz değildi. (İçişleri Bakanlığı ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı siyasi partiler masası tespitleri o yöndeydi) Sabih Kanadoğlu çok yazdı, çizdi o zaman…
3 – Bu Parti seçime sokuldu %8’den fazla oy aldı, bütün dengeler alt-üst oldu. Bu butlana bakan hakim/hakimler o zaman ne derlerdi acaba?..
4 – Dehap’ın da seçime girme yeterliği söz konusu değildi, o da seçime girdi, oyunu aldı.
5 – Bahis konusu seçimler ciddi hukuk gözüyle incelenmedi, görmezden gelindi. Kesin “mutlak butlan”lık olduğuna inanırım. Sabih bey de bu ülkenin başsavcılık yapan bir hukukçusu olarak aynı düşüncedeydi, kimse dinlemedi, kimseye dinletemedi. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısını dinlemeyen ülke, yıllar sonra ilce hakimleri, istinaf mahkemeleri ile verilen kararların (yetkisizlik ve görevsizlik problemi var mıdır?) muhatabı oldu.
6 – Diploma krizi, ya da diplomasızlık iddiaları yaşandığını biliyoruz. Hala bu yöndeki iddialar ve ısrarlı talep sürüyor. Böyle bir konuda butlanı düşünebiliyor musunuz ? Ülkenin onlarca yılı silinir, alimallah…🤔
7 – 2 Temmuz 2002 günü TBMM erken secim yönünde bir karar almadı. Oturumu yöneten başkan “ben saydım oldu” dedi. Saymadı da… Hepimiz oradaydık, şahit olduk. MHP, DSP, ANAP grubundaki arkadaşların büyük çoğunluğu içerde değil dışarıdaydı; içerde “evet” kullananlar azınlıktı; çoğu arkadaş da ( DSP, MHP ve ANAP mensubu birçok kişi ) hiç oy kullanmadı… Ne ” evet”, ne “hayır”a el kaldırmadı. Ama, ” saydım, oldu” denildiği için 3 Kasım için erken secim kararı alınmış sayıldı. İtiraz yeri ve makamı olmadığı için de seçime gidildi. Keşke o zaman bir asliye hakiminden mutlak butlan kararı istenseydi. Hiç aklımıza gelmedi. 🤣
24 Mayıs 2026
Şevket Bülend YAHNİCİ
