Merak ettik…
Başlıktaki sorunun cevabı Anton Çehov’un aşağıdaki öyküsünde!
“Mutlak butlan kararı, bir hukuki işlemin (sözleşme, evlilik vb.) kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine veya kişilik haklarına aykırı olması nedeniyle baştan itibaren kesin olarak hükümsüz (geçersiz) sayılmasıdır. Bu karar, işlemin “yok” hükmünde olduğunu tescil eder, sonradan düzeltilemez ve herkes tarafından ileri sürülebilir.”
Peki “mutlak butlan” ile bir siyasi parti kurultayı arasında ne gibi bir ilişki olabilir?
” Siyasi partilerin büyük kongreleri ve il/ilçe kongreleri, ilgili seçim kurulu hakiminin gözetiminde yapılır. Hakim, kurultayın tüzüğe uygun başlayıp başlamadığını, seçimlerin gizli oy-açık tasnif ilkesine göre yapılıp yapılmadığını denetler.”
“Kongrelerde yapılan seçimlerde usulsüzlük iddiaları, oy sayım sonuçları gibi konular doğrudan İlçe Seçim Kurulu’nun yetki alanındadır.”
“Kurultay sırasında veya hemen sonrasında yaşanan usulsüzlüklere karşı ilk itiraz yeri ilgili seçim kurullarıdır.”
“Siyasi parti kurultayları ve organ seçimleriyle ilgili nihai uyuşmazlıklarda adli yargı (Asliye Hukuk Mahkemeleri) görevlidir. Özellikle kurultayın iptali veya alınan kararların “mutlak butlan” (kesin hükümsüzlük) ile sakat olduğu iddiaları bu mahkemelerde görülür.”
Hakim Ne Zaman Müdahale Eder?
Toplantı Yeter Sayısı: Kurultayın tüzükte belirlenen delege sayısı ile toplanıp toplanmadığını kontrol eder.
Seçim Usulü: Gizli oy, açık tasnif kuralına uyulup uyulmadığını denetler.
Tutanakların Onayı: Kurultay sonunda yapılan seçim tutanakları hakim tarafından imzalanarak kesinleşir.
Özetle, hakim denetimi siyasi partilerin iç demokrasisini korumak ve seçim sonuçlarının şaibesiz bir şekilde kayda geçmesini sağlamak için kurgulanmış bir yargısal gözetim mekanizmasıdır.
Anton Pavloviç Çehov, Rus oyun ve kısa öykü yazarıdır. Tarihte kısa öykü alanında en iyi yazarlar arasında sayılmaktadır. 29 Ocak 1860 Taganrog, Rusya’da doğmuş.
15 Temmuz 1904 (44 yıl Yaş) Badenweiler, Almanya’da vefat etmiştir.
Çok kısa yaşamında kültür ve edebiyat alanında çok değerli eserler bırakmıştır.
Çok kıymetli bir takipçi dostumuz göndermiş. Anton Çehov’dan…
Rusya’nın ücra bir köyünde, rayların vidalarını sökerken yakalanan bir köylü sorgu odasındaydı.
Müfettiş: “Binlerce insanın canına kastettiğinin farkında mısın? Neden söküyorsun o vidaları?”
Köylü:”Sadece bir vida beyim… Oltama ağırlık yapması için lazım. Ben kimseye zarar vermem. Hem tüm köy böyle yapar; bir vidayı sökeriz, birini bırakırız. Fizik dersinde öğrendik, yük dağılır, tren devrilmez.”
Müfettiş: “Delilik bu! Muhtar görmüyor mu bunu?”
Köylü: “Görmez olur mu? Karakolun ve kendi evinin kilitlerini bile bu vidalardan yaptırdı. Bedava sonuçta…”
Müfettiş: “Peki ya maaşınızı artırsak? Vazgeçer misiniz bu hırsızlıktan?”
Köylü: “Mesele para değil beyim, mesele alışkanlık. Adaleti ve ahlakı çocukken öğretmezseniz; büyüdüğümüzde cebimiz para görse de biz o vidaları sökmeye devam ederiz.”
Müfettiş, bu cehaletten dehşete düşerek raporunu yazmak üzere başkente giden trene bindi. Camdan dışarıyı izlerken kendi kendine mırıldandı: “Bu sefalet bir gün felakete yol açacak…”
Tam o sırada ray kenarında elinde iki tane vida tutan küçük bir çocuk gördü. Çocuk gülümseyerek el sallıyordu. Müfettiş dehşetle bağırdı: “Treni durdurun!”
Ama çok geçti. Kulakları sağır eden o metal çatırtısı duyuldu.
Çocuk ne fizik biliyordu ne de “bir söküp bir bırakma” kuralını. O sadece büyüklerinden gördüğünü yapmıştı; ama yan yana iki vidayı birden sökmüştü. Tren devrildi.
Cehaletin ektiği tohum, adaletsizliğin suladığı toprakta dev bir felaket olarak biçilmişti.
23 Mayıs 2026
ÜLKÜ PINARI
