Bugün Özgür beyin bir demeci çıktı. Butlan kararı sonrası açıklamasında “butlana karşı 2. parti seçeneğini düşünmedik” dediği şeklinde bir beyanı yer aldı. Peki “yedek parti” lafı nereden çıktı, kim söyledi de “yedek parti” lafı durup dururken gündeme girdi. Özgür bey de tıpkı Kemal bey gibi kararı önceden öğrenmiş miydi ?.Bence bildiği ve öğrendiği için o zaman bu “yedek partimiz hazır” beyanını vermişti. Şimdi “yok” dese de, o günlerde bunu ifade etmişti.
Kararın “mutlak butlan” yönünde çıkacağını herkes biliyordu, ya da öğrenmişlerdi. Kılıçdaroğlu’nun kararı daha önceden öğrendiği için karar öncesi böyle bir açıklama yapmış olduğu konuşuluyor. Ancak kararın ne olduğunu, ya da ne yönde çıkacağını bilen bir tek Kılıçdaroğlu değildi. Anlaşılan o ki, Özgür bey de kararın ne olacağına dair istihbarat almış ve bilgi sahibiydi. Çünkü, Partiyi kastederek ve kararın bu yönde olacağı bilgisini aldığı için “partinin yedeği hazır” açıklamasını yapmıştı. Eğer işler o yönde ilerler ve gelişirse o gün kastettiği “yedek parti” devreye girecek demektir. Seçimlere AKP+MHP+DEM+HÜDAPAR vs. ittifakını oluşturan cumhurla, Kılıçdaroğlu’nun CHP’si ile Özel’in kurma planını yaptıklarını söylediği “yedek partisi” ve diğer partiler girecek demektir. Erdoğan ve temsil ettiği sistem bir çeyrek yüzyıl daha kazandı demektir. 🤔
Peki bu karar doğru ve hukuken kabulü mümkün bir karar mıdır?… Şahsen ben yaşı ilerlemiş, eski bir hukukçuyum. 18 yaşından beri siyasetin göbeğinde oturmakta olduğumuzdan dolayı bir nebze Anayasa, siyasi partiler mevzuatı gibi konularla yakın ilgimiz oldu. 21. dönem parlamentosunda Anayasa Komisyonu’nda yönetici olarak görev yaptık. Anayasa değişiklikleri, seçim mevzuatı, siyasi partiler mevzuatı, şeffaflık, seçim güvenliği gibi konular hem Komisyonun gündemi oldu, hem de çeşitli vakif ve STK’larla, üniversitelerle bu konuları çalıştık. Mevzuatımız partilerin kuruluşunu, işleyişini, iç yapılanmasını, İl, ilçe, genel merkez yapılanmalarını, delege mevzuatını, yani içişlerini diledikleri gibi tanzime (tüzükler, yönetmeliklerle) ve serbest hareket etmelerine uygun bir düzenleme getirmek istemiştir. Anayasa, yasalar (ve özellikle de Seçim ve SPK) vasıtasıyla da bir gevşek denetim/kontrol sistemi getirmiştir. İçişleri Bakanlığı’nda siyasi partilere bakan masa, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ilgili birimleri ile de bu kontrol/denetim işini yürütmeyi düşünmüştür. Ayrıca hesapların incelenmesi de (devlet yardımı vs. harcamalar ) Anayasa Mahkemesi ilgili birimlerince ( bazen Sayıştay desteği alınarak) yürütülür. Ancak özellikle MHP’nin kongre dönemleri ile ilgili tartışma örnekleri, bu örneklerle konunun ilgisiz adli merciler nezdine taşınması gibi olumsuz gelişmeler sonrasında yargı organlarının (yürütmenin de dahli ve yönlendirmeleriyle) konunun içine daldırıldığına şahit olduk. Bunların normal, tabii, hukuki ve geleneğe uygun işler olduğunu söylemek mümkün değildir. Son örnekle de “mutlak butlan” kararı noktasına gelinmiş olması; normal, hukuki bir iş olarak görülemez, siyasi partilerin iç işleyişine karışmama konusundaki gelenek de ortadan kalkmıştır. Siyaset ve yürütme menfaati hukukun üstüne çıkmıştır. Zira, ülkemiz kuvvetler ayrılığının yasama, yürütme, yargı sacayağını çoktan beridir, terketmiştir. Yürütme erki, yasama ve yargı erkini uhdesine almış durumdadır. Bu demokratik, anayasal bir hukuk devletinin kabul edeceği bir yol değildir.
Kifayetsizler muhteris; muhterisler kifayetsiz… Öyle hemen düşünmeden “her ikisi de aynı şey değil mi, ne saçma söz ” demeden önce bir iyice düşünün. Muhterislerinin kifayet, ehliyet, liyakat sahibi olmadığı; kifayetsizliği, ehliyetsizliği, liyakatsızlığı ispatlanmış kişilerin ise ihtiraslarına gem vurulamadığı bir toplumun yaşayacağı kaderi (ya da kadersizliği ) daha iyi anlarsınız.
Bu işin en kötü yanı da benzer tipteki insanlarda kendilerini marifet ehli belleme, enaniyet, narsizm, halini ve haddini bilememe duygularının çok gelişmiş olmasıdır.
Hukuk altüst olmuştur. CHP kurultayını yapmış YSK seçilenlere mazbatalarını vermiştir. Hani YSK kararları kesindi. Mazbata vermek de bir karar değil midir ?..
Özgür bey ve arkadaşlarının mazbatasını veren kararı bir bölge adliye mahkemesi tanımamıştır da mı “mutlak butlan” demiştir?..
Acaba, YSK da bu karar doğrudur, benimki yanlıştı mı diyecektir?
22 Mayıs 2026
Şevket Bülend YAHNİCİ
